İçeriğe git


Resim
* * * * * 1 Oy Kullanılmış

Saens Tyrelrvis


  • Please log in to reply
Bu konuya 8 yanıt gönderildi

#1 Nem.

Nem.

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 834 İleti
  • LocationÇanakkale

Yazma tarihi: 14 Şubat 2011 - 08:08 ÖS

Lore gidişatını pek fazla bilmediğim için kendime göre yorum katarak yazdım... O yüzden lore göz ardı ederseniz daha iyi olur sanıyorum ki..

Resmi ekleyen

-Tyrelrvis ailesi uzun zamandır bir çocuk bekliyordu. Bu çocuk onların ilk çocuğu olacağından oldukça heyecanlıydılar. Çocuk için hazırlıklar yapıp doğumunu bekliyorlardı. Kısa bir süre sonra sağlıklı bir erkek çocuğu dünyaya geldi. Ufacık yüzü, elleri ve kulakları vardı. Teni çok açık ve gözleri yeşildi. Ailesi ismini Saens koymaya karar verdi. Sonunda Tyrelrvis ailesinin yeni üyesi dünyaya gelmişti.

-Saens zamanla büyüdü ve yürümeye başladı. Sorunsuz bir bebeklik geçirmiş ve hiçbir sağlık sorunu yaşamamıştı. Belli ki annesi çok iyi bakıyordu. Quel�Thalas �ta yaşıyorlardı. Saens çocukluğunu sürekli haylazlıklar yaparak, arkadaşlarıyla oynayarak geçirdi.

Resmi ekleyen

-Biraz daha büyüdükten sonra babası onun artık ailenin önemli bir temsilcisi olarak yetişmesini istediği için onu okula göndermeye ve eğitimine önem vermeye başladı. Saens eğitim hayatını ilk başlarda sevmemiş olsa da zamanla alıştı ve eğitimini büyük bir heyecanla tamamlamaya başladı. Günden güne Saens büyüdü ve babasının istediği gibi saygılı, hoşgörülü ve sevecen bir insan olmaya başladı.

-Bir süreden sonra Saens savaş sanatlarına ve paladinliğe ilgi göstermeye başladı. Bu durumdan şikâyetçi olmayan babası onun bu eğitimi almasında önemli destekçisi oldu. Çünkü kendiside bir warrior olan babası savaş sanatlarının ne kadar önemli ve gerekli olduğunu biliyordu. Paladinlik eğitimi Saens için çok zorlu geçiyordu. Sakinlik, sabır, kas gücü, zeka� Bunlar bir paladinde olması gereken en önemli unsurlardı ve Saens bunları kontrol etmekte ve geliştirmekte sıkıntılar yaşıyordu. Her ne kadar hoşgörülü ve saygılı olsa da kas gücü ve zeka bakımından savaş sanatında çok zorluklar çekiyordu. Ancak eğitimine yılmadan usanmadan devam etti ve bir paladin olmayı başardı.

Resmi ekleyen

-İlk başlarda eğiticisinin yanından hiç ayrılmadı onun yanında yer aldı, onun akıl hocalığına hala ihtiyacı vardı. Hocasından pek çok şey öğrendi ve hala öğrenmekteydi. Uzun bir süre hocasının yanında kaldıktan sonra kendi yoluna gitmesinin doğru olacağını ve kendisini daha iyi geliştirmek için yöntemler aramak istediğini fark etti.

-Daha sonra Shattered Sun birliğine giren Saens pek çok küçük çaplı savaşa ve çeşitli görevlere katıldı. Görevlerde gösterdiği üstün performanslarla liderlerini etkilemeyi ve onlara güven aşılamayı başarmıştı. Ne de olsa uzun süre eğiticisinin yanında kalmış ve pek çok şey öğrenmişti.

Resmi ekleyen

-Babası bu süre zarfında önemli işlere imza atmış ve ismini pek çok kez duyurmuştu. Bu yüzden babasının da nüfusu ona mertebe kazandırıyordu. Babası da oğlunun bu denli başarılı yükselişiyle ve görevlerinde başarılar kazanmasıyla gurur duyuyor, ailesinin atalarına layık bir yol izlediğini düşünüyordu.

-Uzun bir süre Quel�Thalas toprakları küçük çaplı sorunlarla uğraşmış ve her birinde de başarılı sonuçlar elde etmişti. Zamanın da troll saldırılarından da zafer ile ayrılmış olan High elfler topraklarını büyütmüş ve daha geniş bir alana yayılmıştı. Ancak belli bir süre sonra Lich King�in orduları Quel�Thalas�a saldırıya geçmiş ve bütün eli silah tutan elfler savaşa çağrılmıştı. Bu savaş toprakların gördüğü diğer savaşlara benzemeyecekti. Gelenler acımasız, beyinsiz ve güçlü undead ordulardı. Kendilerine ne denirse onu yapar ve hiçbir şekilde durmazlardı. Undeadler sınırlara dayandı ve savaş başladı. Savaş çok çetin geçiyor elfler çok büyük kayıplar veriyordu. Kimden yardım istendiyse olumlu cevap alınamamış destek gelmemişti. Sylvanas orduların başındaki liderdi ve bütün şehrin savunması onun komutası altındaydı. Yapacağı herhangi bir yanlış bütün şehri scourge�a karşı yenilgiye sürükleyebilirdi. Sylvanas zeki ve çok iyi bir lider olduğu için ona güvenen ve onun emrinde çok fazla elf bulunuyordu. Sylvanas bir ani baskınla bu işin bitirilebileceğine inanıyordu ve yanına ona güvenen ve onun işine yarayabilecek adamlarını aldı. Baskın yapacaklardı ve Arthas�ı öldüreceklerdi. Saldırı gerçekleştirildi ancak Sylvanas başarılı olamamıştı. Aksine tüm birlik orada hayatını kaybetmişti ve artık Sylvanas Lich King�in emrinde çalışmaya başlamıştı. O gece şehre çok büyük bir saldırı gerçekleşti.

Resmi ekleyen

-Saldırının geldiğini fark eden gözcüler hemen Sylvanas�tan sonra gelen generale haber verdiler hazırlıklar yapıldı ve düşman yaklaşmaya başladığında okçular atışa başladı. Gelen ordu o kadar kalabalık ve büyüktü ki ordunun surlara yaklaşması engellenemiyordu. Surların önünde elf şövalyeleri bulunuyordu ve bu şövalyelerin arasında Saens ve babası da vardı. Birbirlerini kollayacak ve bu savaştan sağ çıkmak için bütün güçleriyle savaşacaklardı.

Resmi ekleyen

-Elfler surların önünde hazırlardı, komutanın emriyle hizaya geçip bütün dikkatleriyle düşmana bakıyor ve bir yandan da kafalarından sürekli taktikler kuruyorlardı. Arkalarından surların üstlerinden elfler ok yağdırıyordu ancak undeadler adeta çoğalıyordu. Artık şövalyelere undeadlerin yaklaşması engellenememiş ve orduya komutan taarruz emri vermişti. Undeadlerin sayıları çok fazla olmasına karşın elfler büyük azimle savaştılar. Çok fazla kan dökülüyordu ve undeadler durdurulamıyordu.

Konu Nem. tarafından 14 Şubat 2011 - 08:36 ÖS tarih ve saatinde düzenlenmiştir

  • 0

#2 Nem.

Nem.

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 834 İleti
  • LocationÇanakkale

Yazma tarihi: 14 Şubat 2011 - 08:09 ÖS

O esnada Saens�

-Saens büyük kararlılıkla düşmana doğru taarruza geçti, babasının yanından ayrılmıyordu. Paladin olmasının babasına yararı olacağını düşünüyordu. Babası çok yetenekli bir savaşçı olmasına karşın Saens ona bir şey olmaması için her düşmana ondan önce kılıç sallamaya çalışıyor, babasını kolluyordu. Bütün savaş büyük bir kıyamet gibiydi. Şövalyeler yorgun düşmeye başlamış ve undeadler üstün geliyordu. Komutan geri çekilme emri vermiyor ve askeri çok zorluyordu. Saens�in kolları titriyor ama yılmıyor ışığın gücünü sonuna kadar kullanmaya çalışıyordu. Bir gözü de sürekli babasının üstündeydi ama babasının bir anlık dikkatsizliğiyle Undeadlerden birisi arkasına geçti ve ölümcül bir darbe vurdu. Saens babasına bağırdıysa da sesini duyuramamış ve babası yere düşmüştü. Acı çığlıklarla babasına doğru yönelen Saens babasına doğru koştu çevresindekileri öldürüp babasını arka tarafa surlara doğru sürükledi. Sürekli iyileştirmek için bir şeyler mırıldanıyor ve bir yandan da göz yaşlarına hakim olmaya çalışıyordu, babası ölüyordu. Babası ona son bir kez bakarak �Beni bırak topraklarımızı kurtar.� dedi, ardından gözlerini yumdu. Bunun üzerine içindeki anlık nefrete hakim olamayan Saens düşmana doğru baktı, dişlerini sıkarak birden bütün gücüyle taarruza kalktı, hızlıca undeadlerin arasına daldı ve kılıcını savurmaya başladı. Kin ve sinir paladinlere göre olan bir şey değildi, bu nefret onu zayıflatıyor ve dikkatsiz biri yapıyordu. Saens bunun farkına varabilecek olgunlukta bir paladindi ama babasının ölümüne kendisinin sebep olduğunu düşünmekten kendini alamıyordu. �Onu korumalıydım.� diye düşünerek daha acımasız savuruyordu kılıcını, her ne kadar undeadleri seri bir şekilde öldürmeye başlamışsa da uzun sürmedi; uzaktan bir ok tam göğsüne saplandı ve ne olduğunu anlayamadan yere yığıldı. Kılıcını hala savurmaya çalışsa da aldığı yara o kadar derindi ki paladinliği bile bu acıyı durdurmaya yetmiyordu. Kısa bir süre sonra kendinden geçti ve son bir kez babasına bakmak için kafasını kaldırdı, net göremese de son bir kez babasına bakıp aynı kaderi paylaşmak ve babasıyla omuz omuza savaşmış olmanın verdiği gururla bir süre ona dalgın dalgın baktı. Ardından kafası yere düştü ve hayatını orada kaybetti.

Resmi ekleyen

Diriliş�

-Scourge Quel�Thalas�tan istediğini almış ve elfler savaşı kaybetmişlerdi. Bu savaştan sonra elfler adeta devrim niteliğinde değişiklikler ve anlaşmalar yaparak kendilerine göre daha güvenli olduğunu düşündükleri safları seçip anlaşmalar yaptılar. Ardından büyük savaşı unutmamak ve ölenlerin ruhunu sonuna kadar yaşatmak için kendilerine Blood elfler adını verdiler.
Quel�Thalas savaşında yaşamını yitiren elfler scourge için bulunmaz bir nimet niteliğindeydi. Çünkü savaşta hayatını kaybeden pek çok elf önemli birer savaşçıydı ve onların scourge hizmetine girmesi scourge�un daha başarılı işler çıkarmasını sağlayabilirdi. Sylvanas başta olmak üzere pek çok elf şövalyesi ve rangerları Arthas�ın emriyle diriltildi ve scourge emrine girdi. Bunların arasında Saens ve babasıda vardı. Adeta birer beyinsiz olarak diriltilen bu elfler Lich King�in yolundan gidip her istediğini yerine getiriyorlardı.

-Saens bilinçsizce Lich King�in emirleriyle pek çok insana zarar verdi, birçoğunu katledip zehirledi. Pek çok insan köyünün ve kasabasının düşmesinde görev aldı.

-Ancak belli bir süre sonra Lich King�in undeadlerinin üstünde gücü azalmakta ve emrindekiler kontrolünden çıkmaya başlamaktaydı. Sylvanas bunu fark edince kendisiyle aynı durumda olanları toplayarak düşmüş Lordaeron topraklarında bir şehir inşa ettirmişti. Burada intikam yemini eden Sylvanas ve yandaşları kendilerine Forsaken demeye başlamıştı. Saens�te bilincini kazandıktan sonra kaçıp Sylvanas�ın yandaşlarına sığınmış ve bir undead elf olarak intikam günü için kendisini hazırlamaya koyulmuştu.

-Saens bir death knight olarak Sylvanas�ın özel görevlerinde yer almaya başlamış ve Sylvanas�ın önemli askerlerinden birisi olmuştu. Lich King�in zayıflamasıyla birlikte kalesine giren birliklerle Ebon Blade üyesi olarak giren Death knightlar Lich King�in düşüşünde önemli roller üstlenmişti ve Saens�te yeri geldiği zaman Ebon Blade için pek çok göreve çıkmış ve scourge köylerine baskınlar düzenlemişti.

-Lich King düştükten kısa bir süre sonra Forsaken, valkrylerin Sylvanas�ın emrine girmesiyle daha da güçlenmiş ve worgen şehrine karşı bir saldırı için ölenleri diriltmeye başlamıştı. Kısa süre sonra büyük bir orduya sahip olan Sylvanas, saldırının öncülüğünü Saens�inde emrinde olduğu bir komutana vererek Gilneas düşürülmüştü. Ancak kısa bir süre sonra öncü birlikler worgenler ve insanların yardımıyla püskürtülmüş ve saldırıda Forsaken komutanı ölmüştü. Saens ise kaçarak kurtulmayı başarmıştı. Şuanda savaş hala devam etmekte ve Saens savaşta Sylvanas�ın verdiği gizli baskın görevlerine gitmekte. Saldırılar için Saens�inde içinde bulunduğu profesyonellerden oluşma bir grup kurulmuş ve anlık baskınlar yapmak için, kilit görevleri direk Sylvanas�tan almaktalar.

Resmi ekleyen

-Ayrıca Saens babasını hiç unutmamış ve onun hala bir undead olarak yaşadığına inanmakta, Annesini ise uzun zamandır görmediği için ne durumda olduğunu bilmemektedir.


Resmi ekleyen

Saat sabaha karşı 06:00'da hazırlaması tamamlanmış bir çalışmadır. Okuduğunuz için teşekkürler.

Konu Nem. tarafından 14 Şubat 2011 - 08:35 ÖS tarih ve saatinde düzenlenmiştir

  • 1

#3 fartboy

fartboy

    Üye

  • Members
  • 303 İleti

Yazma tarihi: 15 Şubat 2011 - 04:11 ÖS

Harika.Çok başarılı.Eksik bir yanı (bana göre) olmadığı için yazacak birşey bulamadım.Rp açından iyi bir çalışma olmuş.Tebrikler.
  • 0

#4 Nem.

Nem.

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 834 İleti
  • LocationÇanakkale

Yazma tarihi: 06 Nisan 2011 - 09:15 ÖS

Teşekkür ederim sağol. Aslında acemice olan ama çok büyük ilgiyle yaptığım ilk çalışmam. Güzel yazılar yazan birisi tarafından beğenilmesi hoşuma gitti.

Bu arada resimlerim gözükmez olmuş. Öbür makinemde resimler. Artık yaza güncellerim bi şekilde. :/
  • 0

#5 wolcan0

wolcan0

    Scout

  • Members
  • 124 İleti
  • Locationİzmir,Karşıyaka,Balçova

Yazma tarihi: 05 Ekim 2011 - 01:49 ÖÖ

tebrik ederim çok güzel olmuş.

ayrıca gerçektende hikayemiz birbirine benziyor.bende paladini death knighta çevirmeyi düşünüyordum ancak sonradan değiştirdim. Tabi bunları okumadan ve kendi hikayemi yazmadan önce. Yoksa kopya hikaye diye üstümde kalırdı :D
  • 0

#6 Nem.

Nem.

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 834 İleti
  • LocationÇanakkale

Yazma tarihi: 05 Ekim 2011 - 11:08 ÖÖ

Kopya olurdu diye düşünme. Çünkü elflerde warrior yoktu oyuna göre ve bu da savaşta ön saflarda savaşanların çoğunu paladin yapar. Bunun yanında rogue, hunter, mage falan vardı ama sen eli silah tutan bir karakteri anlatacak olursan bu elflerin wariorsuz haline göre paladin olur ve o savaşı gören bir karakter oluşturacak olursan genelde de orada ölmüş bir karakter oluşturursun zaten.

Orada verilen kayıplar öyle az falan değildi. O yüzden elfler için çağ atlatacak kadar büyük bir savaşın kaderi de pek çok kişi için aynı olur. Sen de bu hikayeye benzer bir şey yazsan ben garipsemezdim. Dediğim gibi orada çok büyük kayıplar verildi sen de onlardan birisi olabilirsin bu gayet normal. :D
  • 0

#7 DooMBolt61

DooMBolt61

    Legionare

  • Members
  • 458 İleti

Yazma tarihi: 05 Ekim 2011 - 05:18 ÖS

omg noob tank :D hocam lütfen eski konuları diriltirken daha dikkatli olalım ruhlar mutsuz (hemen sataşim dersaneden yeni geldim çok pis sinirliyim bi günde 6 saat matematik insanlığa aykırı ulen)
  • 0

#8 SoulSlay

SoulSlay

    Scout

  • Members
  • 246 İleti

Yazma tarihi: 19 Ekim 2011 - 10:49 ÖÖ

hocam çok iyi. ben de death knight'ım için bu tarz birşey yazmak istedim ama beceremem diye vazgeçtim.

ellerine sağlık.
  • 0
Darth Kanwulf
Odium
Trayus Academy

Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür..

#9 Nem.

Nem.

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 834 İleti
  • LocationÇanakkale

Yazma tarihi: 19 Ekim 2011 - 06:38 ÖS

hocam çok iyi. ben de death knight'ım için bu tarz birşey yazmak istedim ama beceremem diye vazgeçtim.

ellerine sağlık.


Eyvallah sağolasın. Yazdığım zamanlarda elimden geleni yapmaya çalıştım. :)
  • 0




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı