İçeriğe git


Resim
- - - - -

Blinnes Efsanesi 2 - Denizde Dehşet


  • Please log in to reply
Bu konuya 5 yanıt gönderildi

#1 dogabeey

dogabeey

    Moderatör

  • Moderators
  • 299 İleti

Yazma tarihi: 23 Kasım 2011 - 11:33 ÖS

<< Trooga Brazenbeard, ayaklarını sürte sürte limandan şehre doğru geliyordu. Etraftaki muhafızlar ve yoldan geçenler başlarını çevirip garip garip ona bakıyorlardı. Çünkü Trooga yara bere içindeydi. mavi kardeşlik üniforması yırtık pırtık olmuştu, kapşonu kan içinde kalmıştı ve her tarafı sırıldıklamdı.

"Neler olduğunu anlatacak mısın?"

Hemen yanında, kardeşliğin yeni üyesi Pavlin yürüyordu. Onunla tesadüfen limanda karşılaşmıştı, denizde başına bir yığın iş gelirken Pavlin orada değildi ve tıpkı Trooga'yı o halde gelen herkes gibi, o da neler olduğunu gerçekten merak ediyordu.

"Ahh... Nerden başlasam onu bile bilemiyorum. Denizde sadece üç saat kaldık ama başımıza gelmedik kalmadı!"

"Anlat" dedi Pavlin... "Ben dinlerim..."

"Pekala pekala!" dedi Trooga. Zaten kendisi de anlatmak için bir bahane arıyordu. "Herşey ufak bir cephane temini için Kalimdor'a gitmek istememizle başladı..." >>




Blinnes Kardeşliği Sunar...





Bir Warcraft Filmi...




Yazan ve Yöneten:
Doğa Can KILIÇ





DENİZDE DEHŞET

3.5 saat önce...

"Herkes gemiye!" diye bağırdı Trooga. Oldukça keyifliydi, çünkü her ne kadar çok fazla deniz seyehati yapmasa da, gemide yolculuk yapmaya bayılırdı. Önceki haftalar yaşadığı dehşet dolu anlardan sonra, bir gezi herkese çok iyi gelecekti. Üstelik, Trooga'nın bu gemi yolculuğunda geziden başka planları da vardı. Bunlardan diğer üyelere bahsetmemişti, Muragan'dan sonra artık kimseye güveni kalmamıştı.

O gün Trooga ile birlikte gemi yolculuğuna gelen herkes, sadece güzel bir gezintiye çıkacağını sanıyordu. Trooga'nın amacı ise, Ratchet'e gidip bir süredir gizlice izini sürdüğü kadim emaneti ele geçirmekti: Ejder Dişi... Herkes gemiye bindi, Trooga kaptana hazır olduğunu söyledi. Kaptan, Gilneas'ta tanıştığı oldukça yaşlı bir insandı... En sonunda gemi denize açıldı ve bütün ekip ranzalarına yerleştiler. Aradan 1 saat geçti ve Zyphe huysuzlanmaya başladı.

"Lanet olsun! Beni deniz tutar, Kalimdor'da bir gezi için gemiden daha iyi bir yol yok mu?"

"Keyfini çıkar işte!" diye payladı onu Honorwing. "Gayet güzel bir gemi yolculuğundayız. Al bir rom iç!"

Honorwing Zyphe'a bir şişe rom'u fırlattı. Şişe Zyphe'i ıskaladı ve kafasına çarpıp yere düştü.

"Argh!" diye bağırdı Zyphe. "İşte şimdi gerçekten kusmak zorundayım." Yalpalayarak geminin kenarından denize kusmaya gitti. Deniz oldukça dalgalıydı ve bu yüzden yürümek oldukça zordu. Bir süre sonra dışarıdan Zyphe'nin sesi geldi.

"Hey çocuklar... Şuna bir bakın!"

Trooga ve diğerleri merakla dışaarı çıktılar. Gördükleri manzara oldukça korkutucuydu: Bütün gökyüzü simsiyah bulutlarla kaplıydı ve dalgalar geminin yüzeyine kadar geliyordu.

"Tamam... Bu bir sorun olabil--"

"DİKKAT ET!" diye bir ses geldi arkadan. Bu Jack'ti ve eliyle Trooga'nın ilerisinde birşeyleri gösteriyordu. Trooga arkadasını döner dönmez devasa bir dalga gelip am Trooga'nın bulunduğu yere vurdu. Trooga dengesini kaybetti ve daha ne olduğunu anlamadan kendisini denizde buldu.

"Lanet olsun!" diye bağırdı Jack. Hemen üstünü çıkardı ve on yıllık usta bir yüzücü misali hiç tereddüt etmeden balıklama denize atladı. Shallw koşarak bir ip ve can simidi buldu ve aşağıya attı. Beş dakika sonra, Trooga geminin güvertesinde boğazındaki suları dışarı atmakla meşguldü.

"Bu çok yakındı, ha?" dedi Garuk rahat görünmeye çalışarak.

"Öyleydi" dedi Jack. "Herkes geminin kenarından uzaklaşsın, bir dalga daha istemiyorum. Ayrıca Trooga'yı içeri taşıyın."

"Ben kendi kendimi taşıyabilirim." dedi Trooga ayağa kalkarak. "Neden her yola çıkışımıza kötü bir şey olmak zorunda?"

"Bilmiyorum efendim" dedi Shallw. Ancak hemen içeri girsek iyi olacak.

Ekip içeri geçtikten sonra, dalgalanmalar daha da kuvvetlenerek devam etti. Hatta bir ara gemi öyle kuvvetli savruldu ki, Trooga uçarak kuzey tarafındaki duvara yapışıverdi. Shallw, onun dikişlerinin patlayıp patlamadığını kontrol ederken, iyice sarhoş olan Garuk katıla katıla gülmekle meşguldü.

"Haha... Lanet ossun, bir an önümden bööle mavi bişeğ geçti. Meğeğse tuğoga imiş!"

Bu arada Trooga tekrar ayağa kalktı ve ayaklarını sürüyerek dışarı çıktı

"Nereye efendim?" diye sordu Shallw.

"Kaptanla konuşup ne kadar daha yolumuzun kaldığını soracağım."

"İyi olur!" dedi Zyphe. " Daha ne kadar kusabilirim bilmiyorum."

Trooga söylene söylene yukarı çıktı. 3-4 dakika sonra yüzünde endişeli ve şaşkın bir ifadeyle geri dödü.

"Bir gemi kaptanı olmadan kendi yolu boyunca hareket edebilir mi? Bilirsiniz işte... büyüyle falan."

"Hayır." dedi Shallw. "Neden bunu kaptana sormuyorsun?"

"Tabii... Yanlız şöyle ufak bir sorunumuz var... Neydi? Ah, evet; KAPTAN YOK!"

Garuk içtiği Rom'u ağzından dışarı püskürttü. Shallw uzandığı hamkatan düştü ve Jack öylece kalakaldı. Zyphe ise hala midesini içinde tutmakla meşgul olduğu için pek tepki veremedi. ilk kendine gelen Jack oldu.

"Kaptan yok da ne demek oluyor?" diye sordu Jack.

"Baya baya kaptan yok işte. Geminin dümeni boş, bizden başka kimse yok gemide!"

Bütün ekip koşarak dümenin olduğu güverteye çıktı. Trooga haklıydı: Kaptan gerçekten de ortada yoktu. Peki ama nereye kaybolmuştu? Herkes merakla etrafı koaçan etti ama ona dair bir iz göremedi. O sırada Jack, geminin pruvasından güverteye kanlaar sızdığını farketti. Dramatik bir edayla başını yavaşça yukarı kaldırdı ve ağzı dehşet içinde açıldı.

"Çocuklar... Buna baksanız iyi olur!"

Trooga, daha arkasını dönmeden Jack'in ne söyleyeceğini anlamıştı. Herkes pruvanın mızrak ucu şeklinde yapılmış tepeisne baktı ve Jack gibi onlarda dehşete düştüler Kaptan bir yere kaybolmamıştı, başından beri oradaydı ve nasıl olduysa bedeni, pruvanın ucuna saplanıvermişti. Zyphe dayanamdı ve çığlığı bastı.

"MURADIN'IN SAKALI AŞKINA! ŞİMDİ NE YAPACAĞIZ?"

.Garuk Zyphe'nin yanına gidip onu yakasından tuttu ve bir tokat yapıştırdı. "Küçük kız çocukları gibi çığlık atmayı bırak!" diye bağırdı Zyphe'nin yüzüne.

O sırada gökyüzünde, sanki cehennemden geliyormuş gibi çığlık sesi geldi. Ancak bu ses Zyphe'ninki gibi korkuyu değil, öfkeyi ve ölümü anlatan bir çığlıktı. Herkes aynı anda yukarı baktı ve çişeleyen yağmurun içinde bir siluet gördü: Devasa, yanan kanatları vardı, göğsünden alevler fışkırıyordu ve korkunç demirden çenesi on tane Girifonu çerez niyetine yiyebilecek güçteydi.

"Kanatlıölüm"

Devam Edecek...


  • 3

Dark Lion Onslaught.


#2 Algerdon

Algerdon

    Sergeant

  • Members
  • 83 İleti

Yazma tarihi: 24 Kasım 2011 - 12:48 ÖS

Güzel bir çalışma olmuş ellerine sağlık...
  • 0

#3 dogabeey

dogabeey

    Moderatör

  • Moderators
  • 299 İleti

Yazma tarihi: 24 Kasım 2011 - 12:57 ÖS

<< Blinnes ekibinin açık denizde karşılaştığı garip fırtına, Elwynn sahiline vurmuş gibiydi. Çiseleyen yağmur hızlı korkunç bir sağanağa dönüşürken, Trooga ve Pavlin Old Town'daki bir tavernaya kendilerini atmışlardı. Taverna, o gün her zamankinden daha fazla kalabalıktı. Trooga hikayenin kanatlıölüm'le ilgili kısmına geldiğinde, zaten afallamış olan Pavlin'in ağzı bir karış açık kaldı.

"Kanatlıölüm mü, efendim?"

"Kesinlikle!" dedi Trooga başını dalgın dalgın sallayarak."Ölümün çehresi, Hain, Kara Veba, Yokedici... ve aklına kötü ve korkunç olan hangi kelime gelirse..."

"A-anladım..." dedi Pavlin. Sonra endişeyle Trooga'ya ve elindeki cüce birasına baktı. "Sizce de biraz çok içmedik mi?"

Trooga öfkeyle elini bar tezgahına vurdu ve "Hiç de bile!" diye bağırdı. Neyseki sesi, o sırada yoldan geçen yirmi kadar elit muhafızın ve bir iki mahkumun bağrışmaları tarafından kesilmişti ve böylece zaten Trooga'ya sinir olan barmen tarafından dışarı atılmaktan kurtuldular. Pavlin hemen kendisini biraz geri çekti ve "Üzgünüm efendim." dedi.

"Üzülme genç Paladin... Üzülme"

"Peki sonra ne oldu?" diye sordu Pavlin. Konuyu değiştirdiğine pişman olmuştu.

"Tamam, anlatıyorum. İyi dinle!" >>



DENİZDE DEHŞET - 2. BÖLÜM

1.5 saat önce...

Kanatlıölüm, korkunç dalgalardan ya da kaptanın dalgaların etkisiyle pruvanın ucuna bayrak gibi dikilmesinden çok çok daha fazla dehşete neden olmuş gibiydi. Trooga geriye doğru sendeleyerek düştü, Zyphe etrafta panikle koşuşturuyordu, Shallw ve Garuk ise olduğu yerde sinmişti. Sadece Jack, bir adım daha ileri gitti kılıcını kınından çıkararak savaş pozisyonuna geldi. Kanatlıölümün yanında bu manzara oldukça komik görünüyordu. Toprağın bekçisi'nin devasa kanatlarının yaratacağı en ufak bir esinti bile Jack'i taklalar attırarak gemiden uçurmaya yeterdi.

Bu arada kanatlıölüm geminin etrafında dönerek geminin 50 metre kadar yukarsına geldi. O gün gemide bulunanlardan hiçbiri, Kanatlıölüm'le bu kadar burun buruna gelmemişti. Vücudun çıkan alevler şimdiden Trooga'nın terler içinde kallmasına neden oluyordu. Gerçi bu korku ve panikten de olabilirdi. Kanatlıölüm, metal çenesini sonuna kadar açtı ve havayı içine çekti. Korkunç alevlerini gemiye üfleyecekti. Trooga bir anda, sanki rüyadan çıkmışçasına kendine geldi ve avazı çıktığı kadar bağırdı:

"KAÇIIIIIIN!!"

Trooga ve Shallw son anda kendilerini denize attılar. Ancak diğerleri bunu başaramamış gibi görünüyordu. Zyphe son anda sıçrayarak alevlerden ucu ucuna uzaklaştı. Jack kalkanını çıkararak ateşe siper etti ve hemen yanında donup kalmış olan Garuk'u kendine çekti. Alevler kalkanı eritti ve eriyik alaşım Jack'in eldivenlerine aktı. Jack son anda eldivenlerini çıkararak attı ama alevlerden de geçici olarak kurtulmuş oldular. Bu kanatlıölümün gerçek gücünün onda biri bile sayılmazdı ancak bütün gemiyi alevler içinde bırakıp güverteyi parçalamaya yetiyordu. En sonunda Jack de doğru olanı yapıp Garuk'la birlikte denize atladı.

Jack ve Garuk nefes nefese kalmış bir şekilde denizin yüzeyine çıktılar. garuk deli gibi etrafına bakıyordu.

"Diğerleri... Diğerleri nerde?!" dedi endişeyle.

O sırada Trooga ve Shallw'da suyun üstüne çıktılar. Herkesin yüzme biliyor olması büyük şanstı.

"Herkes iyi mi?" diye sordu Trooga. Herkes kısık sesle evet diyerek ya da onaylama sesi çıkararak buna cevap verdi. Hep birlikte alevler içindeki gemiye baktılar. Alevler geminin baş tarafını çoktan eritmişti ve arka tarafını da alevler sarmak üzereydi. Kesinlikle ucuz kurtulmuşlardı. Şimdi düşünmeleri gereken şey--.

"Zyphe!?" diye bağırdı Garuk.

"Ne?" dedi Trooga. Biraz afallamıştı.

"Zyphe yok! Zyphe nerede?"

Herkesin gözü aynı anda gemiye çevrildi. Zyphe, geminin arka tarafında kopup aşağıya sarkan bir halata tutunuyordu. Trooga gemiye doğru yüzdü ve Zyphe'ye seslendi.

"Halatı bırak, seni salak !"

"Yapamam!" dedi Zyphe titrek bir sesle.

"Yapmak zorundasın!" diye üsteledi Trooga.

O sırada Jack de Trooga'nın yanına yüzdü ve o da Zyphe'a seslenmeye başladı.

"Zyphe! Kendini bırak, ben seni tutacağım."

Zyphe son duasını ederek kendini aşağıya bıraktı. Dört saniye sonra buz gibi denize düştü. Tam boğuluyordu ki, Jack iki avucunu da Zyphe'a doğru uzattı ve ellerinden mor renkli, büyülü bir enerji çıkmaya başladı.

"Ne yapıyorsun?" diye sordu Trooga dehşetle. jack cevap vermedi, yapmakta olduğu kara büyüye konsantre olmaya çalışıyormuş gibiydi. Bir anda Zyphe denizin yüzeyinden çıkıp havalandı büyük bir hızla Jack'e doğru uçtu. Jack onu ani bir refleksle yakaladı. Zyphe ise yaşadıklarının etkisiyle sara krizi geçirircesine titriyordu. Bu sırada Garuk ve Shallw da diğerlerinin yanına geldi.

"Güzel numaraydı." dedi Garuk. Gerçekten de etkilenmiş gibiydi.

"Lich King'in hizmetindeyken öğrendiğim küçük bir numara." demekle yetindi Jack.

"Pekala" diye söze başladı Trooga. "Şimdi daha büyük bir sorunumuz var. Buradan kurtulmamız gerekiyor."

Herkes başını Shallw'a çevirdi.

"Neden herkes bana bakıyor?" diye sordu Shallw.

"E sen bir büyücüsün, bir portal falan yapıp bizi şehre ışınlayabilirsin. Ya da su olmayan herhangi bir yere." dedi Trooga.

"A-ama b-b-ben henüz eğitimimi tamamlamadım. Hatta bir büyücü olmam bile şans sayılır."

"Denemek zorundasın!" diye çıkıştı Jack. "Buradan kurtulmamızın tek yolu sensin."

"Pekala, deneyeceğim."

O an belli etmeselerde, herkes Shallw'ın böyle birşey yapmasının imkansız olduğu görüşündeydiler. Deniz zaten oldukça dalgalıydı, üstelik Shallw'ın büyü yetenekleri sadece 10 metre öteye ışınlanmak ya da düşmanlarına kıvılcım fırlatmaktan ibaretti. Portalin stabil olması şöyle bir yana dursun, Shallw'in büyüye başlayabileceği bile şüpheliydi.

Herkes biraz geri çekildi ve Shallw büyülü enerjiyi toplayarak zihnini Stormwind limanına odakladı. Shallw'ın bile şaşırdığı bir şekilde, portalin enerjisi dalgalı denizin üstünde yavaş yavaş toplanmaya başladı. Stabil olmaktan hala çok uzak olsada, portalin içinden storwind belli belirsiz görülebiliyordu. On sıkıcı dakikanın ardından, portal artık hazırdı.

"Mükemmel!" dedi Garuk. "Hadi gidelim...

<< Trooga anlatmayı bitirdikten sonra birasını kafasına dikti ve derin bir nefes aldı. Daha sonra barmene bir şişe daha getirmesini isteyen bir işaret yaptı.

"Sonra ne oldu efendim?" diye sordu Pavlin.

"Pek birşey değil, portalden geçtik. Gerçekten de kendimizi orada bulduk. Gerisini sen de biliyorsun."

Pavlin elindeki kadehi düşünceli şekilde elinde çeviriyordu.Bu hikayede eksik birşeyler olduğunu seziyordu. Yine de Trooga çok fazla içmişti ve yine üstüne giderek onu çıldırtmak niyetinde değildi. O yüzden aklındakinden daha farklı bir soru sordu.

"Sence kanatlıölüm sizden ne istiyordu?"

Trooga acı acı kıkırdadı. "Kim bilir? O şeytani yaratığın aklından ne geçtiğini kendisinin bile bildiğinden emin değilim. Sadece yok etmek istiyor. Tıpkı bir cücenin biraya ihtiyacı olduğu gibi, onun da yok etmeye ihtiyacı var."

Trooga aniden sandalyeden kalktı ve esnedi. "Gayet yorucu bir gündü, sadece uyumak ve bu günü de atlatmak istiyorum."

ve hesabı ödemeyi Pavlin'e bırakarak oradan ayrıldı. Pavlin hala bu hikayede birşeylerin ters gittiğini seziyordu ama ne oldu bulamamıştı. Tam içkilerin parasını ödemek için elini cebine atmıştı ki, beyninde bir şimşek çaktı. Sorusunu sormak için arkasını döndü ancak Trooga orada yoktu. Bu yüzden soruyu kendi kendine sormak zorunda kaldı.

"Madem kurtuldular, kardeşliğin diğer üyeleri nerede?"
>>


SON

Buraya kadar sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim. Lütfen yorumlarınızı esirgemeyin. Sevgiler, saygılar...


  • 0

Dark Lion Onslaught.


#4 Benegesseritus

Benegesseritus

    Genel Yönetici

  • Administrators
  • 3.244 İleti

Yazma tarihi: 24 Kasım 2011 - 01:40 ÖS

Ellerine sağlık.
  • 0

#5 Algerdon

Algerdon

    Sergeant

  • Members
  • 83 İleti

Yazma tarihi: 24 Kasım 2011 - 04:33 ÖS

Doğa doğa ;) güzel olmuş'da Gilneas'a o halle nsıl gidiceksin ?

Konu dogabeey tarafından 24 Kasım 2011 - 04:41 ÖS tarih ve saatinde düzenlenmiştir

  • 0

#6 dogabeey

dogabeey

    Moderatör

  • Moderators
  • 299 İleti

Yazma tarihi: 24 Kasım 2011 - 04:41 ÖS

Bunları duelodan sonrası gibi düşünebilirsin aslında. Tam bir zaman vermediğim için istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz.
  • 0

Dark Lion Onslaught.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı