İçeriğe git


Resim
- - - - -

Sürüden Ayrı Iki Tilki (Aots 5)


  • Please log in to reply
Bu konuya 4 yanıt gönderildi

#1 Falven

Falven

    Moderatör

  • Moderators
  • 405 İleti
  • LocationBodrum

Yazma tarihi: 18 Kasım 2011 - 11:54 ÖS

"Bir puronun yapımı yaklaşık üç sene sürer. İyi bir viski yaklaşık on seneliktir. Şarap,seneler geçtikçe değer kazanır. Sabit mülklerin çoğunluğu sürekli değer kazanır. Köpekler büyüdükçe havlamayı öğrenirler. Üzerinden yıllar geçmiş aşklar insana her zaman daha değerli gözükür. Bir büyücüyü iyi bir büyücü yapan deneyimdir. Öyleyse eğer,zaman değer kazandırır. Sona yaklaşan her şey değer kazanır. Evet,evet. Kardeşliğimiz son zamanlarda gözüme çok değerli gözüküyordu. Sanırım tüm mesele burada,fazla değerliydik." Aforizma 28, Anonim.


"Garrid Fortlord,ne kadar da asil değil mi adım? Ya içimdeki canavar? Ben asil miyim?" diye düşündü Garrid. Henüz yataktaydı,uyandığını anlaması onu artık mutlu etmiyordu. Gözlerini açmak istemiyordu çünkü hayatında bir şeyler eksikti. Tek düze bir hayat onu fazlasıyla yoruyordu. Fakat bu yorgunluk fiziksel değildi,iş fiziksel olsaydı dağları delebilirdi. Her şey kafasındaydı. Son zamanlarda olanlara alışamamıştı. Ellerini yumruk yaptı ve yatağa sertçe vurdu. Elleri yatağın yumuşak düzeyine çarptı ve geri sekti. Hayatı tam da böyleydi,bir çift yumruğun delemeyeceği gibi.

Kapı yavaşça aralandı ve parkeyi ezen metalin sesi Garrid'in kulağında yankılandı. Jouhan erken kalkmıştı,yine. Kapıyı dibine kadar açtı ve ardından perdelere hareketlendi Jouhan. Perdeyi sonuna kadar açtı ve sanki cennetin ışıkları içeri girdi. Gökyüzü bulutlu ve güneşliydi,bulutların arasındaki boşluklardan güneşin delici ışıkları gözüküyordu. Evet,cennetin ışıkları tam da buydu.

- Uyan,gidiyoruz. Dedi Jouhan sabit bir ses ile.

Garrid üzerindeki yorganı tekmeleyerek kendinden uzaklaştırdı ve gözlerini açtı. Tavana astığı resim her sabah ki gibi onun ilgisini çekti. Yatmadan önce bu resime bakıp derin düşüncelere dalıyordu. Ne oluyordu böyle? Kardeşliğin üyelerine ne oldu? Neredeydiler? Kardeşlikmiş,peh. dedi içinden.

- Gitmek mi? Nereye Jouhan? Soylu kıçın sayesinde Stormwind kalesinde yatıp kalkıyorum ve her gün sokaklardaki ölüleri inceliyorum. Biliyor musun,tam da kont'a benzedin.

- Başlama yine,eğer soylu kıçım olmasaydı muhtemelen şuana dek asılmıştın veya ormanda bit pire içindeydin Garrid Fortlord!

- Problem de orada,Jouhan. Ben kardeşlerimi özlüyorum,sokakta Kral'ın muhafızları tarafından öldürülmüş fahişelerin ölümlerini ört bas etmekten sıkıldım.

- Yeter! Şuan yapabileceğim en iyisi bu. Sesi o kadar içten çıkmıştı ki,Garrid cevap vermedi. Sadece kafasını iki yana sallamak ile yetindi ve kıyafetlerine doğru yöneldi.

- Şu Favenworth davası ne durumda? dedi Garrid,konudan uzaklaşmak istiyordu.

Favenworth davası sıradan bir cinayet gibi gözüküyordu. Ardel Favenworth girişken bir genç adamdı. On üç yaşında babasını,on beş yaşında annesini kaybetmişti ve ailesinden geriye kalan tek şey kurak bir araziydi.

Balzen iri yarı bir çocuktu,ailesi onu tabir-i caizse altın kafeste yetiştirmişti. Ailenin ilk ve tek oğlu olduğu için babasının göz nuruydu. Özel dersler,yemekler,kitaplar,müzik enstrumanları,oyuncaklar,atlar.. her şey önüne serilmişti. Arkadaşları atlı arabalar ile evlerinden alınır,Balzen sıkıldığında geri gönderilirdi. Ravelon ailesi köyde o kadar saygındı ki,Balzen ile arkadaşlık yapan çocukların geleceğinin kurtulacağı söylenirdi. Balzen özel şoförü tarafından faytonla köye gittiğinde aileler çocuklarını tek sıraya dizerlerdi ve hepsi otuz iki - ve bazen dişleri kırılıp düştüğü için daha az- dişini göstererek gülümsemeye çalışırdı. Balzen kendine arkadaş seçerdi ve onunla oynardı. Balzen'in oyun anlayışı genelde seçtiği çocuğu dövmekten veya hırpalamaktan geçerdi. Kafası çok çalışmazdı,eğer söyleyecek laf bulamazsa vururdu.

Ardel,bu sıradaki çocuklardan biriydi. Sıradaki herkesin anne-babası arkasında dururdu fakat Ardel tek başınaydı. Kafası çalışırdı,kendi yolunu kendi bulurdu. Pazardan çaldığı çakısıyla ormandan topladığı bitki parçaları şekillendirir,onları birer mızrağa veya kılıca benzetip diğer çocuklara satardı. Fakat Ardel onurlu bir çocuktu,yeteri kadar oyuncak sattıktan sonra gidip pazarcıya çakısını çaldığını söyleyip parasını ödemişti. Pazarcı Ardel'e yaklaşmış ve kulağına tek bir şey fısıldamıştı, "Yeteri kadar kazandığında nerden geldiğini unutma,evlat." Ne de olsa hayat adil değildi,Ardel bunu biliyordu. Bazen hile yapmak gerekirdi.

- Şu. Dedi Balzen,Ardel'in yanındaki iyi giyimli çocuğu göstererek. Çocuğun ailesi sevinçle birbirlerine sarıldılar ve çocuğu yanaklarından öptüler. Balzen'in hizmetkar'ı tam çocuğa doğru hareketlenmişti ki Ardel ileri fırladı.

- Bay Balzen! Bu çocuk pisliğin tekidir! Bir kere benim oyuncağımı çalarken yakaladım onu! Çok kötüdür,çok! Yanlış anlamayın efendi Balzen,ben sizin iyiliğinizi düşünüyorum. dedi ve argo bir şekilde dile getirmek gerekirse,yavşakça gülümsedi.

Balzen çocuğa döndü ve kafasını salladı. "O!".

Evet,Ardel yalan söylemişti fakat bu artık neyi değiştirirdi ki. O güzel villaya faytonun içinde giden o'ydu. Bu bir oyundu ve o kazanmıştı.

Yıllar hızlı geçti,Ardel başarılı olmak için Balzen'e yakın durmak zorunda olduğunu biliyordu. Ona oyuncaklar yapıp hediye ediyordu fakat bu çift taraflı bir ilişkiydi. Balzen'in babası Ardel'e yapacak bir iş bulmuştu. Ardel iki köy arası gübre taşıyacaktı,bir araba gübre başına otuz bronz alıyordu. İyi giyimliydi ve ağzı çok laf yapıyordu. Bir kaç kız arkadaşı bile olmuştu fakat o bu işlere pek kafa yormuyordu. Bir an evvel zengin olmak istiyordu,güç istiyordu.

Ardel gübreyi üretildiği yerden alıp yaklaşık otuz-beş kilometre uzaktaki bir tarım köyüne ulaştırıyordu. Aşması gereken bir akarsu vardı fakat gübreler toprağa girmeden ıslanırsa verimliliğini kaybederdi. Bir köprüden geçmek zorundaydı fakat köprüyü bir adam işletiyordu. Eğer gübrelerini köprüden geçirirse on bronz para ödemek zorundaydı. Bu Ardel'in hiç mi hiç işine gelmiyordu. Bir araba gübre yaklaşık yüz elli gübre demekti. Gübreler sayesinde elma üretimi iki kat hızlanıyordu. Elmanın tanesi dört bronzdu.

İşleri büyütmek istiyordu,daha çok para. Daha fazla taşımacılık. Balzen'in ailesi geçmişte kazandıkları ile yaşıyordu,ellerini iştek çekmişlerdi çünkü Balzen yirmi yaşında bir bebek gibi davranıyordu. Kabullenmiştiler,oğulları yeteri kadar akıllı değildi. Ardel tam da bundan yararlanmak istiyordu. Hazır piyasa boşken saldırmak istiyordu. Balzen'in gübre üretimi tarlalara oldukça uzaktı,Ardel yeteri kadar parayı bir an evvel kazanıp kendi gübre üretim merkezini tarlalara yaklaştırmalıydı. Hem taşımacılıktan zaman kazanırlardı hemde işler daha hızlı olurdu.

Köprüden geçip dönmek ona yirmi bronza patlıyordu. Elinde her gidişte sadece on bronz kalıyordu. Bu durumda sattığı gübrelerden köprüyü işleten adam daha çok para kazanıyordu. Köprüyü işleten adam cinsellik hastasıydı,kazandığı tüm paraları fahişelere harcardı. Parası olmadığında ise borç alırdı,hiç akrabası yoktu. Borcunu ödemesi gerektiğinde başkasından borç alır,diğerine öderdi. Çok fazla alacaklısı vardı. Ardel adamla pazarlığa bir saat geç kaldı,tarih 30 ekimdi ve Ardelin saati 15:30'u gösteriyordu.Günde üç arabadan hesapladğında altı ay içinde 5400 bronz ederdi. Yani tam tamına 54 altın. İhtiyacı olan her şey altı ay içinde sahip olucaktı. Fakat eğer adama para öderse 6 ayda sadece ama sadece 18 altın kazanabilirdi. Konuşma uzun sürmedi,anlaşamadılar .Ardel adamın ofisinden çıktıktan sonra sıradan bir köylüye saati sordu,köylü ona saatin 16:34 olduğunu söyledi. Bir saat sonra köprüyü işleten adam ölü bulundu.

Adam kalbine doğrudan bir bıçak veya çakı darbesiyle ölmüştü. Adam kendini savunmaya çalışmış bu sırada saati kırılmış ve durmuştu. Adamın saati 16:32'de durmuştu. Duvara yığılmıştı ve kan küçük ofiste hemen yayılmıştı. Onu öldüren adamın ayakkabı izini almak imkansızdı.

Krallık adalet divanı Ardel'e karşı kasten adam öldürme suçlamasıyla,idam talebiyle dava açtı. Ravelon ailesi Ardel'i savunması için avukat olarak Jouhan ve Garrid'i kiraladılar. Dava on beş kasımda görüşülecekti ve Ardel'e karşı yargının tek kanıtı köylünün tanıklık etmiş olmasıydı. Köylü ifadesinde Ardel'i teşhis etmiş ve ofisten sinirli bir şekilde çıktığını görmüştü. Köylü adamın o kadar sinirli olduğunu anlatıyordu ki,kolunda saat olmasına rağmen köylüye saat sormuştu.

Jouhan yavaşça doğruldu ve sigarasını küllüğe doğru uzattı.
- Aklına gelen bir şey var mı? Bu adamın o saatte orda olmadığını kanıtlamamız lazım.
- Ya adam hakkaten öldürmüşse,Jouhan? dedi Garrid.
- Hayır,onunla konuştuğumda içtendi. Eminim,o yapmadı. Yapmış olsa bile bizi ilgilendirmez.
Garrid homurdandı ve düşünmeye devam etti.

Yargıç Swenton emekli olmaya hazırlanıyordu. Bu son davasıydı ve artık başına bela açıcak bir şey istemiyordu. Dava geldiğinde hemen kabul etmişti çünkü her şey ortadaydı. Tüccar adamla anlaşamamıştı ve gübrelerini para ödemeden geçirmek için bu adamı öldürmüştü. Eğer köprücü işine devam ederse adam senede 36 altından olucaktı ki bu Swenton'un neredeyse senelik maaşıydı. Stormwind yasalarınca akrabası olmayan biri ölürse,tüm eşyaları ve sahip oldukları krallığa kalırdı. Eğer köprü krallığa kalır ise bedavaya işletilecekti,çünkü yasalarca ulaşım bedava olmalıydı. Yargıç,Ardel'in bunu bildiğini düşündü ve içinden küfür etti. Pis herif kesinlikle işini beleşe getirmek için zavallı herifi öldürmüştü.

Garrid olay yerini kurcalıyordu. Önce dışarıya baktı ardından kapıyı inceledi. Bir zorlama yoktu. Düşünüp durdu,eğer Ardel yapmadıysa kim yapmış olabilirdi? Ofisteki rafları incelemeye başladı. Hepsini tek tek,örümcek ağlarının arasındakilere dek hepsini inceledi. Ardından çalışma masasına baktı ve kilitli bir çekmece olduğunu fark etti. Nöbet polisine fark ettirmeden çekmeceyi zorlayarak açtı ve içindeki küçük defteri aldı.

Defteri arka cebine attı ve polise selam verip ofisten uzaklaştı. Güvenli bir yere gittiğinde defterde 30 Ekim'i inceledi. Yazısı o kadar kötüydü ki köprücünün,okumak için bir an durakladı. İşte,Ardel'in orada olduğu saatte başka birinin adı daha yazılıydı. "Tan Jackinon". Adam bir alıcaklıydı ve bu Garrid'e istediğini vermişti.

Dava günü gelmişti ve herkes yerini almıştı. Yargıç uzun uzun suçlamayı okudu. Tanıklarını tekrar dinledi ardından savunma tarafına söz verildi ve Jouhan'ın suratı büzüştü. Hiç bir şey aklına gelmiyordu. Sanığını kurtaracak hiç bir şeyi yoktu. Jouhan,Garrid'in ayağa kalktığını görünce daha da endişelendi,"işte şimdi bittik."

Garrid gayet ciddi bir ses ile suç tarihinin tekrar edilmesini istedi. Yargıç ince bir ses ile "30 ekim." dedi.

- Evet sayın yargıç,30 ekim. Yani saatlerimizin bir saat geriye alındığı gün. Lütfen köylünün ifadesini almış Krallık polisine sorar mısınız acaba köylüye saatini kış saati uygulamasına göre düzenleyip düzenlemediğini sormuş mu?

Yargıç hemen polise döndü ve soruyu yöneltti. Polis kekeledi ve hayır dedi. Yargıç kafasını kaşıdı ve başını salladı.
Garrid konuşmaya devam etti.
- Eğer saatin köylünün dediği gibi 16:30 civarı olduğundan emin değilsek,bu bir delil olamaz. Çünkü saat 15:30 da olabilir,16:30'da. Köylünün saatini geri alıp almadığını bilmiyoruz. Bir saat içinde başka biri gelip köprücüyü öldürmüş olabilir. Bu elimdeki defter,köprücünün buluşma defteri. Alıcaklılarından biri için saat 15:30 ve 30 ekim tarihini vermiş. Bu durumda Bay Ardel'e yapılan suçlamaların delillerini yetersizdir,efendim. Müvekkilimin serbest bırakılmasını talep ediyorum.
Ayrıca,sayın yargıç. Köylü Bardy,köprücü ve şüpheli alıcaklının daha önce kavga ettiklerini görmüş ve durum hakkında ifade vermeye hazır. Ayrıca polislerin yaptığı aramaya göre "Tan" isimli şahısın evinde kesici delici aletler bulunmuş. Köprücü'nün yaklaşık iki altın kadar borcu varmış ve sizde bilirsiniz ki Elwynn'de işlenen cinayetlerin çoğu iki altından daha düşük meblalar için işlenmiştir.

Yargıç homurdandı ve başını salladı.

- Yetersiz delil nedeniyle Bay Ardel Favenworth'a karşı açılmış dava düşmüştür ve şüpheli "Tan Jackinon"'a ulaşım yasağa getirilmesi uygun bulunmuştur. Önümüzdeki duruşma yirmi-beş kasımda gerçekleştirilecektir.

Garrid gururlu bir şekilde gülümsedi ve Jouhan'ı döndü.
- Haklı insanları savunabilmek ne kadar da güzel değil mi,Jouhan?
Salonda bir anda şenlik havası oluştu. Ravelon ailesi adını temizlemişti. Garrid suçluları suçsuz göstermekten bıkmıştı ve sonunda başarmıştı,suçlu sanılan bir suçsuzun hayatını kurtarmıştı. Mutluydu. Dava sonrası Ardel bir görüşme talep etti,Garrid güler yüzlülük ile kabul etti.

- Bay Garrid,yaptığınız dehacaydı. Zekanıza hayran kaldım. Sizi kutlarım ayrıca bir teşekkür borçluyum,hayatımı kurtardınız.

- Bay Ardel,kanunun haklılardan yana olması gerekirdi.. ben sadece bunu sağladım.

Ardel gülümsedi ve saatini masaya koydu. Gerçek saat 17:45'idi fakat Ardel'in saati 15:30'u gösteriyordu.

- "Saatimin pili tam da 15:30'da bitmişti,bu yüzden köylüye saati sormuştum.. ve tabi bir saatte geç kalmıştım görüşmeye."

Garrid masaya gözlerini dikti ve sandalyeye oturdu. Adam usulca gitti.
- "Lanet olsun,az önce bir katilin hayatını kurtardım."


"Bir saati olan adam zamanı bilir,iki saati olan asla emin olamaz." - Anonim.

Konu Falven tarafından 19 Kasım 2011 - 01:44 ÖÖ tarih ve saatinde düzenlenmiştir

  • 1

Resmi ekleyen


#2 Nem.

Nem.

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 834 İleti
  • LocationÇanakkale

Yazma tarihi: 19 Kasım 2011 - 12:19 ÖÖ

Güzel bir çalışma eline sağlık. Derin anlamlar taşıyan bir iş olmuş. AotS hikayeleri... özlemişim. Ama ne olursa olsun AotS 4 en iyilerindendi. ^^

Falven tarafından guild adına yazılmış diğer hikayeler:

Kin Ve Yemin (Aots 4)
Değişmeyen şey,değişim ve Haine ölüm(SoR Hikaye 2)
Soysuz Dostun Ölümü ve Cüceye Anıt (SoR,hikaye 1)

Konu Nem. tarafından 19 Kasım 2011 - 11:43 ÖÖ tarih ve saatinde düzenlenmiştir

  • 0

#3 Varadien

Varadien

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 28 İleti
  • LocationBursa

Yazma tarihi: 19 Kasım 2011 - 07:27 ÖS

Harikaydı Sayın Başbüyücü.Hiç sıkılmadan,merak ederek okudum.Ailelerin sıraya dizildiği sahnede FABLE III Albion'ı anımsadım biraz :lol:
  • 0

#4 Kuzga

Kuzga

    Member

  • Members
  • Pip*Pip*
  • 12 İleti

Yazma tarihi: 20 Kasım 2011 - 11:00 ÖÖ

Gerçekten güzel ve etkileyici bir hikaye olmuş ellerinize sağlık.
  • 0

#5 Algerdon

Algerdon

    Sergeant

  • Members
  • 83 İleti

Yazma tarihi: 20 Kasım 2011 - 06:15 ÖS

Ellerine sağlık Mahir abi çok güzel olmuş.
  • 0




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı