İçeriğe git


Resim
- - - - -

Işık ve Karanlık


  • Please log in to reply
Bu konuya 18 yanıt gönderildi

#1 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 06 Eylül 2009 - 11:04 ÖS

siteye girdikçe bu hikayeyi yarım görüp duruyorum ve sinirlerimi bozuyor:D hadi bitirelim şu işi.

Kapılara dayanan şeytan ordusu gökgürültüsü gibi çarpıyordu sortilagenin kapılarına büyülü kalkan artık daha fazla tutunamayacaktı.Gökyüzü kararmaya başladı.Güneş ufukta dağların arasında kaybolmak üzere saatler önce batmalıydı ama yeniden batıdan doğdu ve gökyüzüne ulaştı.
Numenor, Ezgalor ve birkaç kişi dışında bu olay farkedilicek bi nitelik bile taşımıyordu fakat işte zamanı gelmişti...Bu kıyametin habercisiydi.
Bir kaç saat içinde artık kalkan tamamen yok olduğunda şimşek gürültüleri ve depremler arasında dev kapı açıldı.İki ordu birbirine doğru atıldı.Deprem o kadar şiddetliydiki Sortilage'nin gökyüzünü yaran iffetli denebilicek kuleleri yıkılıyor orduların üzerine düşüyordu.Numenor kılıcını ustaca kullanarak ilerlemeye çalışıyordu.Üstüne atlayan şekil değiştirmiş bir elf druid, ona değer deymez bin parçaya bölündü.Kulaklarında bir rüzgar fısıltısını yeniden duydu Numenor:
Hizmetkarıma zarar gelmesini istemem...Hadi küçük kuş..Uç!Uç ve beni kutsal kıyametime çağır.Uç ve dünyaya korkumu sal.
Numenor kulenin tepesinde korkuluklara ellerini dayamış aşşağıya doğru bakan Ezgalor'un mavi alevler saçan gözünü gördü.İşte anahtar oradaydı.Kendini kontrol edemiyordu benliği sanki yerinde değildi.Hareketleri şimdi daha bir yabancıydı.Dev kulenin kapısına geldi ve kapıyı tekmeleyerek açtı.Kapıdaki tükenmiş mühür hala yerinde olsaydı Numenor muhtemelen ayağını kırabilirdi.Oval odanın ortasında duran ve onu Ezgalor'un yanına ışınlayacak olan portalı simgeleyen runlü daireye yaklaştı.Ama arkadan bir tıslama sesile birlikte portal mühürlendi.
-Yolun sonu burası.
Hızla arkasını döndü.Elebor...
Alaycı bir gülümseme takındırdığı mimikleriyle Eelebor'la sanki alay ediyordu:
-Ah...12 paladinin dürüst komutanı.Kutsal onikinin mirasçısı güneşin doğuşu büyük komutan, orc doğrayan yarı elf, büyücü kanı taşıyan hain Eelebor...ne büyük onur...
Elebor yüzünü buruşturdu:
-Kelimelerine dikkat et seni küçük sıçan.Slavyn'deki gibi seni kurtarıcak tanrın şimdi yanında değil ve artık hareketlerini mazur görüp meşru bir şekilde seni duelloya taktimm edicek sabrımıda yitirmiş bulunuyorum.
Arkadan diğer üyelerde belirdi.Ryhu, Robert, Kael, Aaylah, Oslo...ve diğeleri.
-Söyle bana!Uğrunda inandığıun tartışmasızca savunduğun namuslu ve savunmasız insanları öldürmek canını acıttı mı?
Numenor gülümsedi:
-Peki sen söyle beni ölümün soğuk ellerine bırakmak seni daha iyi hissettirdi mi ?
Kael ileri atıldı:
-Sen lanetlenmişsin oğlum!Sana oğlum demeye, damarlarında benim kutsal kanımı taşımana bile sabredemiyorum!
-Bende senin gibi aptal ve hiçbir ideolojisi olmayan yaşlı bir bunakla aynı ırkı paylaştığım için kendimden utanıyorum dahada kötüsü ben senin oğlunum.(pis bir sırıtış) değil mi?

Elebor ileri doğru atıldı ve balyozunu kavradı.
-Yeterince konuştuk.İroniyi bırak.Yolun sonuna geldin.Burada onurlu bir şekilde can verebilirim.Sırf senin ölmeden önce yalvaran gözlerini görmek için...
-Günaha girme Elebor...hıh...bari ben ölünce dünyanın kurtulucağı hakkında naralar atsaydın.
Suuuuuus!
Bir anda 12 paladinde ileri atıldı.Numenor kılıcını kaldırdı ve gelen her darbeyş bertaraf etti.Sırtına bir balyoz indi.İnleyerek yere düştü.Başına gelicek olan bir diğer balyozdan son anda sağa yuvarlanarak kurtuldu.Diğer bir balyozu oluşturduğu kara bir perdeyle bertaraf etti.Kılıcını ileri doğru savurdu.Ama ne olduğunu anlamadan arkasından birinin ona vumak üzere olduğunu hissetti arkasına döndü ve kılıcını gene kullanarak bertaraf etti.
Her yönden saldırıya uğruyordu.elinde bir ölüm topu oluşturdu.Sağa doğru attı o sırada havaya zıpladı altından iki yönden aynı anda inen balyozlar çarpıştı.Nasıl bu kadar yükseğe zıpladığına kendide şaşırdı.Gözlerini kapadı.Nefesini tuttu.Kılıcını indiği anda yere sapladı.Hafif bir deprem oldu.Kılıç parladı ve karardı.Kendini güçlenmiş ve yenilenmiş hissetti.Göğsüne Elebor'un işlemeli balyozu vurdu.Bir kaç kemiğinin kırılma sesi geldi.Ama kendini kötü hissetmiyordu.Hatta hiçbirşey hissetmiyordu.
Ayrı bir balyoz üstüne iniyordu.Ama Numenor atik bir şekilde sağa çekildi ve kılıcını ileri uzattı bir inleme geldi.Elini karşısında acı ile inleyen Oslo'nun yarasına soktu.Yeşil bir parlama oldu ve Oslo'Nun ruhunu çekti.Çevresindeki çığlıklara aldırmadan o ruhu bir diğerine gönderdi.Onunda ruhunu çekti sonra bir diğeri ardından bir diğeri.Ve ani bir patlama oldu.Bütün odayı bir ışık sardı.Işik huzmeleriyle karanlık sisler birbirine geçti.Kapışma devam ediyordu.Kılıcı canını aldığı her paladinle biraz daha güçleniyordu.Kılıcını Elebor'a doğrulttu.Ve çaresiz adam saldırı için gardını düşürmüştü.Bir ışık dalgası yayıldı ve Elebor'un ruhunu sömürdü.Kılıç biraz daha karanlığa boğuldu.Ve bir balyoz darbesi daha yedi.Azından koyu ve sıcak bir kan süzüldü.Gülerek kollarını iki yana açtı.Artık kim nerdeydi biliyordu.Ruhlarını hissedebiliyordu.Yumruklarını yavaşça ve zorlanarak sıktı.Bütün paladinleri aynı anda havaya kaldırdı.
Hepsi boğuluyormuş gibi ellerini boğazlarına götürdüler.Numenor eğilerek hepsinin ruhunu bir anda çekmeye çalıştı ama yapamadı.Herkez(Numenor'da dahil) yere düştü.
Numenor'un gözleri parladı ve ayağa kalktı.Yer iyice sallanmaya başlamıştı.Kule yıkılıyordu...
Geriye kalan 8 paladin ayağa kalktı.Hepsinin aprlkak zırhları yıpranmıştı.Numenor, azındaki kanı tükürdü.Kılıcını tekrar kaldırdı ve üzerlerine doğru koştu.Çetin bir dövüş oluyordu.Kılıcı birinin daha asil zırhını yırtarak bedenindeki çaresiz ruhunu çalmıştı.
Bir balyoz suratına indi.Bu sefer tarif edilemez bir acıyla yere düştü.Gözleri kaydı.Elini kaldırdı bir ışık dalgası tekrar yayıldı acı yine gitmişti.
Sırtına bir darbe daha yedi.Sağa yuıvarlanıp bir ışık kalkanı oluşturdu.Sonra ellerini yine iki yana açtı ve kalkanı emdi.Ardından elleirni bir araya getirdi.
Bir gürleme duyuldu.Duvarlar yıkılmaya başlıyordu.
Gözlerini tekrar yumdu.Bir sis bütün odaya yayıldı ama siyah bir sis...
Bir anda ortadan kaybolan Numenor arkadalarında belirdi.Çığlıklar yıkılan dev yapının seslerine karıştı...
Numenor ayağını sürüyerek ve elini göğsüne getirerek öksürdü.Kan tükürdü tekrardan.Başı dönüyordu.Çok darbe almıştı.Bedeni ışığın onun günahlarını yargılamasıyla yanıştı.Her vurulan balyoz ruhundaki kafirliği biraz daha azdırmış ve bedenindeki yanmaları artırmıştı.Bunu şimdi hissetmeye başlamıştı.
-daha kırıkların acısı çıkmadı...
yerde zar zor nefes almaya çalışan ve göğsünden kanlar süzülen Kael'İn yanına gitti.Sırıtarak:
-İstediğin oldumu seni adi domuz.
Tekmeledi.
-O..oğlum..Hala geç deği...değil.Beni affet oğlum.Ben sadece inançları için savaşan birisiydim.Ama insanlığımı asla arkada bırakamadım.Bana insan olduğumuz sürece saf bir iyiliğe kavuşamayacağımızı gösterdin...Artık ben şerefine leke sürülmüş bir ölümlüydüm senden sonra...
-Farketmene sevindim...İnsan olduğunu...
Artık koruma büyüsü kaybolmuş portala doğru ilerledi ve adımını yuvarlak alana attığı anda etrafını bir mavilik sardı ve sonunda Ezgalor'un odasına gelmişti.
  • 0

#2 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 07 Eylül 2009 - 05:30 ÖS

saol jedi gerçekten haklısın ama combat yazmakta sıkıntılarım var biraz üşengeç miyim neyim :) ama dediğin gibi yapınca benimde daha çok hoşuma gidiyor.E mazur gör abi bir anda 1 vs 12 yaptırınca motoru yaktım.Neyse hadi devam devam:D

Bölüm ??
Tarihin Pardoksu

Mavi bir ışığın nacizane bedenini sarmalayıp onu boşluğa çekmesine hayretle baktı.Kendini yokolmuşluğun yada sonsuzluğun içinde hissediyordu.Etrafındakileri sanki güneşin vurduğu toprakta dalgalanan saydam sis gibi bulanık görüyordu.Sonra herşey yerine oturdu.Depremin yarattığı dengesizlik hissi yok oldu.
KArşısında uzun cübnbesi yerlere kadar inen ve asasını tutan Ezgolin'i gördü.Ona doğru sakince bakıyordu.
Numenor şaşırdı.Bu yüz hatlarında nefret yoktu.Sevgi?İntikam?Hiç birşey...
-Beni gördüğüne şaşırmış olmalısın.
Güneş tepede kan rengiyle bu günahla kirlenmiş toprakları aydınlatıyordu.Dev kulenin kadim duvarlarında dalgalanan güneş ışıkları Ezgolin'in mavi alevler saçan gözleriyle bütünleşince korkunç bir yüz oluşturuyordu.
-Hayır.Aslında tam da bugünün gelmesini bekliyordum.Açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattın.Çok geciktin.
Numenor sırıttı.
-Ölmek istediğini bilseydim senin o vefasız ruhunu çoktan o yıpranmış bedeninden alabilirdim.
-İstediğini söyle Numenor.Buna kanıcak değilim.Sendende nefret etmiyorum.Benim için sadece yolunu kaybetmiş birisin.
Sesi bütün odada yankılanıyordu.Numenor'u bir gerginlik kapladı.Bu yaşlı büyücüden korkuyormuydu?Güçlendiği günden beri etrafındaki insanların ruhlarını ve güçlerini anlayabiliyordu ama Ezgolin'den yayılan bu enerjiyi başka hiçbirşeyde hissetmemişti.Nasıl olabilirdi.Bir insan şu ölümlü hayatında bu kadar büyük bir güce nasıl kavuşabilirdi.
Peki ben bu kadar güce nasıl kavuştum?Ölerek mi?Bazen hayata karşı güçlü durabilmek için ölmek mi gerekir?Yoksa hayatmıdır seni güçlü kılan?
Ezgolin sert bir ses tonuyla odayı sarsan bir şekilde konuştu:
-Görünüşü bakılırsa afallıyorsun.Sonunda kafanın içinde bir beyin olduğunu farkettin demek.Düşünüyorsun ve kaygılanıyorsun.
-Senden korkmuyorum EZGOLİN!
-Biliyorum.Kaderinden korkuyorsun.Ne olucak Numenor?Artık çok ileri gitmedin mi?İntikamını aldın işte.Kan döktün.Fazlasıyla!Diğerlerinin suçu neydi?Evsiz kalan çocukalrın suçu neydi?
İşte Numenor bunu hiç düşünmemişti.Öfke onu bu kadar kör mü etmişti?Yo hayır.Bu sorunun cevabını biliyordu.İnsanları öldürmek hoşuna gitmişti.Güçlü olmak hoşuna gitmişti.Onu bu insanların en temizleri en günahsızları öldürmüştü.Eğer bu saf iyiliği içinde taşıyan paladinler ona böyle bir hainlkik yapmışlarsa bu günhakar insan soyu daha ne büyük kötülükelr yapabilirdi.Evet hepsini öldürücekti ve Esgaroth'u, kadim ve büyükolan şeytan lordunu dünyaya çağıracaktı.Esgaroth'a yaptığı yardımlar sayesinde Esgaroth onu ödüllendiricekti.Ve bedenini bir tanrıya dönüştürücekti.
Evet bunu biliyordu.İlk başından beri kendine açıklayamadığı şey buydu.Bütün insanları öldürücekti ve kendisi kazandığı yeni güçle yeni bir ırk yaratıcaktı.Saf iyiliği içinde taşıyan...Ama bunu böylesine büyük bir günah işleyerek mi yapıcaktı?
Ezgolin gözlerini kapatmıştı ve Numenor'Un aklından geçen dehşet verici düşünceleri okumuştu.
-Bu gerçektende yeni günahsız ırkının yaratılması için ağır ve karşılanamaz bir bdel Numenor.
-Bir deney yaparken doğru formulü bulmak için önce formüldeki yanlışlıkları çıkartmak gerekir.Gerçek doğruluğa ulaşmak için kan dökülücek!
-Peki Ezgaroth gibi bir kötülükler tanrısı bu doğru ırkı yaratmana izin vericek mi?Anlamıyorum Numenor!Beynin düşlerle kirlenmiş ve lekelenmiş!Anlamıyor musun resmen onun kuklası olmuşsun!bunların bir anlamı yok!
-Bunu yapabilip yapamayacağımı ikimizde bilmiyoruz Ezgolin.Ama bir fark var.Ben biliceğim ama sen bilemeyeceksin çünkü bunu görebilicek kadar yaşamayacaksın.Sana yemin ediyorum birdahaki güneşi göremeyeceksin!
Kılıcını kaldırdı.Kanlarla renklendirilmiş soğuk metal anında bir ışıkla parladı ve karanlıkla gölgelendi.
Kılıcını Ezgolin'e doğru indirdi.Ezgolin etrafında bir kalkan oluşturdu.Elini hafifçe oynattı ve Numenor geri düştü.Tekrar ayağa kalktı.Ezgolin gözleriyle yandaki bir nesneye baktı.NEsne Numenor'un üzerine doğru fırladı.Kılıcıyla kendine doğru gelen nesyneyi patlattı.Ezgolin'e doğru bir hamle yaptı ama Ezgolin bir parlamayla ortadan kayboldu.Gümüş bir ışık arkasında belirdi.Numenor Homurtular çıkartarak topukları üzerinde döndü ve kılıcın gümüş bir parıltısı görüldü.Ezgolin bir anda tuzla buz oldu.Ama onun arkasında bir Ezgolin daha duruyordu.Yaşlı büyücü elini hafifçe açtı.Kırmızı bir enerji içinde birikti ve kızıl top Numenor'a doğru hızlı bir şekilde fırladı.Numenor eğildi ama topta ona doğru geri gelmeye başladı.Bir amsanın üzerine doğru koştu önünden gümüşi bir yıldırım geçti ve duvarda patladı.Ayağı kaydı ve yere düştü.Ağır zırh işlemeli mermere vurunca büyük bir gürültü koptu.Numenor sinirlenerek ayağa fırladı ama Ezgolin'în ona doğru onlarca alev topu gönderdiğini gördü.Birinden sıyrıldı.Büyü ile oluştuırulmuş kızıl alevin sıcaklığını hissetti.Ardından başka bitanesiyle burun burna geldi ama ilahi bir güçle kkorunduğunu hissetti.Ardından bir yıldırıp daha gözlerinin önünde patladı.Gözlerini yumdu ve karanlığa kendini bıraktı.Arkasında bir patlama duydu oraya doğru kılıcını salladı ama boşluğa gelen kılıca o kadar yüklenmiştiki hiç bir hedefi bulamayan kılıçla birlikte dengesini kaybedip yere yuvarlandı.
-Benimle oyun mu oynuyorsun Ezgolin!
Sonra bir anda sinirlerine hakim olamayıp Ezgolin'Un güçlü ruhunun nerde olduğunu farketti.Sonra dahada ilginç olanı Ezgolin'un ona gönderdiği alev topununda bir ruhu olduğunu ve onuda hissedebildiğini farketti.Evet bunu açıklaytabilirdi.Ezgolin gibi güçlü büyücüler büyülerine kendi ruhlarından ve bedenlerinden güç verirdi.Bir parçalarını katarlardı.Parlak bir şeyin ona doğru geldiğini hissetti.İlahi gücün korumasında olmadığını farkedince sağa doğru atladı.Yıpranmış zırhına bir şey çınlayarak vurdu.Hala neslerin yerini farkedemiyordu. TAhmin yürüttü.
"Şu anda odanın batısında olmalıyım.Hmm burda ne vardı.Evet bir masa bir kaç gümüşi renkli iksir.Tamam oda odanın ortasında duruyor.Ruhunda bir dalgalanma var.Çok büyük bir gücünü asasına aktardı.Ama neden?Bu adam beni bir anda öldürebilir.Ama benimde bir kaç Numaram var."
GÜlümseyerek ileri atıldı.Kılıcını hafaya doğru salladı ve havada bir kara dalga asılı kaldı.Ardından hareketlenerek Ezgolin'in bedenine dolanmöaya başladı.Havaya bir çizik daha attı.Bir kara guzme belirdi.Ve içinden yeşil ışıklar saçarak Numenor'un kılıcının tadına bakmış ve onun ellerinden ölümün acısını hissetmiş ruhlar hapsolduğu diyardan yavaşça dışarı süzülmeye başladı.
Ezgolin hiddetle bağırarak:
-canlarını aldığın bu masum ruhlar gün gelir sana hesabını sorar Numenor!Onların bu meşru ruhlarını huzura kavuşturucağına diğer dünyaya gitmelerini sağlayacığına kendi ellerinle kirlettiğin bu dünyada sonsuza kadar ölüme nasıl terkedersin!
-İşte şimdi benim ne olduğumu anlamaya başladın Ezgolin.
-Saçma!Sen hala ne olduğunun farkında değilsin değil mi?
Ruhlar odayı sardı.Bir gürültü etrafı dalgalandırdı.Ezgolin'în etrafını sardı ve bedenini bir çarşaf gibi sıkmöaya başladı.Ezgolin güçsüz düşüyordu.Gölzeri beyazladı.
- Bu öfkeli ruhların senin bedenini nasıl kıskandıklarını seyrek Ezgolin.Nasıl sana aç gibi saldırdıklarını!Nasıl seni yediklerini gör.Ruhunu nasıl karaladıklarını ve dipsiz çukara nasıl çekildiğini gör!Benimle birlikte ölümü tat!Hadi!
Ezgolin öfkeli bir sesle bağırdı ve parladı.Gümüşi ışıkları odadaki taşları yerlerinden oynattı.Asasını yere sertçe çarptı.
-Benimle oyun oynayamassın!
Yerden birden cehennem alevleri saçılmaya başladı.Şimşekler çaktı.Odada bir kasırga koptu.Ruhların çığlıkları ve şimşeklerin gürültüleri rüzgarın uğultusuyla birleşince ağır bir gürültü heryeri sardı.Sanki tüm dünya inliyordu.
Numenor kendini sağa doğru çekti.Ardından bastığı yerden bir alev koptu.Derisi alevlerle kavruldu.Ama kara bir perdeyle kendini son anda korudu.Ardından bir şimşek ona çarptı.Yere düştü.
Ruhlar Ezgolin'î sardı ve ruh girdabı kara dumanlara karıştı.Bir uğultuyla Ezgolin'in içine girdi.Ezgolin'in gözlerinin akı görünüyordu.Ellerini sıktı ve son bir hamleyle tüm ruhları püskürttü.O sırada üzerine Numenor çullandı.Yerde bir süre Ezgolin'i yumrukladı.Ve kılıcını çekti.Tam indiricekken Ezgolin'in bedeninin etrafını hızlıca gümüşi bir parıltı sardı.Ve Patladı.
Numenor güçlü bir enerji dalgasının onu hızla yukarı ittiğini farketti ve olayı farkettiğinde tavana çarpmıştı.YEre düştü.Ezgolin bir kaç enerji dalgası daha fırlattı ama Numenor kılıcını ileri uzattı ve enerjinin içine girmesini beklidi.Ardından kılıç titredi ve bir parlamayla patladı.Tekrar duvara vurdu.Ama EzgoliN'de duvara vurdu.Kılıcının hala patlamadığını farketti.
Bu kılıcı Ekeiel(ilk paladininin tapınağı) tapınağının bir yansımasında Kaurus adındaki bir lanetli ruhtan almıştı.Bu ilk paladinin yoldaşlarından birisinindi.
  • 0

#3 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 07 Eylül 2009 - 05:53 ÖS

Ezgolin tozların ve yıkılan yapının parçalarının sise buladığı odada doğruldu.
-O kılıç bir Holy Avenger...Kızıl bir ejderhaların çıkınlarında sakladıkalrı ve ancak çok kutsal bir paladinin eline geçebilicek bir kılıç.Dünyaya sadece kötülükelri df etmek için çağırılmış.
Numenor kılıcına dikkatle baktı.Rünler kazınmış uzun kılıcın nasıl parladığını ve parlaklığı saran kara gölgenin şimdi nasıl buharlaşıp yok olduğuna.İleri uzandı ve kılıcı tuttu.Kılıcı tekrar kara bir gölge sardı.
-Ancak günahsız bir paladin onu tutabilir.Saf bir paladin.Doğru bir paladin...Yani sen!
Numenor afallamıştı.Dalgamı geçiyordu bu ihtiyar?
-Hıh...Tanrı kafayı yemiş falan olmalı.Holy Avenger bir efsanedir.Ve bildiğime göre bu kılıç sadece kötüleri öldürür.İçinde kötülük bulunan günahkarları...Öyleyse ben 12 paladini öldürdüm.
Yüzünde bir memnuniyet vardı.Tanrı onun yolunu destekliyordu.
-Aptal olma Numenor!Evet.Holy Avenger bir efsane ve haklaşık 2000 yıldır hiç holy avenger görmedim.Ve 12 paladine gelince onlar bir avuç sapıtmış dinsiz.Bu krallıkta iyiliğin kaldığını mı düşünüyorsun?
-Düşünmüyorum.O yüzden herkezi kılıçtan geçiriyorum ya!
-O kılıcı hala nasıl tutabildiğinin farkında değilsin Numenor!Kaderinin farkında değilsin!Doğruları bilmiyorsun.Sana onları öğretebilirim.
Numenor'da doğruldu.
-Ben Numenor.Bir insanım.Kaderim ölmekti.Şimdiki kaderim seni öldürmek.Ardından gelen kaderim tüm dünyayı arındırmak.
-Numenor hayır.Senin kaderin bu değil!
-Suus!Madem bu artık lanetli bir Holy Avenger, öyleyse senin tadına bakmasını isterim.sende ne hissettiğini sende ne gördüğünü!Hadi bitirelim şu işi...
İleri doğru atıldı.Ezgolin bir sis olup yok oldu.Numenor kılıcını arkasına doğru dönerek salladı.Ezgolin'in kalkanı büyük bir güçle çarptı.Ezgolin bir anlık enerji yoğunluyla sendeledi.Ardından ellerinden mor bir alev yayıldı ardından Numenor'un etrafını sardı.Numenor İleri doğru koştu.kalkana arka arkaya vurdu.Umutsuz kılıcın kalkanı kırmasını bekledi.Ama olmadı.Ardından mavi bir alev Ezgolin'in asasından fırladı.Numenor tüm gücüyle mavi aleve vurdu.Mavi alev dağılıcağına ufak bir sapmayla yön değiştirdi ve duvarda patladı.Büyük bir deprem oldu.Ezgolin Numenor'Un bedenini havaya kaldırdı.Ardından ileri doğru attı ve yeşil bir yol Numenor ile Ezgolin'İn göğsü arasında oluştu.Numenor gücünün çekildiğini hissetti.Elinde mor bir alev oluşturdu ve Ezgoline fırlattı ama Ezgolin'in önceden oluşturduğu mor alevler Numenor'Un attığı ruh topunu emdi.EzgoliN'in gözünde bir parlama oldu.Numenor'a doğru en güçlü büyüsünü yaptı.Büyü Numenor'Un göğsüne doğru görünmez bir şekilde indi.Numenor çok güçlü bir kara perdesi açmasına rağmen büyü kalkanı devirdi ve Numenor'un içine girdi.Göğsünün sıkıştığını hissetti.Nefes alamıyordu.Gözleri bulandı.Dalgalanmalar tüm hayatı gibi gözlerinde belirdi.Kafasında onlarca ses duydu.Çığlıklar.babasının sesi.Alevler etrafını sardı.Gözlerini tüm gücüyle açtı.Ayakta duramıyordu.İleri doğru baktı.Ezgolin son bir büyü mırıldandı ama sözlerini bitiremeden titreyerek yere düştü.Numenor onun ruhunu çekiyordu.Gözleriyle.Ezgolin yerde bu bilinmedik kara büyüye karşı koymaya çalışıyordu.Numenor emdiği ruhla biraz güç bularak ayağa kalktı.Ve Ezgolin' doğru ilerledi.Ezgolin gücünün el verdiği kadarıyla ona gümüşi renkteki büyülerini fırlatıyoru ama Numenor hepsine kılıcıyla vurarak bertaraf ediyordu.Sonun Ezgolin'in başına geldi.
-Bitti büyücü.Burası senin öldüğün yer.Hayatına veda et.Kılıcını kaldırdı.Demirin parlaması ve karanlığın büyülü görüntüsü etraafı sardı.Kılıç hızla aşşağı doğru indi...

Gökyüzü bir gürültüyle inledi.Yeşil bir ışık Numenor'Un eline vurdu ve kılıcını ileriye doğru fırlattı.
Numenor balkonu yıkarak içeri giren şeye baktı.Bir ejderha ve tepesinde 4 kişi vardı.Barathrum'u hemen tanıdı.
-Sen!Sen birkereliğine olsun işime burnunu sokmassan inan bana çok mutlu olucağım.
Kırmızı elbiseli bir elf ona bir yıldırım fırlattı.Numenor geriye doğru düştü.
Numenor'Un Ezgolin'in hapseden büyüsü kaybolduğu için Ezgolin ayağa kalktı.Numenor hiddetli bir şekilde ayağa fırladı.Elini elinde baltayla ona doğru koşan dwarfa uzattı.Onun bedenini parçalara ayırdı.Ardından Elf'e baktı.Elf'te yere yığıldı.Bir insan ona doğru koşuyordu.Ellerini yumruk yapıp açtı ve onunda ruhunu bedeninden çekti.O ruhla elfe saldırdı elfte titreyerek öldü.Ejderha ağzını açtı ama çağresizlikle durdu.Diğerlerini öldürmek istemiyordu.
Numenor'un ayakları yerden kesildi.Odayı yeşil bir ışık sardı.Duvarlar yıkılıyordu.Ejderha inleyerek kanatlarınbı açtı ve tavanı yıkarak kuleyi terketti.Barathrum yere doğru düştü.Ezgolin bir büyü kalkanıyla kendini korumaya çalışıyordu.Barathrum'a seslendi:
-Barathrum!Parşomen!!
Barathrum son gücüyle demir bir kutudaki parşomeni Ezgolin'e attı.Ezgolin titrek elleriyle metali açmak için elini kullanırsa kalkanı düşürmekten korktuğundan gözleriylke kutuya baktı.Gümüşi ışıklar kutunun etrafını sarıp onu parçaladı.Kutudan bir parşomen göğe doğru parlayarak yükseldi ve Ezgolin'in önüne geldi.
Numenor'un gözleri yemyeşil oldu.Bedeni havada duruyordu.Bir rüzgar bastırmıştı.Tüm dünya sallanıyordu.Gökyüzü karardı.Günbeş siyahlara boğuldu.Kule parlamaya başladı.Fırtına çıkmıştı.Gök gürlüyor, kırmızı damlalar kanla ıslanmış toprakları besliyordu.
Savaş alanında Jaina, göğe doğru kükreyerek yükselen ejderhaya baktı.Ama ejderhayı sarı bir ışık dalgası sarmalamıştı ve karanlıkta ona yetişti.Ejderha kızıllaştı ve bir siyah gölgeyle patladı.Gökyüzünden ejderin parçalanmış kemikleri aşağıya doğru düşüyordu.Kendini korumak için bir kalkan oluşturucaktıki bir şeytan demir keskinliğindeki boynuzlarıyla zırhını deldi ve Jaina çığlık atarak yere düştü.Asasını ona doğrulttu ve şeytanı bir anda buz tuttu.Ardından şeytan patladı.Başı ıslanmıştı.Bu ıslaklık kan yüzündendi.Zor nefes alıyordu.Ezgolin'in, babasının kulesine baktı.Yeşil , sarı ve siyah bir ışık kuleyi çevrelemişti.Numenor... dedi ve son nefesini vererek uykuya daldı.Bir daha hiç uyanamayacağı bir uykuya..Rüyalara...
Ezgolin mırıldanarak büyü okumaya başladı.Numenor'un dehşet verici gücünü hissetti.Gök son bir kez daha gürledi.Ve Ezgolin son sözcüklerini söyledi.
-MELUN ESAİAR RUAN SİEMPLODERE!!!
Asasına bir ışık birikti.Ve sonsuzluk ikisininde bedenini sardı.Yankılanmalar kulaklarını sağır ediyordu.Sanki gerçekliğin kendisi etraflarından bir düş gibi akıp gidiyordu.Numenor son kez kendine geldiğinde bir uçurumdan düştüğünü hissetti.Boşluk duygusunu heryanını kapladı.Yerçekimi artık yoktu.Sadece renkler.Ve sessizlik...
Güneş doğudan batarken, kan damlaları toprağı kirletirken ve Sortilage'nin duvarları yıkılırken, ufakta bir şimşek belirdi.Ve bir tanrı dünyaya indi.Esgaroth'tu bu.Bir sözcük tüm dünyadaki insanların sözcüklerine ve benim yapıcağım betimlemelere tercüman oluyordu...
"TANRIM...SEN MERHAMET ET"....




TO Bİ KONTÜNÜYET beyler :) daha devamı var yani ;)
  • 0

#4 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 08 Eylül 2009 - 04:41 ÖS

Tarihin Paradoksu -2-

Gerçekliğin ta kendisi sıkıştırılmış kafesinden fırlayarak etrafını sarıyordu adeta.Güneşler batıyor, sonra yeniden doğuyordu.Dalgalar ilerliyor ve geriliyor medler ve cezirler birbirine karışıyordu.Yağmurlar yağıyor topraklar kana bulanıyor, günahlar yasa boğuluyor, ölümler şafağa dönüşüyordu ve günün tekrar batışıyla hiçbiri aslında yokmuş gibisine bomboş oluyordu.
Sanki tersten konuşan insanların inleyen mırıltılarını duyumsayarak boşluğa doğru yuvarlanan bir teneke kutu gibi tarihin duvarlarına vurarak tıngırdayan sesler...Ve sonsuzluğun eteklerinde çınlayan durmak bilmez o kadim ses...Tik ...Tak...Tik...Tak...

Numenor etrafından geçip giden görüntülere boş gözlerle bakıyordu.Sabahlar akşamlarındı artık.Ve güneş hiç doğmuyordu.Bir inlemeyle yağmurlu bir ovanın tam ortasında belirdi.Sağ tarafında kurukafalı bir bayrak taşıyan ve tanımlayabildiği kadarıyla trole benzeyen yaratıklar ona doğru koşuyordu.Arkasını dönüp kaçıcaktı ki arkasındada bir orc ordusunun ona doğru koştuğunu gördü.
Yer deprem oluyormuş gibi sallanıyor yağmur damlaları ölülerin ruhlarını yıkamaya gebeymişçesine hızlıca yağıyordu.Gözlerini kırpıştırdı.İki ordu birbirine girdi ve böğürtüler ile çığlıklar birbirine kenetlenip gök kubbeyi inlettiler.Numenor'un etrafındaki topraklar ayağının altında kaymaya başladı ve ses gene duyuldu..Tik...Tak...Tik...Tak...
Etrafındaki görüntüler dağıldı. yerine yeni bir tuval taplasunda çizilmeye başlayan ve her fırça darbesiyle insanı daha çok dehşete düşüren bir portre ortaya çıktı ve kendini o zamanda gerçek kıldı.Ölü insanlar, su yerine kan akan nehirler, yıkılmış dağlar ve yok olmuş ormanlar.
Harabe olmuş bir şehir...Burası...Burası Sortilage'ydi.Bu toprağa dönüşmüş yapılar.İskeletlerle dolmuş koca bir bozkır.Yarısına kadar kuru toprağa batmış bir iskeletler ordusu...Bir ses Numenor'Un kafasının içinde yankılandı.
-Geride bıraktığın dünyayı seyret Numenor...Arkanda bıraktıklarını.Bizden 150 yıl sonrası işte burası.Geldiğimiz yer.Benim kubbemde geçirdiğin başkalaşımı izle.İzle ve feyz al kaderinden.İşte senin kurduğun arınmış dünya.Yeryüzünde bir canlı bile kalmadı.İzle...izle ve feyz al.Kader çarkını nasıl tersine çevirip manivelasından çıkardığını gör.
Numenor dehşete kapılmış bir şekilde etrafına bakındı.Ufuk kanlanmıştı.Dünya tecavüze uğramış bir bakire kız gibi perişan ve ölüm kokuyordu.
-Bu..Bunu ben mi yaptım?
-Kulemde son ritüelinide tamamladın Numenor.Biz bu dünyadan kopup gittikten 5 saniye sonra ufukta bir tanrı dünyaya indi ve tüm dünyayı kendisiyle birlikte yutup burayı terketti.
-Ben...Ben...
Numenor'un zihni artık daha berraktı.Düşünceler aklından geçip gidiyordu.uzun bir zaman sonra kendi iradesiyle düşünebildiğini farketti.Artık kara sis perdesi gözünün önünden kalkmış ve sahnelenen hayat oyununu son deminde izlemek için ön sıradan bir bilet almış gibi dünyayı en yakından iç geçirerek izledi.
-Dünya kendini yok edicek.Artık tanrılar susucak ve dünya bu zaman dilimi içerisindeki son rolünü üstlenicek.Ama repliklerini yakıp kavuran sen onu sahneden indirdin.İşte izle.İzle nasıl yok ettiğini dünyanın kendi kendini.
Gök gürledi ve siyah bulutlar bir araya toplandı.zamanın hızlıca akıp geçtiğini farketti.Lanetlenmiş topraklar depremlerle bir oldu.Kendi kendini sindirmeye başlıyordu dünya.
-Yağmur başlıyor ve bu tuvalin görüntüleri artık daha bir gerçek.Daha fazla konuşamayız.Şimdi susup izleyemeyiz.Zaman bizi istemiyor.Bu davetsiz misafirlerin burada bulunması bir hata.
Toprak bir anda vızıldadı ve yerdeki iskeletler canlanmış gibi toprağın üzerine çıkıp bi
r bütün oldualr.Bir iskelet ordusu bu davetsiz misafiri yok etmek için harekete geçmişti.Numenor Holy Avenger'ı sırtındaki kınından hızlıca çekti.Kılıç anında sarı bir ışıkla, ilahi bir ışıkla bu lanetlenmiş yer yüzündeki son umutla parladı.
İskeletler Numenor'un üzerine yürüdü.Kutsal Sortilage savaşında onurlu bir şekilde can vermiş bu asil savaşçıların lanetlenmiş ruhları bu hain paladine duydukları öfkeyle kabarıp taşan bir sel gibi akın akın Numenor'un üzerine çullanıyorlardı.
Kılıcını sertçe bir iskeletin göğüs kafesine doğru salladı.Kılıç iskelete değince iskelet kuma dönüştü ve esen kudretli rüzgara karışıp ufuğa doğru yol aldı.
Ardından bir iskelet daha...Ve bir iskelet daha...Numenor'un savaş yaraları artık acama başlıyordu.Çok darbe almıştı 12 paladinle, Ezgolinle savaşmak onu yormuştu.
Bir iskelet arkasından ona yaklaştı ve küflenmiş gibi yeşil bir renk alan kılıcını onun omzuna doğru sapladı.Numenor etine giren sert metalin verdiği acıyla haykırarak yere düştü.Etrafını saran bu sayısız iskelete baktı.Gözünden bir damla yaş geldi.Ayağa kalkıp arkasını döndü ve kılıcını rüzgarla birlikte ileriye doğru bir yarım halka çizer gibi savurdu.İskeletlere çarpıp hafifçe geri seken ama Numenor'Un verdiği tüm güçle yoluna devam eden Holy Avenger'ın ışığı her yitip giden iskeletle daha çok soluyordu.Ve bir kılıçta Numenor'Un tam sırtına acımasızca indi.Numenor önce diz çöktü sonra tekrar ayağa kalktı.Bir iskeletin savurduğu diğer bir kılıçla sağ kolunda ufak bir çizik açıldı.Bir süre sonra neredeyse kanlar içinde kalan Numenor dizleri üstüne düştü.
İşte buydu.Ezgolin'in oyununa gelmişti.Kendi elleriyle diri diri dünyanın acımasızlığında yaktığı bu masum ruhlar, bu ölümü haketmeyen günahsız bedenler onu yok ediyorlardı."İşte yolun sonu diye düşündü"
Tik...Tak...Tik...Tak...
Zaman tekrar akıp gitti ve boşluk duygusu Numenor'un uzun saçlarını dalgalandıran rüzgar gibi insanın içini ürperten ama hoş, ama nazik akıp geçti.
Yaralarına artık dayanamıyordu.Güçsüz düşmüştü.Kendini tutamadı.Baygınlığına kendini bıraktı.


(bence bu oldu ;))To be Continued OFC...:D
  • 0

#5 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 10 Eylül 2009 - 07:22 ÖS

Yeni Tarihe Uyanış

Karanlıkta nefesi tükenene kadar koştu.Heryer karanlıktı.İleride bir ışık gittikçe ondan uzaklaşıyordu.Ona yaklaştıkça uzaklaşan ışık sanki onunla alay eder gibiydi.Bir ara sanki yerinde duruyor, tam Numenor ona uzanıcakken ışık parkmaklarının arasından kayıp gidiyordu.Numenor gülüyor ve tekrar koşmaya başlıyordu.
İlerledi ilerledi.Aniden bir kükreme duydu ve heryerinden kanlar süzülen bir şeyan aniden karşısına çıktı.Işığı yuttu.Kızıl derisi hastalıklı gibiydi.Dişleri uzun ve kanlı ama daha fazlasını göremiyordu.Görüntü bulandı ve Numenor'un çığlıkları boğazında hapsolmuş gibi dibe çekilioyordu.
Bir irkilmeyle aniden uyandı ve ayağa fırladı.Sağ tarafından bir çığlık geldi.Ardından bir tahtanın yere düşmesi ve bir suyun akması.Bir anlık refleksle ellini kılıcının olması gereken yere götürdü.Ama çıplaktı.Kuru kerestelerden yapılmış bir kulübedeydi.Yada bir oda.Tam kestirememişti.Yumuşak bir yatakta yatıyordu.Yaraları acımıştı, kendini tuttu.Acıyla yüzünü ekşitti.O sırada sağında duran ve az önce çığlık atan kişiye bakmak aklına geldi.
Sağına döndüğünde mavi gözleri korkuyla ona doğru bakan, siyah, dalgalı saçları beline dökülen kızı gördü.Uzun, mavi bir entari giymişti.Ellerini ağzına götürmüş, köşeye biraz sonra kurtlar tarafından avlanıcak bir ceylan gibi korkak gözlerle ona bakıyordu.
Kız, bir anlık şoku atlatarak ona korkudan çok bir merakla baktı:
-Sen...Sen bir orc musun?Bizi öldürmeyemi geldin yoksa kurtarmaya mı?
Numenor gülümsedi.Karşısındakini korkutmak onu mutluy etmişti.Helede böyle güzel bir kızı...
-Hayatımda birçok şey oldum.Ama bir orc mu?Asla...
Kız rahatlamışa benzeyerek onun yanına sokuldu ve güçlü bedenini tutarak yatağa geri yatması için nazikçe ittirdi.
-Biliyordum zaten.Abim bazen paranoyak olabiliyor.Sadece...Özür dilerim işte.İnsan bu zamanda emin olamıyor.Bilirsin.Çok kötü günler.Yatmaya ne dersin.Yaraların çok...
Numenor vücuduna baktı.Heryerinde derin kesikelr vardı."O iskeletler beni iyi hakladı".İçinde bu kıza karşı bir acıma duygusu oluşmaya başlamıştı şimdi.
-Biliyorum.Bu savaşlar bizi çok yıprattı.Sağol yatmak istemiyorum.Bir an önce gitmeliyim.Bu arada neredeyim?
-Avenue kasabasında.Ve hiçbir yere gitmiyorsun.Uzan dedim sana.
Kızın gözlerine dikkatle baktı.Bunu o kadar tatlı bir şekilde söylemiştiki yatağına tekrar yatıp günlerce orada kalabilirdi.Ama gitmesi gerekiyordu.
-Avenue mi?Daha önce hiç böyle bir yer duymamıştım.
-Hıh...Bir insan olmana rağmen mi?Saçma.Ben şu tasa biraz daha şifalı ot koyup karıştırıcam.Bir anlık..Malum yaraların derin.Orclar seni iyi haklamış olmalı.
Karafasını yavaşça salladı.
-Evet orclar.
Kız odanın kapısını açıp daha geniş bir salona geçti.Ama Numenor kapının arasından en fazla bukaradını göre bildi.Biraz sonra hırıltılı bir sese kızın yumuşak sesinin karşılık verdiğini duydu.
"Ah aptal seni, neredeyim sorusu yerine hangi zamandayım sorusunu sorsaydın daha mantıklı olurdu."
Ezgolin'in sesi Numenor'un kafasında yankılandı.Numenor hızlıca kafasını etrafa bakmak için çevirdi.
-Neredesin?
-Çok uzakta.İnan bana çok çok çok uzaklarda.
-Burası tam olarak neresi?
-Hala yanlış soruyu sormadaki ısrarın takdire değer lakin yanlış soruları yanıtlamak gibi bir alışkanlığım yoktur.
-Tamam tamam..(içini geçirir)Hangi zamandayım?
-Ah işte doğru soru bu...Bulunduğun, yani bulunman gereken zamanın binlerce yıl gerisindesin Numenor.
Numenor şaşkınlıkla beyaz çarşafa baktı."Şaka yapıyor heralde."
-Dünyanın yaratılışının başındasın Numenor.Soruların ve bilmediğin bir geçmişin vardı.İşte burada öğreniceksin.Dünya yeni doğmuş bir bebek.Akan kanlarla kirletilmemiş.Ama bu seni kandırmasın, ölüm her yerde!Bu zamanda bile.Diğer bir soru olan neredeyim sorusu 2. doğru soruydu.Sen sormadan cevaplayım...
Numenor doğruldu ve üstüne giyecek birşeyler aradı.Kenarda kalitesiz bir kumaştan yapılmış kahverengi kıyafetleri gördü.Bir çiftçi kıyafetiydi.Onu giymeye başladı.Yan odadan hala hırıltılı ses geliyordu.Kıza sorular soruyordu.Derinden gelen sesleri birbirinden ayrıştırıp sorduğu bir soruya kulak misafiri oldu.
"Blade örgütünden mi sence?"
Ezgolin devam etti:
-Güneydeki bilinmeyen diyarlardasın Numenor.Senin zamanında bu büyük kıta parçası denizin altına gömüldü ve tüm doğrularıda kendisiyle yok etti.Bir kısmı hala denizin üzerinde ama hiç bir şanslı denizci buraları bulamadı.Hala.Ve kurtulan bir kaç insan derme çatma kanolarıyla yeni dünyayı yani senin yaşadığın kıtayı buldu.Bu kıtaya dini ve tanrı adını getirdi.
-Hmmm.Anladım.Peki.beni geri götür!Hemen!
-Sakin ol Numenor.Öğrenmeden gidemessin!
-Neyi öğrenmeden?
-Kendi kendine bulman gereken gerçekleri.
-Bu batmış ve yok olmuş, tanrının bile unuttuğu, orclardan korkan insanlardan ne öğrenebilirim Ezgolin!
-Ben seni geri götüremem Numenor!Burada kal ve öğren.Öğren ve feyz al Numenor...
-Bak Ezgolin, geri gitmeliyim anlamıyorsun bak ben dersimi aldım tamam mı? gerçeği gördüm.Ne olucağını.Esgaroth'un beni nasıl kandırdığını!
-Daha herşeyi öğrenmedin Numenor!Daha fazla konuşamayız.Bir misafirimiz var.Seninle tekrar kontağa geçiceğim.
Numenor sağda kapıyı aralayıp kafasını içeri uzatan yaşlı yüze baktı.MAvi gözlü kızın gözlerini imden aldığı belliydi.Bu bakışlar, bu ifade.Aynı o kız gibiydi.babası diye içinden geçirdi ve bu konuşmayı böldüğü için ona okkalı bir küfür salladı.İçinden.
-Bu arada Numenor.Geçmişte olduğunu sakın unutma.Tarihi değiştirmeye kalkma.Burada bir misafirsin.Bunu sakın aklından çıkarma yapıcağın yanlış bir hareket tüm tarih çarkını paramparça edebilir yada çarkı tersten döndürebilir.
"seni yaşlı budala!Böyle bilgiç bilgiç konuşması canımı sıkıyor"
Kapıdan kafasını çıkaran yaşlı adam sonunda sessizliği bozdu ve Numenor'a gülümseyere baktı.
-Pardon.Odanıza girdim ama kızım uyandığınızı söyledi.Konuştuğunuz kişi her kimse ona benimde selamımı söyleyin.
Derinden gelen Ezgolin'în sesi son kez mırıldandı:
"sende ona benim selamımı söyle Numenor." Yaşlı bir kahkaha Numenor'un kafasının içinde yankılandı.
"Seni pislik yaşlı it kurusu!"
  • 0

#6 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 10 Eylül 2009 - 10:12 ÖS

Avenue Kasabası

-sanırım yatsanız iyi olur.Sizi buraya getireli daha 2 gün oldu.Arada bir mırıldanıyordunuz.Bu arada ben Joseph...Bu kasabanın yaşlısıyım.
"Yaşlısı mı?" diye içinden geçirdi Numenor."Ne yani yaşıyla sorunları olan çok kişi görmüştüm ama bu adamın kendisiyle barışık olma çabaları beni güldürüyor"
-Hmm.İyi.Herneyse benim artık yola koyulmam gerekiyor.Ama zırhlarım nerede?
-Ahh.Şu zırhlarınız.Kusuruma bakmayın genç adam.
Yaşlı adam bir anlık tereddütle Numenor'un gözlerine baktı.
-Fakat şu zırhlarınız hiç bir örgütünkine benzemiyor.Yani hangi örgütten olduğunuzu bilmek isterdim doğrusu.
-Örgüt mü?Ne örgütünden bahsediyorsun?
-Şey..Evet.Muhakkakki onları duymuşsundur.Şu orclara meydan okuyan bizi olabildiğince savunmaya çalışan örgütler.Merakımı mazur görün ama bir örgüte üye değilseniz o zırhların içerisinde koca bir ormanda yanlız başına neden geziyordunuz?Ölüme falan mı susamıştınız?
-Yani çetelerden bahsediyorsunuz.Hayır ben onlara üye değilim.Yanlız çalışırım.Ve.Şu beni bulduğunuz yer.Biraz daha anlatın.Lütfen.Hatırlamamda yardım edin.Kafama iyi bir darbe yediğim için hiçbirşey hatırlamıyorum.
Yaşlı adam kuşkulu gözlerle Numenor'u süzdü.
-Oğlum sizin şekil değiştirmiş bir orc olduğunuzu düşünüyor.Ama şahsen ben bu kanıda değilim.Orclar için fazla onur kırıcı birşeydir bu insan kılığına girmek.Herneyse, biz pek kasabadan ayrılmayız.Yani orclar buna izin vermiyor.Şu çetelere katılmak için kasabadan ayrıldığımızı düşünüyor.Ama ben dışarı çıkabiliyorum.Demiştim ben bir yaşlıyım.Canı sıkılmış olan orclar dışındaki kimse benim çetelere katılıcağımı düşünmez ve bana zarar vermez.Sizi bu köyün 100 metre kadar açığında bir yerde buldum.Avlanmaya gitmiştim.
Gülümsedi ve kaslarını gösterdi.Yaşlı bir adam için hala diriydi doğrusu.
-Bu eskimiş kollarda hala biraz yetenek var he?Neyse tam bir ceylanı görmüş ve okumu germiştim.Ah evlat onu az kalsın haklıyordum.Sonra seni gördüm.Yerde baygın yatıyordun.Yaralıydın.Sonra seni sırtıma alıp buraya kadar taşıdım.
Numenor bu adamı sevmişti.Bu fedakarlığı babasından bile görmemişti.Bir paladin olmasına rağmen...
-Gerisi malum.Seni buraya getirdim ve yaralarını sarması için kızımı görevlendirdim.Genelde pek yaralanan olmaz buralarda.O yüzden sargımız yoktu.Kızımın bir orc cadısından öğrendiği merhem vardı.Onu yapmak için onlarca köylü çiçek toplama çıktı.Ve işte burdasın(gülümsedi).Gel sana kasabayı gezdiriyim.Madem yatmaya niyetli değilsin?
Numenor, yaşlı adamın ona güvendiğini anlamıştı.Bu adama içi ısınmıştı.
-Ama ben gitmeliyim.
-Bunu daha önceden söylemiştin.Farklı bir cümle bulsan olmaz mı?
-Yola koyulmalıyım.
Yaşlı adam tiz bir sesle kahkaha attı.
-İşte böyle.Ama ben kimseye Joseph yaralı bir savaşçıyı Avenue'den gönderdi dedirtmem bizim için kal en azından bu gecelik hadi.
Numenor'un sırtından vurup dışarı çıkardı.
Geniş bir salondan geçtiler.Bir yanda kuru keresteleri yakmasın diye taşlarla donatılmış bir şömine vardı diğer tarafta bilalı bir ok duruyordu.Üst kata giden ahşap bir merdiven gözüne çarptı.Etrafta o kızı aradı ama yoktu."Nereye gitti acaba?"
Tahta kapı gıcırdayarak açıldı ve Numenor gözleri açıkken gördüğü en güzel rüyadaydı.Masmavi kirlenmemiş bir ufuk, onlarca ev, etrafta çlışan insanlar koşuşturan çocuklar,su taşıyan cıvıl cıvıl kızlar, tepesinde karlar olan dağlar, yemyeşil otlar.Hiç böyle bir dünyaya tanık olmamıştı.
Herkez dönüp onlara baktı.Numenor utanmıştı.İnsanlar meraklı gözlerle Numenor'u, dar kıyafetin içinde sıkışmış güçlü vücudunu süzüyordu.
-Bu arada senin adın ne delikanlı?
Numenor bir anda istemsiz oalrak ağzından büyülü sözcükleri kaçırdı:
-Oragnor...Yani Oragnor, lakabım Numenor'dur.
Yaşlı adam sakallarını sıvazladı.Lakabın "Numenor" mu?Hayat hikayeni merak ettim doğrusu.Anlamı ne?
Bu adama yalan söyleyememişti.Yada belki bu temiz dünyayı görünce özündeki Oragnor açığa çıkmıştı.Bilmiyordu.Sadece söylemişti işte.
-Nefret.Orclar bana böyle seslenirdi yani.Benden nefret ederlerde...
Yaşlı adam sırıttı:
-Ooo.Orclar tarafından özel olarak tanınan onurlu bir savaşçıyı ağırlıyorum yani.
Kasabayı dolaşıyorlardı.
-Burası kuyu.Suyumuzu burdan alırız.
etrafı taşlarla örülü, ortasında özenle kesilmiş tahtalardan yapılmış bir kova...Ve o kız...Etraftaki insanların koşuşturarak dolandıkalrını, kadınların ellerinde kazanlarla ortaya geldiklerini, ateş yakan genç adamları gördü.
-Onlar napıyorlar?
-Bir şölen.Senden sonra avlanmaya çıktık.İyi bir avdı doğrusu.Ziyafet günü bugün.
-Ah anladım.
-Evet.Bu ziyafeti kaçırmanı istemezdim doğrusu.Görmelisin çok eğleniriz.Bir kemancımız var.Ah bak budakereste binası.Biz herşeyimizi odundan yaparız.İşte bu odunları buradan sağlıyoruz.Herneyse ben 4 ceylan avladım.Hah şu bücür Orfrof'sa 3 tane.Anlıyacağın ona gününü gösterdim.Aa bak oda orada.Hey!Orfi, seni nasıl hakladığımı anlatıyordum bu delikanlıya.
Numenor yanından koşarak geçen 2 çocuğun onu görüp nasıl irkildiklerini gülümseyerek izledi.Eğilip birinin başını okşadı.Kereste binasının içinde odunları uzun bir baltayla kesen bir adam baktı.Adamda ona sert bir bakış fırlattı.O sırada güçlü bir elin onu dürttüğünü hissetti.Önüne baktığında kısa boylu uzun sakallı, tombul yüzlü, yapılı yaşlı bir dwarf gördü.Dwarf gür bir sesle bağırıyordu, yani konuşuyordu.
-Bu Joseph varya.Bu adam tam bir hilebaz.Ben Ceylanı yordum.O vurdu.Buna yemin edebilirim.Gerçekten!
Arkasından daha genç ve siyah sakallı, muhtemelen öndeki dwarfın oğlu olan bir sima geldi.
-Hey!Bakın burda ne var!Yeni bir sima.Ah bir insanın simasını hiç unutmam!Seni bir yerden tanıyorum galiba!
-Sanmam.Bir dwarf görsem her zaman hatırlarım ama bu aralar pek bir dwarf görmedim.
-Dwaf mı?Oda ne?
Bu çağda dwarfların dwarf olduğundan haberleri yok muydu?Görünüşe bakılırsa öyleydi.
-O bir yabancı Orforof.Oralarda uzun sakallara öyle hitab ediyorlar sanırım.Bu yakıştırmayı duymuştum.Ama bir hakaret olsa gerek.Cüce anlamına geliyordu sanırım.
Muhtemelen baba olan dwarf Numenor'a pis bir bakış fırlattı.Numenor hemen toparlamak için:
-Yo yo!Bizim oralarda uzun sakallıları onurlandırmak için söylenen bir kelimedir.
-Umarım öyledir genç adam.sahi hangi köydensin sen?
Numenor hiç beklemediği bir soruyla karşılaşmıştı.Ne demeliydi?Şansına Joseph yardımına yetişti.
-Onu böyle sorularla yormayalım artık.Hadi sen Dia'ın yanına git.Sahi adını söylemedi değil mi?Kızımın adı Dia.Hadi gitte seni akşamki şölene hazırlasın ve üstüne daha mantıklı bir kıyafet giydirsin.
Numenor olur anlamında başını öne salladı ve en son çeşmenin önünde rastladığı Berina'nın yanına doğru gitti.Yolda yürürken tahta evleri inceledi.Hepsi çok iyi bir işçilikle yapılmıştı.Cam yerine tahta kapaklar kullanılmıştı.Etraf büyüleyiciydi.O kadar temiz ve güzel bir yerdiki.Havayı mis gibi ve taze çiçek kokuları sarmıştı.Dia'yı elinde tahtadan yapılmış, su kovalarını taşımaya çalışırken buldu.
-Yardım istermisin?
-Yo teşekkür ederim.Böyle iyi.Hem senin yaraların var...Her dur.
Numenor zorla kızın elinden kovaları aldı.Aslında gayet hafiftiler.
-Olmaz.Bana baktığın için boırcumu sana ödemeliyim.
İkisi birlikte yürümeye başladılar.
-Önemli değildi.Kim olsa yapardı.
-Belki...
Aralarında uzun bir süre sessizlik oldu.Kız sürekli bir sru sormak için Numenor'a bakıyordu.Sonra kafasını yere çevirip bakınıyordu.
-Adım Oragnor bu arada.
-Ah..Benim adımda Dia.
-Ah ilginç bir isim.Anlamı ne?
-Parlak bir taş.Bizim için çok önemli bir taş.Nadir bulunuyor.Hep bir Dia bulmak istemişimdir.Ama işte...(dudak büktü) Peki seninkinin anlamı ne?
Numenor sırıtarak:
-Bilmem...
Gülüştüler.
-Yaraların çok fazlaydı.Kaç kişiyle dövüştün?
-Sanırım 100 varlardı.
Salaklığına inanamadı.Bu insanlar 100 orcla dövüşen birine inanmazdı tabikide.Dia'da zaten inanmaz gözlerle baktı.
-Ne?Kafana iyi bir darbe aldın heralde.2 orcu 100 olarak mı gördün?
-Ahh..Beni küçümseme...(neden devam ettiriyordu ki sanki.Ama doğru söylü
yordu sonuçta 1000lerce iskeletle savaşmıştı doğru söylüyordu)
-Ah.Bir orca karşı uzun süre hayatta kalabilen birini duymuştum.Ama bir efsaneydi ama hey...2 orc mu?
-Öyle.A bu arada benim kılıcım nerde?
-Şu işlemeli güzel kılıç mı?(gülümsedi)Evet evde.Odandaydı görmedin mi?Bayağı ağır.
-Doğru.
-İyi bir kılıçAh eve geldik buradan.Yorulmuş olmalısın, hadi sana iyi bir kıyafet verelim...
-Dia!
Kız hızla arkasına döndü.Numenor arkasına baktığında kalıplı bir gencin onlara doğru geldiğini gördü.Uzun boylu siyah saçları vardı.Gözleri aynı babasınınki gibiydi.Sertçe ve nefretle Numenor'a bakıyordu.
-Bu orcun yanındayken kendine dikkat et.
-Saçmalama Kendor!O iyi biri.100 orcla savaşmış.
Genç adam gök gürlemesi gibi bir kahkaha attı.
-Evet evet, dünayıya kurtarır eminim.Hay aksi.
Çocukların oynadığı bir top Kendor'un kafasına çarpmıştı.Genç adam sertçöe dönüp çocuklara baktı.Çocuklar biraz geriledi.Sonra korkuları geçti ve topun peşinden koştular.
Numenor gülmemek için kendini zor tuttu ama yüz hatlarına yenildi ve gülümsedi.
-Sen neye gülüyorsun öyle!
-Onu rahat bırak Kendor!
-İyi öyle olsun.AMa gözüm üzerinde yabancı.Unutma!Numenora yaklaştı ve göz bebekleri aynı yerde buluştu.Burun burunaydılar:
-Gözüm üzerinde.
Genç adam döndü ve geri gitti.Yerede tükürük attı.
-sen ona bakma Oragnor, hadi hazırlanmalıyız!Bak hava kararıyor!
  • 0

#7 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 12 Eylül 2009 - 06:20 ÖS

ÖncüleR

KAzanlar kaynıyor buharlar birbirine karışıyor, yemekler pişiyor kemanın gıcırtılı telleri birbirine sürtüyor ve halk toplanıp eğleniyor.Avenue'da bugün şenlik var.Avenue'da bugün şölen var.Genç erkekler meydana çıkıp kızlarla dans ediyor, yaşlı erkekler gençliklerini birbirlerine anlatıp kahkalarla gülüyor, kadınlarda dedikodu ediyorlardı.Et kokuları ve çeşni kokuları, pişen yemeklerin dumanları göğü sarmış şöleni tüm dünyaya duyurur gibi havada salınıyordu.
Numenor iyi pişmiş etin tadına vardı.Baharat kokulu taze et dişlerinin arasından kayıp gidiyordu.Tadına iyi varmak için arada bir durup soluklanıyor sonra eti çiğnemeye devam ediyordu.Numenor yaşlıların arasında oturmuştu.Herkez arada bir yemek yiyor arada bir çıkıp dans ediyordu ama Numenor bugün hiç dans etmemişti.Kemancıya baktı.Uzun sarı saçlı genç adam ayağını yere vurarak ritim tutuyor, arada bir biriyle göz göze gelince keman çalmaya devam ederken eğilip selam veriyor ve dans edenleri tekrar izliyordu.
O kadar mutlu bir hayatları vardıki bu insanların...Hiçbiri yüzyıllar sonra onların büyük büyük torunlarını katledicek ve yeryüzünden sonsuza kadar silicek birinin yanında olduğu tahmin bile edemezdi.Kendini biraz mutsuz hissetti.
Joseph Numenor'a doğru döndü.Çenesindeki beyaz sarı sakalları Numenor'Un her defasında dikkatini çekiyordu.Bu gece sabaha nazaran çok iyi giyinmişti.Elbisesi temiz ve çok gösterişliydi.Kendiside yeşil bir elbise giymişti.İçinde fazlasıyla rahattı.
-Hey Oragnor.Evlat üzgün müsün?Yemekler mi hoşuna gitmedi?Ne oldu?
-Yo hayır yemekler mükemmel.Açıkçası yıllardır böyle birşey yemedim sanırım.
Joseph sırıtarak Numenor'a baktı.Sırıtınca beyaz ve düzgün dişleri(yaşına rağmen) ortaya çıkmıştı.
-Anladım.Seni gidi çapkın!Dans edemediğin için kendini kötü hissediyorsun değil mi?
Orfrof azındaki yemeği etrafa saçarak bağırdı:
-Kes zevzekliği Joseph.Benim olduğum masada kimse sıkılmaz!Sana hiç bir orcun beynini gençken nasıl ezdiğimi anlatmışmıydım?
Numenor bu yaşlı dwarfa baktı.Sakalları yere kadar uzanıyordu.
O sırada Dia'nın oduncuda gördüğü ve ona sert bakış fırlatan adamla birlikte dans ettiğini gördü.Kendor gibi uzun boylu siyah saçlı sert mizaçlı birine benziyordu.Kasabadaki en yapılı erkek olduğu dikkatini çekti.
-Dia'nın yanındaki kim?
-Ahh.O kızım Dia'nın sevgilisi.Evlilikleri yakın.Kasabamızın en güçlü erkeğidir.
Joseph bu son sözcükleri böbürlenerek söylemişti.Numenor'u hasta edicek kadar böbürlenerek...Sonra bir ara durdu ve sinsice Numenor'a baktı.
-Sahi neden sordun?
-Hiç.Onu sabah kesim yerinde görmüştüm.bana çok ters bakmıştı sanırım kıskandı.
Toparlayabildiğini umarak sustu.Sonradan bu kadarının yeterli olmadığını düşünerek birşeyler söylemek için hazırlandı ama gürleyen bir boru sesi duyuldu.Kemanın ve bütün kargaşadaki insanların susmasına sebep olan bu borozanın sesinin geldiği yöne dönüp baktı herkez ve etrafı bir panik sardı.Bir anda tüm insanlar toparlandı.Kadınlar ve çocuklar bir araya gelen erkeklerin arkasına geçti.Joseph Numenor'Un gözlerine baktı ve onu arka sıralara itti ve fısıldadı "Saklan".
Numenor kendine yediremediği bu hareketle arkalara geçti.Sinirlenmişti.Kalabalığın arasından warglara binmiş orcların gelişini gördü.5 tane yapılı orc kasabaya doğru girdi ve erkeklerin önünde durdu.Joseph bir adım ileri attı.Arkadan bir kadının sesi mırıltı şeklinde duyuldu:"5 kişiler.Eğer niyetleri kötüyse hepimizi öldürürler..."
Numenor şaşırmıştı 5 orc bu kadar insanı nasıl öldürebilirdi?
Joseph kendinden emin bir sesle en öndeki yüzü kanla boyanmış, kurukafa kolyeli ve en iri orca seslendi:
-Ne istiyorsun Torgun!Vergileirmizi ödüyoruz.Emirlerinizden çıkmıyoruz.Peki neden bizi rahatsız ediyorsunuz?Görmüyor musunuz bir şenlikteyiz.
-Aranızda bir örgüt üyesi varmış.Ormanda yaralı bir şekilde bulmuşsunuz.Geçenlerde bir askerimiz ölmüş.Bunun sorumlusu o olsa gerek.Onu bize verin Joseph.
Numenor Joseph'in kendinden bu kadar emin konuşmasına hayran olmuştu.Yenilmiş ve ölüme mahkum edilmiş bir gladyatörün bağışlanmak için yalvarmaması gibi onurlu bir şekilde celladına başı dik, cevap veriyordu.
-Hayır yanlış duymuşsunuz.Burada öyle biri yok.
-Benimle oyun oynama Joseph!
Numenor'un ensesine bir el yapıştı.Sertçe kavradı ve ileri doğru yavaşta sürüdü.Numenor onun kim olduğunu görmek için sertçe kafasını çevirdi ve Kendor ile göz göze geldi.Kendor kısık sesle ve sertçe Numenor'a çıkıştı:
-HAdi kaybol.Babam onları oyalıyor.Enselenmekmi istiyorsun.
-Ben asla kaçmam!Burada durucağım ve aksini söylersen kelleni bedeninden ayırırım.Kız kardeşine ve babana dua etki bu kabaca davranışını mazur görüyorum.
-Sen kendini ne zannediyorsun.ki dağa çıktın orc avladın diye adammı oldun.Asıl savaş orda değil burda!VErgileri ödeyen biz.Öldürülen biz.Karılarımıza kızlarımıza tecavüz edilen biz.İşkence edilen biz.Sizse saklandığınız deliklerde ot tüttürüyorsunuz sonrada kasabaya inip ahkam kesiyorsunuz.Yok öyle bir dünya.Babam size değer veriyor ama o yaşlı.Aldanıyor.Sizin bir halt yaptığınızı sanıyor ama ben..Ben öyle değilim.Bir orc olmadığın belli.Yoksa bu orclar seni aramazdı.Ama bir örgütten olmanda bundan daha kötü bir nitelik değil.
Bu sırada Numenor orc kaptanın warg'ından atlayarak Joseph'İn üzerine baltasıyla yürümeye başladığını gördü.
-Kelleni kesip yahni yaparım Joseph.Bu senin son şansın!Söyle.
-O gitti.Nereye gittiğinide sorma çünkü onurlu direnişçileri asla ispiyonlamam.
-Seni küçük...!
Orc Joseph'i boynundan yakaladı ve havaya kaldırdı.Baltasını çekti.Çığlıklar duyuldu.Kadınlar ağlaşıyordu.Dia ileri atıldı ve babasının havada duran bedenine sarıldı.Joseph onu elleriyle itmeye çalıştı.Orc kızı tekmeledi.Dia çığlık atarak yere düştü.O sırada Dia'Nın sevgilisi ileri atılırken diğer kadınlar onu tuttu.Ve tok bir ses duyuldu.
-Bırak o adamı yoksa yemin ediyorum kemiklerini yüzlerce parçaya ayırırım.
Kalabalık bir anda yarıldı.Numenor dimdik silahsız bir şekilde orca bakıyordu.
Bu insanalra minnet besliyordu.Aralarındaki bir yabancıyı korumak için, bir bilgeyi kurban ediceklerdi.Şimdi Numenor'Un klendisini kurban etme sırasıydı.Hem merakta ediyordu.Nedir bu orcları bu kadar üstün kılan?Slavyn savaşında bu yeşil tenli kaba yaratıklarla savaşmıştı.Evet güçlüydüler ama iyi eğitimli bir insan savaşçısından pekte üstün değillerdi.Tek üstünlükleri fazla güçlü olmaları ve yaralarına umursamadan savaşabilmeleri.Nefretten ve kızgınlıktan güç almaları.
Bir keresinde bir orcun düşmanını öldürmeden ölemeyeceğini duymuştu.Ama o kadarda abartılı değildi.Orclarda Slavyn'de çok kayıp vermişti.
Orc şefi boğazladığı Joseph'i yere bıraktı.Yaşlı adam yere düştü.Dia hemen başına gidip onu kollarının arasına aldı.Joseph boğuk bir sesle bağırdı:
-Oragnor yapma!
-Ah...Seni küçük eşkiya.Senmiydin askerlerimden birini öldüren.Komik...Büyük ihtimalle uyuyordu değil mi?
-Şebekliği ve o iğrenç insan dili aksanını bırak.Margim zadoksar gorgim?(bir orc onuruyla dövüş benimle)
Orc şefi bu örgütçünün orcça bilmesine şaşırmıştı.Numenor'da zaten geçmişinden hatırladığı orc dilini kullanmanın orc şefini etkilediğinin farkındaydı.İşin aslı kendisi bile bu dili hatırladığına şaşırdı.
-Ia.Tumargo nite asht shat gijak Torgun su Kruaf!!!(Kutsal kan adına senin kemiklerinden kolye yapmassam banada Torgun şef demesinler!)
Baltasını sallayarak onun üzerine koştu.Numenor'Un gözleri ona kaygıyla bakan Dia'ya ve Joseph'e döndü.Joseph mırıldandı."O artık öldü"
  • 0

#8 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 12 Eylül 2009 - 06:21 ÖS

Öncüler -2-

Kendinden emin bir şekilde orc şefi Torgun'a odaklandı.Torgun tam Baltasını ona salladığında eğildi.Geri adım attı bir kez daha eğildi.Torgun baltasını kaldırıp üzerine indiricekken geri fırladı ve balta toprağa neredeyse 1.30 metre kadar gömüldü.Bu çok büyük bir güç gerektirirdi.
Numenor Torgun'a baktı.Belinde ufak bir bıçak(bir insan için kılıç) duruyordu.Torgan baltayı yine savururken eğildi, hızla Torgan'a sokularak belindeki kılıcı kavradı ve vakit kaybetmeden onu Torgan'ın göğsüne sapladı.Yanından dönerek geçti ve orcun sırtına sapladı.koyu bir kanlar süzülerek Korgan'ın bedeninden aşşağıya indi.Numneor'un boyu Korgan'ın yarsından biraz daha fazlaydı.Sinirlenen orc dirsiğini sertçe Numenor'a geçirdi.Numenor kara perde yaratarak kendini korumak istedi ama bir sorun vardı.İçinde bir kıvılcım bile oluşmamıştı.Güçleri yoktu!Ne ilahi ışık ne sonsuz karanlık...Hiçbiri...
Bir ejder kuyruğu son sürrat ağaç dalına çarpmış gibi yere yuvarlandı.Azından kan geldi ve görüşü dalgalandı.Orc ona doğru koştu ve baltasını tam Numenor'un göğsüne indirmek için tüm gücüyle hamle yaptı ama Numenor yuvarlanarak sağa çekildi ve hızlı bir şekilde yağa kalktı.Orc baltasını yere gömdü ve hızla çıkardı.Toprak ve çimen parçaları her yere dağıldı.
"Baltayı karşılamanın bir anlamı olmaz.Kılıcı kesin parçalar.Öyleyse bir hırsız kurnazlığıyla oynamalı."
Orc baltasını hızlıca zigzag yaparak salladı.Numenor'un tam boynuna gelicekken Numenor kendini yere attı.Bu sırada dğer orclarında baltalarını çekmiş ona doğru koştuklarını gördü.Hızla koşmaya başladı.Bir orc önüne çıktı.Tam baltayı önüne sapladı.Ama Numenor baltanın üzerinden zıplayarak geçti ve havada kılıcıyla bir orcun boynuna hamle yaptı.Fakat kılıç, orcun boynuna saplandı ve kırıldı.Orc yüzünü buruşturdu ve kükrer gibi çığlık attı.Numenor'a bir yumruk salladı ama başka bir orca geldi ve öteki orc bağırarak yere düştü.Bir ıslık sesi duyuldu.Numenor Korgan'ın elinde kendi kılıcı olan Holy Avenger'ı gördü.Korkan kılıcı ona attı ve Numenor kılıcı havada tuttu.Tutar tutmaz arkasından ıslık çalarak ona doğru savrulan bir baltayı hissetti.Ağildi ve dönerek kılıcı orcun midesine sapladı.Bir anlık tereddüt etti.Kılıcın kırılmadığını görünce rahatladı.Torgun uzun kızıl baltasıyla ona doğru koşuyordu.Tüm gücüyle ikiside silahlarını birbirine kenetlediler.Kasaba halkı için şok ediciydi.Bir orcun silahını karşılamak için ya bir ejder yada o orctan daha güçlü bir orc olmalıydınız.Numenor eski hayatından öğrendiği bir hareketle kılıcı hafif ileri geri itti ve bir anda gücü boş bırakıp sağa çekildi.Dengesi bozulan Korgan yere düştü.Tam düşerken Numenor onun kafasını havada kesti.Diğer orclar hiddetle Numenor'un üzerine koşuyordu.Öfkeden deliye dönmüş boğa gibilerdi.Numenor arkaya doğru ilerledi ve tam iki orcta baltalarını ona doğru sallarken geriye döndü ve kılıcını orcun bedenini dayanarak sapladı.Diğer orcta baltasını biraz yüksekten sallamış olucakki orcun boynunu kesti.Numenor ardından kılıcı orcun cüsseli bedeninden çekti ve diğer orcunda baltasını birkez karşıladıktan sonra parlak kılıcını orcun koyu kanıyla süsledi.Son olarak yerde çenesi kırılmış olarak yatan orcun başına gitti.Orc yüzünü tutarak yerde debeleniyordu.Numenor tam kalbine Holy Avenger'ı soktu.Yeşil renkli beden titredi ve durdu.
Numenor tatmin olmuş bir şekilde nefes nefese ona bakan insanları bir süre izledi.Kimse sesini çıkarmıyordu.Hepsi büyülenmiş gibiydi.
-Son olarak söylüyorum.Ben yanlız çalışırım.
  • 0

#9 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 18 Eylül 2009 - 05:44 ÖS

Klanlar

Kapıyı arkasından sertçe çarptı.Giysilerini çıkardı.Ama yırtılmamaları için olanca dikkatini verdi.Ağır zırhını üzerine geçirdi.Eldivenlerini ve ayakkabılarını giydi.Geniş omuzluğunu taktı.Yaraları bu kadar çok hareket ettiği için açılmıştı ve kanıyordu.Giysisinin kanlar içinde kaldığını farketti.Tahta bir bardak gördü ve onu alarak içine tükürdü.Koyu kan tahta bardağın içinde katı bir kıvamla süzüldü.Holy Avenger'ını sırtına geçirdi.Kapının hafifçe açıldığını duydu ve hızlıca arkasına döndü.Dia, kapının önünde halsizce duruyor ve ağlamaktan kızaran gözleriyle ona bakıyordu.Titriyordu.İkiside hçbirşey söylemeden birbirlerine baktılar.Kızın gözleri bir elmas gibi parlıyordu.Masmavi..Turkuaz.Sanki denizin ufuğu gibi sisli.Karamsar.Alamaklı.
-Gidiyorum.
Arkasını döndü.Yatağını düzeltti.Kıyafetleri katlamaya başladı.Aslında sadece oyalanmak için bunları yapıyordu.
-Teşekkür ederim.Babamı kurtardın.
-Benim suçumdu.Ölseydi kendimi kötü hissederdim.
Arkasını dönüp kapının eşiğine geldi.
-Burada daha fazla kalamam.Başınıza dert açmaktan başka birşey yapamam.
Bu doğruydu.Artık güçleri yoktu.Oda sadece bir insandı.
Kız bir heykel gibi kapıda dikilmiş Numenor'a bakıyordu.Biri ki damla yaş daha gözlerinde bitti ve pürüssüz teninden aşşağıya doğru süzüldü.Numenor ellerini kızın yüzüne götürdü.Gözyaşlarını sildi.
-Neden ağlıyorsun?
-Teşekkür ederim.
-Diyarum ya sana.Ben sadece yapmam gerekeni yaptım.Benim suçumdu!Lanet olsun ağlama işte.Ben suçluyum işte!
-Ama kaçmadın.Babamı kurtardın.
Dia babasının ölmesi fikrine dayanamazmış gibi dizlerinin üzerine çöktü.Numenor onu kollarından tutarak yavaşça yere götürdü ve eğildi.Dia'nın dudaklarına bakıyordu.
-Annem...Annemin katilini öldürdün.Küçük kardeşlerimin katillerini öldürdün.Onu öldürdün.Babamı kurtardın.Sana minnettarım.
Numenor'un gözleri kızın göğsüne gitti.Morarmıştı.Orc onu tekmelediğinde büyük ihtimalle kıza bir ayıya vururmuş gibi vurmuştu.Kıza acıdı.
-Gitmem lazım Dia.Ve önemli değil.Tamam mı?
-Gitme!Geri gelicekler.Daha fazlası geri gelicek.Sana ihtiyacımız var.
-Bak ben gidersem sizi rahat bırakırlar tamam mı?Peşimden gelirler.
-Hayır.Onlar geri gelicekler.Bizi yok etmek istiyorlar.Sen olmassan yok oluruz.
Numenor düşünceli gözlerle ona baktı.
-Yapamam Dia...Yapamam.
Bir boru sesi titreyerek kulağına çalındı.Dia gözleini faltaşı gibi açtı ve korkuyla Numenor'a sarıldı.
-Sana birşey olmayacak Dia.Korkma.Kimseye birşey olmayacak.Kızı yavaşça bıraktı ve kapıya doğru yöneldi.Kapıyı açtı ve ufukta beliren 10 kadar orcu gördü.Ellerinde kırmızı desen üzerine siyah bir kurt resmi işlenmiş orcları gördü.Bunlar diğer orclardan daha çelimsizdi ama şüphesiz bir insandan daha iriydiler.Yüzlerinde ne savaş boyası nede boyunlarında kurukafalar asılıydı.
Joseph meydanda dikilmiş gelenlere bakıyordu.Boynunu tutuyordu hala.Kasaba halkı Numenoru görünce bir adım geriye çekildi.
Orclar kasabaya girdiler ve yaşlıca bir orc hemen wargından atlayarak Joseph'İn yanına geldi ve elini yavaşça sırtına attı.
-İyi misin Joseph!Ah kahretsin çok geç geldik.Ama...
Torgan'ın ve diğer orcların yerde yatan bedenlerine baktı.
-Domuz Torgan sonunda geberdi.Ah bunu nasıl başardınız Joseph?
Numenor şaşırıp kalmıştı.Bu orclara bakıyordu.Nasıl olurdu?Bu orclar onlara saldırmayacakmıydı?
-İyiyim Thrall.(/salute atıftır :D)...Seni görmek benim için bir onurdur.Ama aramıza katılan genç bir arkadaşımız bize yardım etti.
Numenor'u gösterdi.
Thrall Numenor'a baktı.Bakjışlarında saygı dolu bir ifade vardı.
-Hepsini o mu öldürdü?
-Evet.
-Bir çetecimi?
Joseph kafasını kaldırıp Numenor'Un gözlerine baktı.
-Hayır.O yanlız çalışır.
Numenor ona gülümsedi.
Thrall Numenor'un önüne geldi ve elini uzattı.
-Onur duydum.Adın nedir güçlü savaşçı?
Numenor şaşkınca orcun yüzüne baktı.Elini orcun güçlü ellerinin arasına koydu ve el sıkıştılar.
-Oragnor.
Orc gülümsedi.
-Bende Thrall.Frostwolf kalnının şefiyim.
....
-Oragnor.
  • 0

#10 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 28 Eylül 2009 - 03:35 ÖS

Hareket Ordusu

Koyu yeşil teni, sivri dişleri ve çirkin suratıyla Thrall Numenor'u inceliyordu.Kırmızı gözlerinde rakibini tartan bir hareketlilik vardı.Sürekli Numenor'u süzüyordu.Büyük ve geniş tahta bardaktan bir yudum daha aldı.Bira orcun ağzının yanlarından aktı.Koluyla azını sildikten sonra orc biraz homurdandı.Numenor'a baktı:
-Nereden geldin?Buraların yabancısısın belli.
Numenor etrafa bakındı.İnsanlar etrafı toparlıyor, masaları kaldırıyor, kadınlar bulaşıkları yıkıyordu.Çocuklar çoktan uyumuştu.Şölen için yakılan ateşler çoktan sönmüş, köze dönüşmüştü.
-Kuzeyden geliyorum.Çok kuzeyden.
-Ne kadar kuzey?
-Uzak diyarlar işte.Rosforan köyünden geliyorum.
Numenor bu adı uydurmakta hiç zorluk çekmemişti.Öylesine azından çıkıvermişti işte.
Orc düşünceli bir tavırla durdu.Numenor'a yan gözlerle sertçe baktı.
-Dürüst değilsin yabancı.Kuzeyde insan köyleri yoktur.Sadece dağlar ve orclar vardır.İnsanların yaşayamayacağı yerlerdir oralar.Hiçbir insanoğlu orada sığınamaz.
Orc duraksadı.Numenor'un afallamış suratını inceledi ve doğru yolda olduğunu farketti.
-Gerçi senin gibi 10 tane savaşçıları olsa bütün orclara bedel olurlar ama söyle bana...En azından nereye gittiğini söyle.Nerden geldiğin senin olsun ama nereye gidersin ey yolcu?
-Rüzgar nereye eserse...
Yalan sayılmazdı.Olaylar onu nereye götürürse oraya gidiyordu.Elleri kolları bağlanmış durumdaydı.
-O zaman bir rüzgarıda ben estirmek isterim...Oragnor.Dinle beni.Kim olduğun ne yaptığın beni ilgilendirmiyor aslında.Ben senin gücünle ilgileniyorum.
Numenor geriye doğru yaslandı.Sorgunun bu kadar çabuk bitmesi onu rahatlatmıştı.Şimdi bu orcun neler söylediğini dinleme vakti gelmişti.
-İyi bir savaşçı olmalısın.Bu dönemde hayatı boyunca 5 orcu öldürebilen bir insan efsane olur.Ama sen...Sen bir anda 5 tanesini öldürdün ki biriside şefleriydi.
Numenor Thrall'a eğildi.
-Nedir orcları bu kadar güçlü kılan şey?
Thrall şaşırmış gibi kekeledi.
-Neye karşı?
-İnsanlara karşı?Neden bir orc 10 insana bedel?
-Doğaları gereği Numenor, orclar güçlü yaratılmış canlılardır.Aslına bakarsan ne orclar insanlardan üstündür nede insanlar orclardan.Bi tenlerimiz bide dişlerimiz farklı.Onun dışında sizin narin tenlerinizin örttüğü özgür olmak isteyen yürek gibi bizimde özgür olmak isteyen yüreklerimiz var.Bizde onurumuzu korumak istetiz.Bir orc insanların aksine onuru için dövüştüğünde yıkılmaz bir kale gibidir...
Numenor söze karıştı:
-Bu insanları ezmek onur mu sizin için?Hah!Orcların aptal olduğunu duymuştum ama bu kadar kolay bir çıkarım yapamadıklarına şaşıyorum!
-Onlar orc değil Numenor!Bir avuç kafir!Dışlanmışlar, asimile edilmişler!Her hakarete katlanırım ama onlara orc denmesine mi?Hayır!
Thrall hiddetle bağırıp elini masaya vurdu.İnsanlar onlara bakıyordu:
-Bir orcun şerefi ve onuru vardır.O adiler köyleri yaktılar.İnsanları katlettiler.Dwarların dağlarını yıktılar.Doğayı tahrip ettiler.Nasıl bir orc böyle bir onursuzluğu yapabilir!Onlar orc değil adi canavarlar.
-Tamam sakin ol!
Çevredeki insanlar korkuyla onlara bakıyordu.Numenor etraftakileri sakinleştirmek için onlara bakıp gülümsedi.Sonra Thrall'a döndü:
-Devam et konuşmana.Eninde sonunda konuşmanın özüne geliceksin.
-Özür dilerim.Bir anlık sinirimi mazur gör.Sanırım sorunda kastettiğin bu lanet heriflerin neden bu kadar güçlü olduğuydu sanırım.Açıkçasını istersen tek bildiğim şey... LAGA(büyü)
" Orc duraksayarak Numenor'a baktı.Numenor'un yüzünde hiçbir şaşkınlık olmadığını görünce şaşırarak devam etti."

...Anlaşılmadık bir derecede bir gecede Arau Klanı(ayı klanı) sanki başkalaşım geçirdi.Diğer bütün orc clanlarını dağlardan sürdüler.Önce bizim evlerimizi obalarımızı kamplarımızı yaktılar.Heryere dehşet saldılar.Esir almadılar.
O zau nattede (kara gece) (orclar arasında lanetli kabul edilengece ) uyuyamamıştım.Ulu ruhlar beni çağırıyordu.Ormana gitmiştim.Vor Kramn(kuzey ormanına) gitmiştim.Ben kendimi ruhlar alemine bırakırken çığlıklar duydum!Onurlu orc askerlerimizin çığlıkları.Koştum koştum!Avına koşan bir kurt gibi değil belki ama çocuklarını kurtarmak için koşan bir anne kurt gibi.Ama gittiğimde çok geçti.Arau kalnının bayrakları heryerdeydi.Karım, çocuklarım, kardeşlerim, dotlarım...Hepsinin kanları şerefsizce dökülmüştü.Onursuzca obamızı yağladıalr çadırlarımızı yıktılar, avlarımızı aldılar.Sonra felaket dahada büyüdü.Günler ve aylar içinde tüm dünyaya dehşet saldılar.Sayıları sınırsızdı.Güçleri sonsuzdu.
Thrall'ın gözlerinden yaşlar boşandı.Gözleri hem güçsüz hem çaresiz ama bir o kadar umutsuz ve derindi.
-Ama o güçte onur yok.Ama o güçte inanç yok.İşte biz geriye kalan orclar yeni bir clan kurduk.Artık soyumuz umrumuzda değildi.Yeterki kan dökülmesin.Doğanın dengesi tekrar yerine gelsin.Ve dünya tekrar özgür ruhuna kavuşsun.İşte ben insanları, orcları, elfleri, trolleri, dwarfları ve diğer özgürlüğü için savaşacak kader ortaklarımızı bir araya topluyorum...Sanda sorucağım soruya gelince Numenor..İşte seninlede bunun için konuşuyorum.Dünyayı huzura kavuşturmamda bana yardım eder misin Numenor?Bizim HAreket Ordumuzua katılır mısın?
Numenor'un zihninde bu sözler çok etkili olmuştu."Dünyayı huzura kavuşturmak"
Huzurunu altüst ettiği dünyayı huzuruna kavuşturmak...
  • 0

#11 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 04 Ekim 2009 - 05:37 ÖS

Tabikide bi iki yardıma hayır demem üstad:D ah senin gibi combat yazsam ne isterim Ali :)
Yanılgı

" -Bu arada Numenor.Geçmişte olduğunu sakın unutma.Tarihi değiştirmeye kalkma.Burada bir misafirsin.Bunu sakın aklından çıkarma yapıcağın yanlış bir hareket tüm tarih çarkını paramparça edebilir yada çarkı tersten döndürebilir."

Ezgolin'in, Numenor'un odasında birbirleriyle konuşurken söylediği bu sözler aklına geldi.Gözlerini kuşkuyla kıstı.5 orc öldürmüştü.Ah nasıl bu kadar saf olabilirdi.Zamanı varken kaçmalıydı ama bu seferde Joseph ölmemesi gerekirken ölücekti.Nasıl bir belaydı ki bu?
Her hareketi her canlıyla etkileşimi dünyayı yerinden oynatabilirdi.Dahada kötüsü zaman döngüsünü yok edebilir ve dünyayı sonsuzluğun eşiğine fırlatabilirdi...Bunu ilk kez yapmıyordu tabi.
Gözlerini devirdi.Bu orca nasıl hayır diyebilirdi?Ama demeliydi.Biran önce bir yol bulup bu diyarlardan gitmeli ve kendi zamanına dönmeliydi.Ama bu dünyada hiçbir gücü olmadan barınması zordu...Ormanca yanlız dolaşan bir insan (ki özellikle 5 orcu öldürmüşse) ya ölümüne susamış bir deli yada umutsuz bir vaka olabilirdi.Ama yapabilicek çok şey yoktu.Şu zamanın malivelası saçmalığını dikkate alması gerekiyordu.
-Thrall...Onur duyduğumu bilmeni isterim...Ancak bu savaş sizin savaşınız.Benim değil.Mağlesef sana katılamam.
Thrall üzülmemiş ve şaşırmamış gibiydi.Sadece gülümsedi.
-Peki şimdi ne yapıcaksın?
-Buralardan gitmeliyim.Avenue kasabasının iyi insanlarına yeterince zarar verdim.
-Nereye?
-Dedim ya onurlu Thrall.Rüzgarın estiği yere.İnan bana senin yanında yer almam size ve dünyanın dengesine daha çok zarar verir.
Thrall itiraz edicek gibi oldu ama birden kırmızı gözleri maviye döndü.Mavi ışıltılar yerini turkuaza bıraktı.Saniyeler veya saliseler sonra ışıltı gitti ve o kırmızı gözler yine geldi.Bu sefer daha anlayışlı...Daha şefkatliydi.
-Seni anlıyorum Oragnor.Seçimine saygı duyuyor ve dostça elini sıkıyorum.Tıpkı insanlar gibi...
Thrall elini Oragnor'a uzattı, Oragnor'da ona karşılık verdi.El ele sıkıştıklarında Thrall'ın gözlerinin tekrar ışıldadığına yemin edebilirdi.
Numenor ayağa kalktı.Kılıcını arkasına taktı.Başıyla Thrall'a bir kez daha selam verdikten sonra arkasını döndü ve yürümeye başladı.Yanına hiçbirşey almamıştı.Kimseyle vedalaşmamıştı.Bunu onu yorardı.Yada kafasını karıştırırdı.Aslında içinden dönüp Joseph'e ve Dia'ya veda etmek geliyordu ama garip bir şekilde bunu istemiyorduda.Belkide Dia'nın buz mavisi gözlerine bakınca gitmekten vazgeçiceğinden korkuyordu...Yada Joseph'in baba sıcaklığı veren gülümsemesi...Bunu hiç bilemezdi.
Onunla aynı düşünceleri paylaşan diğerleride vardı.Joseh ve Dia'da onu evlerinin penceresinden izliyordu.Joseph yatağından doğruldu.Dia pencereden dışarı bakıyordu.Onun yanına geldi.Dia yalvarırcasına babasına baktı:
-Onu durdurmalıyız...
-Hayır kızım.Bırak gitsin.Bazen gitmeler daha gereklidir.
-Ama o bize çok yardım edebilir.
-Yo kızım.Yeterince yardım etti zaten.Bize kendimizi koruma gücü verdi.Bize cesaret verdi...

Avenue kasabasında insanlar işlerini bitirmiş yavaş yavaş yatmaya hazırlanıyorlardı.Bu gün nöbetçiler iki katına çıkarılmışlardı.HErkez orc tehlikesine karşın bu gün daha tetikte bekleyecekti.Herkezin güvendiği bir ışıkları vardı nede olsa.Kuzeyli Oragnor...Orc katili!
Ama o ışık, gecenin karanlığında gölgelerin sardığı karanlık bir ormanda mavi gözlerin şahitliğinde çekip gitti Avenue kasabasından...Kim bilir kader belkide onu yine bu topraklara çağırır..
Avenue
  • 0

#12 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 15 Ekim 2009 - 09:43 ÖS

Alevler

Numenor yaklaşık 2 haftadır ormanda aç bir şekilde gezmişti.Kimi zaman avlanmaya çalışmık fakat eylemleri ve kurduğu tuzaklar başarısız olmuştu.BAzen öcek, bazense şansına avladığı bir iki balık veya tavşanı yiyordu.
Böcek demişken, hayatı boyunca hiç böyle koşullarda yaşamadığı için gece uyurken sineklerin vızıltıları ve böceklerin sokmalarına önlem olarak ağaçta yatmayı denemiş, fakat bir gece çıktığı bir ağacın dalı kırılıp onlarca metreden düşünce bundanda vazgeçmiş ve kaderine razı olarak böceklerin aç gibi üzerinde dolandığı toprakta yatmıştı.Şansına o kadar çok şükrediyorduki hiçbir ayı veya kaplan gibi yırtıcı ona musallat olmuyordu.
İşte Avenue'dan ayrılalı 2 hafta olmuştu.Güneş neredeyse batmak üzereydi.Kızıllık tüm göğü sarmıştı ve esen rüzgar ağaçların yapraklarını hışırdatıyor, dalları sallıyordu.
"İştee kabus dolu bir gece daha..."
Gökyüzünde eser rüzgarın fısıltısına bir yenisinin daha eklendiğini farketti ve ardından ufuktan gümüşi renkli bir ejderin ona yaklaştığını gördü.Yaklaştı, ve yaklaştı.Ardından gürültülü bir şekilde Numenor'un önündeki kayalara kondu ve kıvrılarak yüz üstü kayanın üstüne kuruldu.
Numenor kılıcını kınından çekti ve stresli bir şekilde doğruldu.Ejder kükürt kokulu nefesiyle Numenor'a güldü.
-Ah Numenor...Şu hırçınlığını hiç bırakmayacaksın.Karşındaki yabancı sana kılıç çekene kadar kılıç çekmemelisin...
Numenor bu sert ve tok ses tonundaki tanıdık ezgiyi hemen yakalamıştı.Affalamıştı.Bildiği herşey allak bullak olmuştu.Ayakları titriyordu.Aklı karmakarışıktı.Hiç bir kelime bulamıyordu.ELindeki kılıcı yere düşürdü.Kaşlarını çattı.En başından beri...O bir ejderha..Ejderha!
-Görüyorumki fazlaca şaşırdın.
Aslında şaşırmak kelimesi, şu anda Numenor'un beynini allak bullak eden düşünce sistemini açıklamakta fazlaca yetersiz ve sönük bir kelime gibi kalıyorurdu.Ezgolin'ê baktı.Gümüşi renkteki pullu ve kendine hayran bırakan ejder derisinin örttüğü kocaman bir beden...Kitaplarda yazan efsanevi Ejderhalar kadar büyüktü.Gözleri hala aynı ışıltıyla parlıyordu ve renkten renge giriyordu.
Ve sonunda söyleyebileceği en mantıksız kelimeyi söyledi:
-Ezgolin?
-Evet Numenor.Benim Ezgolin.Cüsseme oranla çok küçük olan bu sırrı senden daha fazla süre saklamak için bir sebep göremedim.
Boş gözlerle Ezgolin'e bakıyordu.Hem boyutuyla hemde Ezgolin'den yayılan ve uç boyutlarda hissettiği güçten dolayı afallamıştı.
-Söyle bana Numenor.Sonunda aradığın cevapları buldun mu?
-Ne aradığımı bile bilmiyorum Ezgolin!Bu lanet ormanda günlerdir dolaşıyorum ve tek bulduğum açlık.Onunda ötesinde 5 orcu öldürdüm.Onlarca köylünün önünde hemde.Sanırım tarihi fazlasıyla altüst ettim.Üzgünüm.Senin söylediğin gibi ellerimi kollarımı bağlayıp oturamadım.VE lanet olası bir baş belası bir büyücünün aslında bir ejderha olduğunu öğrendim ve şu anda geçmişteyim ayrıca güçlerimde yok.Noluyor söyle bana tanrının cezası!
Ezgolin dev cüssesini hareket ettirdi yer biraz sallandı ve kükürt kokusu etrafa fazlaca yayıldı.
-Ah.Aceleci olma bu kadar.Sakin ol!Şimdi.Evet ben bir ejderhayım.Tabi bu durumda söyleyebileceğim en etkili cümle olmadığının bende farkındayım.2. olarak hayır.Eğer zaman dalgası değişseydi bunu hissederdin.Yani tarihi değiştirmedin.İçini rahat tutabilirsin.Ama dikaktli ol tarihteki yabancı.BAzen yaptıkların değil, yapmadıkların tarihi değiştirebilir.Şu anda burda durman tarihin akışını sürekli bozguna uğratıyor.
-Ne demek istiyorsun!Ve bu tarih takıntısıda ne oluyor.
Ezgolin hızlıca kjafasını yuakrı kaldırdı.Güneşe doğru baktı.Yer aniden sallanmaya başladı.İki kuş dalından kalkarak uçtu.Batmak üzere olan güneş karardı tekrar aydınlandı.Toprak sanki Numenor'un ayaklarının altından kayıyordu.Bir anda haykırdı:
-Ne oluyor.
Sesi boğuk ve böğürtülü bir şekilde çıkmıştı.Ezgolin tekrar Numenor'a döndü.
-İşte bu tarihi değiştirdiğinin bir kanıtıdır.Dikkatli ol Numenor!Nerde olursan ol kendini hayatın akışına bırakmak zorunda kalırsın.Ve yapmadıkların işte tarihi değiştiriyor.Değişimle yazılmış olan tarih bulanıyor tıkanıyor ve kendine bu tıkanıklıkta yeni bir yol açmaya çabalıyor.AH ne kadar güzel değil mi!Tarih yeniden yazılıyor ve yüzlerce kez gördüğüm bu sahneler şimdi daha yeni ve daha farklı!
Ezgolin kanatlarını açtı ve tek çırpışla göğe yükseldi.Numenor arkasından bağırdı.
-Dur!Bekle.Ne demek istiyordun!
Ama Ezgolin ufukta yok olup gitti.Numenor'un aklında son bir mırıltı duyuldu:
-Kalbinin sesini dinle.
Ayağıyla yerdeki bir taşa vurdu.
-Lanet olası kertenkele.
AKlı iyice karışmıştı."Artık biri beni bu rüyadan uyandırsın!"Tarihi dğeiştirmişmiydi?Şimdi ne olucaktı?Ezgolin ne demek istemişti?Aklında yüzlerce soru vardı ama bir tane bile cevabı yoktu.Tek bildiği hiçbirşey bilmediğiydi.Fazlaca ironik bir cümle...Fakat doğruydu işte.O sırada kulaklarına bir patırdı ve gümbürtü sesi geldi.Sağına döndüğünde yüzlerce ateşin ormanın derinliklerinde ilerlediğini farketti.Hepsi tek bir hizada bir yere gidiyordu.
Numenor korkakça durdu.Sonra merakla ateşlere doğru yürümeye başladı.Karanlık yavaş yavaş bastırıyordu.Fakat ne olursa olsun ateşlerin yani meşalelelerin kaynağını görebiliyordu.Orclar!
Sanki bir savaşa gidiyor gibi bir halleri vardı.Hepsi sinirli bir şekilde yürüyordu.BAzen hep birlikte bir nara atıyorlardı.Sonra orc dilinde kaba şarkılar...
Numenor bu orcları uzunca bir süre takip etti.Flamalarında ayı klanının simgesi olduğunu görmesine gerek yoktu zaten tahminde edebiliyordu bu orcların ayı klanından olduklarını.Uzunca bir süre, ay göğe tam olarak yükselene kadar yürüdüler.SOnunda bir orcun komutuyla bütün orclar meşalelerini söndürdüler.Hizaya geçtiler.Ufukta bir kasaba görünüyordu."Avenue Kasabası"
  • 0

#13 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 16 Ekim 2009 - 08:39 ÖS

saol jedi:Dvalla bazen aklıma gelip duruyor yazmassam çıldırıcak gibi hissediyorum oturup oturup yazıyorum:DSıradaki bölümüde sana ithaf ediyorum:D

Yabancı ve Yabancılar

Sanki bir elf gibi arkasında bir çıtırdı duydu.Hışımla arkasını döndü ama bir yumruk gecenin karanlığını yararak suratına indi.Bağıramadı.Sadece yere yığıldı.Gözlerini kırptı.Gözzyaşlarından buğulanan gözleri karanlıktaki cüsseyi yavaşça seçti.Gözlerini kırptı.İmkansızdı...
Barathrum'du bu.Uzun sakalları yıpranmış kıyafetleri ve o kılıcı."Şimdi ne konuşan ağaçlar?Yoksa kılıç sallayan bülbüller?"Numenor çıldırdığını düşündü.Aklı karışmıştı.
-Seni iblis soyu.Yine çıktın karşıma.Tanrının cezası herif!
Barathrum öfkeyle bağırıyordu.(tabi oda orcların yakında olduğu bilincindeydiki sesini ayarlayarak bağırıyordu)
-Ba...Barath?
Barathrum kılıcını Numenor'Un boğazına doğrulttu.
-Bir yıl!Bir yıldır bu unutulmuş diyarlarda ordan oraya gezip duruyorum.Aptal Ezgolin bir elime geçerse ona yaptıklarını ödeticem ve sen!Sen lanet olası iblis dostu...!
Numenor bu hiç beklemediği kişiyi görünce istemedende olsa o kadar çok sevinmiştiki...Geçmişten.Yo hayır gelicekten bir yüz görmek ne kadarda güzeldi.İçi o kadar büyük bir mutlulukla dolmuştuki...
-Seni gördüğüme sevindim Barath...
Barathrum çıldırmıştı:
-Ölümünemi susadın!Aman tanrım şunun söylediklerine bak.
BArathrum Numenor'a biraz daha yaklaştı.İyice yıpranmış ve kilo vermişti.1 yıldır geziyorum demişti.Öyleyse Ezgolin'de Barathrum'u bu diyarlara yanlışlıkla(ki bundan pek emin değildi) getirmişti.Ama bir yıl öncesinden...
Barahtrum yılmış gibi iç geçirdi.
-Ah...Anlamıyorum bir türlü.Lanet olsun!Olucak şey değil.İyice çıldırıyorum yo!Yo sen bir hayalsin.Olamaz.LAnet olası kertenkele kılıklı Ezgolin!Ah onu bir elime geçirirsem onun kükürt kokulu nefesini boğazına dikiceğim!
Numenor gülümsedi.Barathrum'un sinirlendiğinde salladığı küfürler o kadar değişik ve ilginç oluyorduki Numenor yani küçük Oragnor her ne kadar eğitimine aykırı olsada bazen sırf Barathrum'u sinirlendirip söylediği küfürleri, küplere binişini, çıldırışını hatta kendini dövmesini kahkahalara boğularak izlerdi.
-Sen nasıl geldin buraya Barath?
-LAnet olası kulede Ezgolin'e bir parşormen fırlattım.Ve büyü!Bla bla birşeyler saçmaladı.Sonra işte burdayım!Sonra Ezgolin birden çıkageldi.Burda geçmişte cevaplar bulacağımı tarihi daha yakından görüceğimi söyledi.Ah yaşlı bunak!Beni getirdiği diyarlara bak!Ama artık yeter.Sonunda anladım.İhtiyar ejderha doğru söylüyormuş!Bak geçmişte ne buldum!Seni öldürücem ve lanet olası geleceğe geri dönüceğim.DÜnyayı kurtarmış olucağım...
-Barath...Ezgolin banada aynılarını söyledi.
-Sus!Ah.Bu orclar eğer gözüme çarpmasaydıda buraya gelmeseydim.Kim bilir neler kaçırıcaktım.Söyle şimdide bu orclarla işbirliğindemisin?Gittiğin her yeri yıkmak mı istiyorsun Oragnor!Ah Oragnor!
-Sessiz ol!Hayır bu orclardan yana değilim tamam mı?
Barathrum'un onu pekte öldürmeye niyetli olmayan kılıcını boğazından ittirdi ve yavaşça doğruldu.
-Beni dinle Barathrum.Bana istediğini yapabilirsin.Bak haklısında.Senden özürde diliyorum.Ama şimdi ben o köye gideceğim ve insanları bu orcların elinden kurtaracağım, en azından denerken ölüceğim.Hepsi benim suçum...Yine ama lütfen ne olursun beni bırak.Sadece şurayı kurtarana kadar...Lütfen, eğer ölüceksem onurlu bir şekilde öleyim.
Barathrum duraksadı.Derin bir nefes aldı.Kılıcını indirdi.Olur anlamında başını salladı.
-Avenue'nin dört bir yanını sardılar.Saldırıya geçicekler...

Joseph bir dürtülmeyle uyandı.Gözlerini yavaşça kırpıştırdı.Oğlu Keldorn'du bu.
-Baba.Baba!Orclar!KAsabanın her bir yanında.Saldırıcaklar.
-Neler diyorsun oğlum.Yaşlı adam çevik bir şekilde ayağa kalktı.Alt kata koştu.Okunu ve yayını aldı.Oğlu Keldorn, pekte iyi olmayan kılıcını kavradı.Dia'da okunu aldı.Simsiyah saçları darmadağın olmuş, ama hiç korkmayan gözlerle meydana çıktı.Bütün Avenue sakinleri uyanmıştı.Heryer orcların çaldığı savaş davullarıyla inliyordu.Orclar sürpriz bir saldırı yapmayacaklardı.
Herkez birbirine soruyordu."Şimdi ne yapıcağız?"
Orfrof, dağınık saklları ve bu davullar yüzünden uyandırıldığı için fazlaca sinirlenmişti.bir elinde boyunun iki katı olan baltası, diğer elinde balyozu ile çıkageldi.Arkasındanda oğlu Orforof aynı şekilde geldi.
Orfrof böğürerek:
-AAh lanet olası iblisler!Gelsinler bakalım!Onlara Orfrof'un neler yapabileceğini göstericeğim!Gelsinler!Baltamda kalan kanlarını yahnime baharat yapıcağım!Gerçi bu iğrenç birşey olur ama yapıcağım!Size sakalım adına söz veriyorum birçoğu birdahaki güneş ışığını göremeyecek!

Ay batmaya başlamak üzereyken orclar Avenue kasabasındaki çaresiz halkı iyice huzursuz eden ve psikolojik olarak çökerten davulları susturdular.Ardından rahatsız edici bir dakikalık sessizlik.Ve yüzlerce orc Avenue kasabasına bir anda hücüm etti.
Ama Avenue halkı hazırlıklıydı.Kasabaya hücüm eden orcları ilk başta alevli oklar karşıladı.fakat yeşil ve sert tenlerine saplanan yanan oklar, orcları dahada güçlü kılmaktan başka bir işe yaramamıştı.Ardından meydana yığılmış eşyaların arkasında ellerinde kılıçlarıyla bekleyen erkekler vardı.Bir kaçının elinde tahtadan yapılmış tırmıklar vardı.Çaresizlik...
Orclar ilerlediler ve ilerlediler.Dia evinin penceresinden hızlıca yayını gerip oklarını orcların gözlerine yolluyordu.Korkmuyordu ama endişeliydi.Keldorn ve diğerlerine baktı.Meydanda ölece duruyorlardı.
Ama aniden bir şey oldu.İki kişi orcların arasına dalıverdi.Herşey o kadar hızlı olmuştuki... birden 3 orc yere serildi.Dia gözlerine inanamadı.Oragnor! diye çığlık attı.
Oragnor ve Barathrum meydanda yığılmış tahta eşyaların arkasında korkusuzca bekleyen Avenue erkeklerinin önünde belirdiler.
  • 0

#14 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 25 Ekim 2009 - 10:10 ÖS

2 KaN

Barathrum, Oragnor'a döndü.Gözlerini kırptı ve seslendi.
-Hazır mısın?
-HAdi şunlara günlerini gösterelim...
İkiside bulundukları yerden koşarak çıktılar.Ağaçların arasında bir süre koştular.Ardından ikiye ayrıldılar.Numenor kasabaya sağ taraftan girdi, Barathrum ise sol taraftan.Orc davullarının gümbürtüleri kulaklarında çınlıyordu.
Ardından bir borozan öttü ve orclar çığlıklarla kasabaya doğru koştular.
Oragnor bir anda koşan orcların arasında kaldı.Ama hiçbiri onu farketmedi.Ardından kılıcını önünde koşan orcun boynuna doğru savurdu.Orcun kanlı başı gökyüzünde dönerek savruldu.Ardından hızla ileri koştu ve orcların önüne çıktı.Aynı anda Barathrum'da elinde tuttuğu uzun kılıcıyla öne çıktı.
Birbirlerine baktılar.
Aralarından fırlayıp önlerine geçen insanları görünce orclar şaşırarak duraksadılar.
Barathrum ileri doğru atıldı.Kılıcını orclara doğru savurdu.Bir orc onu baltasıyla önledi ve ittirdi.Ardından sağ tarafından gelen bir baltayı, Barathrum keskin metalinin tahtayla birleştiği yerden tuttu ve baltayı çığlık atarak etrafında çevirdi...(ki dolayısıyla baltayı sıkıca kavramış orcuda çevirmiş oldu.) Baltayı etrafında sallarken, baltasını tuttuğu sersemlemiş orcu tekmeledi.Hiç kimse yanına yaklaşamıyordu.Ardından baltayı ters çevirdi ve uzaktaki bir orca doğru zıplayarak baltasını akfasına geçirdi.Arkasından gelen bir balta darbesini yine uzun kılıcıyla önledi.
O sırada Oragnor hızlı bir şekilde kılıcını sağına solkuna doğru savuruyordu.Arkasındaki kasaba insanlarıda yüreklenerek ileri atılmışlardı.Tabi sayıca çok azlardı.Orclar etraflarını sardı.Bir nevi kapan taktiği gibiydi.
Oragnor ne yapıcağından pek emin değildi.Burada ölmeleri kesindi.Orclar hem sayıca hem fiziksel güç olarak üstünlerde.Sağ tarafında bir kasabalı kanlar içinde yere yığıldı.Arkasından bir orc ağır çekicini Oragnor'a doğru savurdu.Oragnor, sapından balyoz engellemeye çalıştı ama bloklama çabası fazlaca yetersiz ve güçsüz kalmıştı.Sert ve ağır metalin onu ezip geçmemesi için kendini yere bıraktı.Yere düşer düşmez orc başına geldi.Balyozu yere vurdu.Oragnor son anda kenara kaydı.Bir ceset daha yanına düştü.Öteki yana yuvarlandı.Fakat bir balta tam önüne saplandı.AYrı bir orc daha.Orforf'un gürleyen sesini duydu ve ardından iki orcta bir anda kanlar içinde yere yığıldı.
Oragnor ayağa kalktı.Barathrum'un heryeri yara içerisindeydi.Bir orc elindeki sert cisimle ona doğru sertçe vurdu.BArathrum yalpaladı.Oragnor arkasını hiç kollamadığını farketti.Telaşla arkasını döndü.fakat yüzüne sert bir darbe aldı.Görüntüler iyice kaymıştı.Bir ok kenarından geçmişti.Sesler bulanıklaştı.Ayağa tekrar kalkmaya çalıştı ama bir şey ona sert bir şekilde yine vurdu.Kendini kaybediyordu.Halsizleşti ve bayıldı...
  • 0

#15 jediardeth

jediardeth

    Centurion

  • Members
  • 862 İleti

Yazma tarihi: 27 Ekim 2009 - 02:45 ÖS

oğuz yavaş git bak döverim asadfa.
  • 0

#16 Blacksword

Blacksword

    Scout

  • Members
  • 3 İleti

Yazma tarihi: 28 Ekim 2009 - 07:19 ÖS

Kardeşim madem tatildeyiz, bolca vaktimiz var, neden buluşup şu savaş sahnelerini ele almıyoruz bu 1.. :D bide hikaye güzel gidiyor ama aklıma bişey geldi.. Madem ki Barathrum benim, neden Barathrum Günlükleri adında Barathrum'un başından geçenleri inceleyen bişeyler karalamayalım konuştuğumuz gibi??
  • 0

#17 darksosis

darksosis

    Champion

  • Members
  • 1.140 İleti

Yazma tarihi: 30 Ekim 2009 - 10:57 ÖÖ

olm sen geçmişemi gittinki barathrum sen olasın senin oynadığın karakter dedim öküzz...hayat hikayeni yazmıcan heralde...1980de karlı bi kış gününde Ankara'da doğmuştum...:)
  • 0

#18 boynuzludev

boynuzludev

    Scout

  • Members
  • 7 İleti

Yazma tarihi: 11 Ocak 2012 - 01:59 ÖS

Devamı yok mu arkadaşlar ? Zevkle okudum şu ana kadar.
  • 0

#19 Nem.

Nem.

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 834 İleti
  • LocationÇanakkale

Yazma tarihi: 11 Ocak 2012 - 03:20 ÖS

Öncelikle emeğine sağlık baya bi' emek harcamışsınız. Yazınızın tamamını okumadım. Yazının geçmişi varmış ve bize aktarılmamış gibi geldi eğer geçmişi varsa link verirseniz sevinirim. Ayrıca sanırım daha önce başka bir siteye yazmışsınız sadece kopyala yapıştırla aktarmışsınız.

Bu yüzden karakterlere çok yabancı olduğum içinde hikayeye hakim olamadım okurken. Yani savaşın neden yapıldığından ve savaşanların kimler olduğundan bahsedilmemiş, ayrıca sürekli yaşanan yer sarsıntılarının sebebini anlayamadım.

Bir diğer husus çok hatalı yazımların olması oldu, açıkçası çok dilime dolandılar hikayeye adapte olamadım. Yazım kurallarına dikket edersek daha iyi bir akıcılık kazanılır diye düşünüyorum.

Bir başka şey ise dövüş sahneleri için çok emek harcandığı bir gerçek, saygıda duyuyorum kesinlikle ancak dövüşün yapıldığı yeri daha iyi aktarabilmiş olsaydınız ve dövüşenlerin aksiyonunu biraz daha az tutsaydınız daha tatlı olurdu gibi geliyor bana. Çünkü gözümde canlandırmak için bazı yerlerde bir kaç kere okuyup anlamak için kendimi zorlamak durumunda kaldım. Yani yapılanları zincir şeklinde göz önünde canlandırabilmek ve dövüşlere mantık çerçevesinde bakmak için biraz zorlandım.

Kolay gelsin.

Konu Nem. tarafından 11 Ocak 2012 - 03:21 ÖS tarih ve saatinde düzenlenmiştir

  • 0




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı