İçeriğe git


Resim
- - - - -

Theramore'un Yağmurları by Vastiel Castevel ( TBC-2)


  • Please log in to reply
Bu konuya 4 yanıt gönderildi

#1 Erodion

Erodion

    Member

  • Members
  • Pip*Pip*
  • 23 İleti

Yazma tarihi: 13 Eylül 2012 - 01:21 ÖÖ

Theramore'un Yağmurları




Öncelikle herkese merhaba.Bildiğiniz gibi The Broken Compass RP eventimiz sırasında Theramore Adası'na vardıktan sonra time-skip yaparak gemiye bindik ve kendimizi Gilneas kıyılarında bulduk.Orada yardımsever Gilneaslı bir guild sayesinde kurtulduk vb. Benim değinmek istediğim kısım Theramore Adası'nda neler olduğu.Theramore Alliance'ın Kalimdor üzerindeki en kuvvetli kalesi en kötü neler olmuş olabilir ki ? İzin verin size neler olduğunu anlatayım.Önceki hikayemden ''Işık ve Karanlık by Vastiel Castevel'' farklı olarak Theramore'un Yağmurları çoğul bakış açısı yöntemiyle yazılmıştır.Yani olaylar seçtiğim dört farklı karakter üzerinden ilerleyecek.Bu yöntemle amacım kurguya daha kolay alışmanız ve olayın akışına kendinizi kolay kaptırabilmeniz.Elbette seçim dışında kalanlardan özür diliyorum.Belirlediğim karakterler Seth ,Craig , Garrid ve Rodreic.Bunun nedeni bu karakterlerin kişiliklerinin belirli sınırlar içinde kalması ve bir yöne doğru ağır basan özelliklerinin minimize edilmesinden ibaret.Ör: Vastiel'in aşırı başıboşluğu ya da Akean'ın çok güçlü tasvir edilmesi gibi.Önceki hikayemden bir diğer fark ise karakterlerin gözünden değil tanrısal bakış açısıyla yazılmış olması.Dört farklı karakter ile ilerlemesinden dolayı bunu uygun gördüm.Herneyse RolePlay ekibinin içinde olmayanlar bu kısımları zaten önemsemeyecektir o yüzden fazla uzatmayacağım.Olaylara kendinizi kaptırabilmeniz için geç bir vakitte ve karamsar bir ruh haline bürünerek okumanızı tavsiye ediyorum.Çünkü genellikle hikayelerim de karanlık temasını bol kullanırım.
Hikayeye geçmeden tanımayanlar için ekibin ve hikayenin ana karakterlerin kısa özetleri :
Bozuk Pusula Ekibi: Kendi amaçları doğrultusunda bir araya gelen ve Azeroth'un her yerine ayak basmakta olan macera peşindeki gezginler.
Craig Carevin : Patlayıcılar konusunda uzman.Eski bir ordu mühendisi.
Garrid ''Hoot'' Fortlord : Kendi tabiriyle ''yüzde yüz insan.'' Irkçılığın yürüyen hali.Eski bir savaş kahramanı.Yakın dövüş ve kılıçlar konusunda usta.
Seth the Seeker: Nam-ı diğer Yolgezer.Lakabından anlaşılacağı üzere kendisi gezgin bir büyücü.Bozuk Pusula ekibinin çoğu zaman önderi.
Rodreic Stern : Bir şövalye.Burada olmak için kendi nedenleri var.
Not: Guild hakkında daha fazla bilgi ve diğer karakterlerin ayrıntılı hikayeleri için http://www.wow-turk....di-argent-dawn/




Duvarın Ötesinde
Garrid
Gök gürlüyor ve yağmur Garrid'in sigarasına zarar veriyordu.O ise ısrarla ellerini siper ediyor tütününü tekrar yakmaya çalışıyordu.'' Düşündüğünden inatçıyımdır büyük adam . '' Sol elini kaldırdı ve yukarıya doğru bir hareket çekti.Garrid gibi bir asker bile belli etmesede tükenebilirdi.Özellikle Dustwallow Bataklığı'nda geçen korkunç bir haftanın ardından.Başını çevirdi ve yol arkadaşlarına kısa bir süre göz gezdirdi.Üzerleri çamur ve otlarla kaplıydı.Eğer güçlü bir ışık yoksa uzaktan bir ağaca ya da orman yaratığına benzetilmeleri muhtemeldi.Bazıları artık yürüyemeceğinden bahsediyor ve kamp kurmaları gerektiğini düşünüyordu.Garrid'in her zamanki küfürlerinden birini savurmasını bekliyorlardı sanki.Garrid sessiz ve düşünceliydi.Bazılarının lanet olası ayakkabıları bile yok diye düşündü. '' Yağmur işleri zaten yeterince zorlaştırıyor bir de bunların sızlanmaları.. '' Garrid hızlı adımlarla önde yol alan Seth'in yanına yaklaştı. '' Dünyanın bir ucundan ötekine yol alıyoruz ve lanet olası Theramore'a bu kadar yakınken bir kişi bizi karşılamaya gelmiyor mu ? '' Seth 'in gözleri oldukça ölü gözüküyordu.Ateş onu terketmiş ve bedeni ölmeye doğru yaklaşıyor gibiydi. '' Zaman Garrid , müdahele edilmekten uzak bir güçtür.'' dedi.Garrid suratını astı ve içinden uzun bir küfür savurdu. '' Oraya vardığımızda gerçekten ciddi bir şeyler olsa iyi olur.Binlerce orktan bahsediyorum sadece bu gelmemizin bedelini karşılayabilir.Kılıçlarım neredeyse pas tuttu.'' Seth Garrid'in sözlerini duymazdan geldi ve ilerlemeye devam etti.Garrid birkaç küfür daha savurarak yola devam etti.Aptal büyücü zaman hakkında saçma sapan konuşuyordu ve Garrid'in sabrı tükenmeye başlamıştı.Bu ekibin adını Bozuk Pusula koymakta kimin fikriydi !? Kendi düşünceleriyle baş başa iken birden ayağının altındaki zeminin değiştiğini hissetti.'' Sonunda insan yapımı bir yol.'' Arkadan bir ses yükseldi.Bu ses Garrid'i oldukça rahatsız etmişti.Adeta küçük bir çiçeğin şarkı söylemesi gibiydi. '' Ah güzel çizmelerimi kullanmak için mükemmel bir fırsat ! '' Garrid kafasını döndürdü .Ses tabiki lanet olası Vastiel'den gelmekteydi.Garrid bu ekipte en çok ondan nefret ederdi.Vastiel'in ipek gibi saçları ve yüzünden düşmeyen gülümsemesi Garrid'i sinirlendirmek için yeterliydi.Ama asıl sorun her konu hakkında bir şeyler söylemesi ve ne zaman susması gerektiğini bilmemesiydi.Garrid onu görmezden geldi ve yürümeye devam etti.Vastiel bir aptal olabilirdi ama eski bir paladinden başka ne beklenirdi ki ? En azından onun ne yapacağını biliyor ve ondan şüphe duymuyordu.Ama ekibin geri kalanı.. Garrid kaçaklardan ve hırsızlardan hoşlanmazdı ve bu ekip onlarla doluydu.Uzaktan sırtındaki meşe asasıyla Seth gözüktü. '' Vastiel çabuk ol kaybedecek zamanımız yok ! '' dedi.Vastiel sızlanarak çizmelerini tekrar sırt çantasına koydu ve ilerlemeye başladı.Garrid geçerken Vastiel'e bir bakış attı ve yüzünü ekşitti.Yolda ilerledikçe etrafta yanmakta olan otlara ve ork cesetlerine rastladılar.İleride büyük bir meşe ağacı vardı.Çevresindeki ağaçlardan iki kat büyüktü ve dalları gökyzüne doğru uzanmaktaydı.Garrid ağaca yaklaştı ve gülümsemeye başladı.Ağacın gövdesinde kol ve bacaklarından tutturulmuş ölü bir ork bedeni çürümekteydi.Orkun sol gözüne saplanmış olan oktan akan kanlar kuruyarak yüzüne yapışmıştı.Garrid usulca yanaştı ve sigarasını orkun öteki gözüne söndürdü. '' Seni şanslı piç kurusu.Bu ağaç seni lanet yağmurdan koruyor ! '' Ekipte uğultular yükselmeye başladı.Gecenin karanlığında çelikler parlıyor ve kalkanların takırtısı sessizliği bozuyordu.Garrid yeni bir sigara çıkardı ve '' Sakin olun sadece akıncı birlikleri görünüşe göre pek şansları yokmuş.'' dedi.Kalabalığın arasından Vastiel çıktı ve balyozunu kuşanmış halde haykırmaya başladı. '' Balyozum Güneşin Parıltısı yanımdayken korkmanıza gerek yok ! '' Garrid sigarasını yere tükürdü ve koşarak Vastiel'in suratına bir tokat yapıştırdı.Vastiel acı içinde haykırarak narin dizlerinin üstüne düştü.Bu günlerdir hissetiğim en iyi şey olmalı diye düşündü Garrid.''Balyozunu kıçına sokmadan çabuk ol ve yürümeye başla. ''


Resmi ekleyen



Saatler geçti ve cesetlerden beri yolda tek bir şeye rastlamamışlardı.Umutlar tükenmek üzereyken uzaktan sesler duyuldu ve meşale ateşine benzeyen yansımalar gözlerine vurdu.Garrid arkasındakilere döndü ve pis bir gülümsemeyle konuşmaya başladı. '' Sonunda bir kontrol noktası bulduk orada temiz gözükmeye çalışın. '' Bu söze kendisi bile şaşırmıştı.Ekiptekiler üzerlerindeki çamur parçalarını temizlemeye çalışıyordu.Garrid önden ilerleyerek kontrol noktasına yaklaştı.Burası eski bir gözetleme kulesine benziyordu ancak neredeyse yıkılacak haldeydi ve bataklığın sarmaşıkları kulenin duvarlarından içeri sarkmaya başlamıştı.Kulenin üstü derme çatma tahta parçalarıyla yağmura karşı kapatılmaya çalışılmıştı ancak arka cephenin hiç şansı yoktu.Garrid kulenin önüne geldiğinde birbirine tutturulmuş odun parçalarından oluşturulan barikatın arkasındaki askerler ona yaklaştı.Garrid somurttu , sadece bir düzine adam vardı.Bunlar acınacak haldeki akıncıları bile zor durduruyor olmalıydı.Gerçek bir saldırıya karşı Theramore 'un ön savunması bu kadar mıydı ? Askerlerden biri Garrid'i baştan aşağı süzdü ve '' Kimsin ? Bu saatte geçiş yapmak yasaktır.'' dedi.Garrid 'in yüzünden duygularını anlamak imkansızdı durumunu hiç bozmadan '' Buraya destek için çağrılan gruplardan biriyiz bilirsin şu her yerde asılı olan ilanları gördük.'' Asker biraz sinirlendi.Ellerini barikata koydu ve tükürükler saçarak Garrid'in suratına bağırmaya başladı. '' Siz maceracılar kendinizi kahraman sanıyorsunuz değil mi ? Buraya gelip hiçbir şey yapmadan yemeklerimizi yiyecekseniz ve sokaklarımızı kirleteceksiniz.Belki sonrada gittiğiniz yerlerde müthiş kahramanlık hikayelerinizi anlatacaksınız ha !?'' Asker susmak bilmiyordu ve yüzü bir domates gibi kıpkırmızı hale gelmişti. '' Ne diyeceğim biliyor musun ? Sana ve grubundakilere ihtiyacımız yok yıllardır olduğu gibi Theramore 'u kendimiz koruyabiliriz.'' Garrid sakince dinledi sonra elini sigara paketine götürdü.Ancak paketi bir türlü bulamıyordu.Kaşlarını çattı ve askere '' Tamam.. şimdi beni dinle seni işe yaramaz bok parçası.Lanet olası bataklıkta bir hafta geçirdim ve tek yediğim şey Vastiel adlı salağın büyükannesinden aldığı tarçınlı keklerdi.Tarçınlı kekleri seversin değil mi ? Peki ya taş gibi hale gelip içi kurtçuklarla dolduğu zaman onu yiyebileceğini zannediyor musun ? Lanet sigara paketimi büyük ihtimalle yolda düşürdüm ve suyumuz neredeyse tükenmek üzere.Şimdi beni diğer gezginlerle karıştırmasan iyi edersin yolumdan çekil. '' Asker bu duyduklarına inanamadı.Elini kılıcının kabazına götürecekken son anda arkadan birisi onu yakaladı ve kulağına sessizce fısıldadı. '' Bu.. Garrid Fortlord seni ahmak ! '' Peki bu gerçekten Garrid Fortlord olabilir miydi ? Eski savaş kahramanı.Tek eliyle bir kurtu boğduğu ve küçükken ork kanlarıyla dolu havuzlarda yüzdüğü söylenen adam.Oysa askerin gördüğü şey üstü çamur ve dışkıyla kaplı yorgunluktan ayakta zor duran zırhı parçalara ayrılacak gibi gözüken bir adamdı.Bu adama gerçekten Garrid Fortlord diyebilmenin tek yolu yüzündeki değişmeyen ifadeydi.Gözleri adeta Azeroth'un bütün savaşlarını görmüş ve yorgun halde bakıyordu.Kaşlarının çatık olmadığı bir an var mıydı bilinmez.Yüz kasları gergin ve yara bere içindeydi.Sessizliği askerlerin arkasından gelen bir gürültü bozdu.Beyazlar içindeki zırhı ve Theramore simgesini taşıyan flamasıyla bir asker geldi.Onu gören askerler selam verdi ve '' Çavuş Johnson.'' dedi.Çavuş sakince Garrid'e baktı ve askerlere sordu.'' Ne istiyormuş ? '' Asker yutkunarak cevap verdi. '' Efendim bu saatte geçişler yasak biliyorsunuz ancak bu adam sanırım eski savaşçı Garrid Fortlord.'' Çavuş duraksadı ve Garrid'in suratına tekrar baktı.Ardından tereddütsüz bir şekilde '' Onu içeri alın sizi ahmaklar ! '' dedi.Garrid arkasındakilere işaret verdi ve herkes barikatlardan geçerek gözetleme kulesinin önüne geldiler.Çavuş Johnson Garrid'e selam durdu ve '' Ah bunun için kusura bakmayın.Zor zamanlar geçiriyoruz ve Theramore'dan gelen haberlere göre şehirdeki yağma olayları artış göstermiş.O yüzden destek kuvvet sıfatıyla gelenlere karşı yeni protokoller uygulamaya başladık.'' Garrid gözlerini kendisine hakaret eden askerden çekmeyerek '' Sorun değil çavuş birbirimizle kavga etmeye başlarsak sonumuzu tanrılar bile bilemez'' dedi.Çavuş tüm ekibi yağmur geçene kadar kulede beklemeye davet etti ve Garrid resmi bir şekilde kabul etti.Kuleye girerken herkesin yüzünde hafif bir mutluluk vardı sonunda sıcak sayılabilecek bir yere kavuşacaklardı.Tam o sırada çalılıklardan bir ses geldi ve yırtık paçavralar içindeki bir adam kendini yere attı.Garrid hızlıca adamın üstüne atılmaya hazırlanmıştı ki adamın sırtından yere bir meşe asa yuvarlandı. '' Seth !? Hangi cehennemdeydin ? Grubun en önünde senin olduğunu sanıyordum.'' Seth yavaşça yerden kalktı ve üstünü silkeledi.Ardından kahverengi şapkasıyla gözlerini kapadı ve '' Ateş renginde bir kelebek gördüm bunun bir mesaj olabileceği ihtimalini görmezden gelemezdim.Onu takip ettim ve.. '' Garrid Seth'in sözünü bitirmesini beklemeden arkasını döndü ve kulenin kapılarından içeri girdi. '' Tanrı aşkına bu grupta benim işim ne ? ''...









Rodreic
Gemi yolculuklarını sevmezdi.Özellikle gençliğindeki Kul Tiras hatıraları aklına geldikçe gemiden atlayası gelirdi.Ama Rodreic o günleri geride bırakmıştı.Kamarasındaki pencereden denizi izledi.Yağmur çılgınca yağıyordu ve gemi bir sağa bir sola doğru düşercesine savruluyordu.Denizin üstünde yoğun bir sis hakimdi.O kadar yoğun ki limana vardıklarını ancak çarparak öğrenebilirlerdi.İç geçirdi ve düşündü.''Beyazların ortasındaki bir lekeden ibaret gemi.Elbet onlara karışacak kaçmaya çalışan her yelkeni.''Pencerenin kenarında beş dakika dikildi sonra tekrar masasına geçip kitabını okumaya çalıştı.Eski geminin tahtaları kulak parçalarcasına gıcırdıyordu ama Rodreic'in umrunda bile değildi.Üst kattaki kaptan köşkünden gelen seslerde belirgin biçimde artış vardı.Rodreic kitabı kapadı ve masadan yavaşça kalkarak duvarda asılı olan aynanın karşısına geçti.Kızıl saçları dağınık ve birbirine karışmış haldeydi.Anlaşılan gece iyi bir uyku çekememişti.Gözlerinin altında hafif morluklara baktı sonra aldırış etmeden çekmeceden bir tarak çıkarıp saçını düzeltti.Giysilerini çıkardı ve yenileriyle değiştirerek zırhını kuşanmaya başladı.Kılıcını kemerine iliştirdi ve kalkanını sırtına sabitleyerek kapıya doğru yürüdü.'' Ah nerdeyse unutuyordum.'' Geri döndü ve yatağının üstünde bıraktığı kapişonunu alarak giysisine iğneledi ardından hızlıca kapıya doğru yönelip odadan çıktı.Üst kata giden merdivenler neredeyse parçalanacak şekilde sallanıyordu.Bir elini duvara koyarak yavaşça kaptan köşküne doğru çıktı.Kaptan kamarasında yaklaşık on kişi vardı ve gürültülü şekilde gülüp kahkaha atıyorlardı.Rodreic kamaraya girdiğinde kimse geldiğini fark etmedi.Gözleri kalabalığa dikili olan Rodreic kaptanı bulmaya çalışıyordu.Ardından bir anda omzunda bir el hissedip arkasını döndü.Bu kaptan Daniels'ın ta kendisiydi. '' Anlaştığımız gibi bay Rodreic sizi Theramore'a ulaştırmak üzereyiz.'' Rodreic başıyla onayladı ve gülümsedi.Kaptan yarı sarhoş gözüküyordu ve konuşurken ağzından tükürükler saçıyordu.'' Eğer sakıncası yoksa neden oraya gittiğinizi sorabilir miyim ? Şu sıralar bazı yabanilerin ve orkların oraya dadandığını duymuştum.'' Daniels Rodreic'in cevap vermesini beklemeden bir kahkaha attı ve '' Sizin bir şövalye olduğunuzu duydum kılıcınızla kahramanlık peşindesiniz eh ? Belki birkaç leydiyi de yatağınızda mıhlarsınız ehe ! '' Rodreic isteksizce gülümsedi ve Daniels'tan uzakta bir köşeye giderek oturdu.Daniels'ın tarifi tam Vastiel için biçilmiş kaftan diye düşündü.Aniden Garrid ve ötekilerin kendisinden önce Theramore'a varıp varmadıklarını merak etti.Rodreic 'in bazı kişisel sebeplerinden ötürü onlarla ayrılıp daha sonra gemiyle Theramore'da buluşması gerekmişti.Kalabalıktaki seslere kulak vermeye çalıştı.İki kişi hararetli bir şekilde tartışıyordu.Başında hasır bir şapka bulunan tıknaz adam ötekine kahkaha attı ve '' Seni aptal ! Theramore'un duvarları bakire kız kardeşininkilerden bile kalındır.'' dedi. Uzun boylu ve zayıf yapılı olan ise başıyla reddetti. '' Orkların savaş makinelerini hiç gördün mü ? Duvarları kerpiçten yapılmış gibi paramparça edecekler.'' Tartışma bir süre daha devam etti ardından kalabalık gözlerini Rodreic'in üstüne dikti.'' Gidip ona soralım bir şövalyeden daha iyi bilemezsinya !'' Rodreic başında bekleyen kalabalığa baktı.Ardından biraz düşünüp sakin ama hızlı biçimde cevap verdi. '' Duvarlar kılıç ya da toplar için korunaklıdır ama duvarların içi dışarısı kadar kötüyse tek yaptıkları sizi dayanamayacak hale gelene kadar sıkıştırmak ve en sonunda boğmak olur.'' Tartışan iki adam birbirine baktı ve kısa bir süre sessizlik yaşandı.Hasır şapkalı tıknaz olan kafasını kaşıdı '' Söylemiştim o da benim gibi düşünüyor ! '' dedi.Kalabalık yavaşça dağılmaya başladı ve herkes işinin başına geçti.Rodreic adaya varışlarına az bir zaman kaldığını düşündü ve tekrar kamarasına gidip eşyalarını toplamaya karar verdi.Tam bu sırada kuvvetli bir gök gürültüsü duyuldu.Belkide ihtiyacı olan şey biraz temiz havaydı.Yağmura aldırış etmeden kapişonunu başına geçirdi ve güverteye çıktı.Gök yarılmışçasına yağmur yağıyordu ve sis hala oldukça yoğundu.Geminin kenarına doğru yaklaştı ve tahtalara tutunarak denize doğru eğildi.Deniz dipsiz gözüküyordu.Acaba içinde kaç gemi batık halde çürümeyi bekliyordu ? Belki bir korsan gemisi ya da denizcilerin ''yüzen kale '' olarak tabir ettiği Stormwind Kadırgalarından biri.Belki aşkı için yelken açmış küçük bir kayıktaki prenses.Şüphesiz bu deniz pek çoğunu yutmuştu.Denizin içindeki bir parıltı Rodreic'in gözlerine vurdu.Ne olduğunu anlamak için biraz daha eğildiği sırada yüksek bir ses duyulur. '' Cadının Kulesi gözüktü ! Theramore Adası karşımızda ! '' ...





Resmi ekleyen
Devam edecek... ( Theramore'a varınca olaylar çeşitlenecek.)

Konu Erodion tarafından 13 Eylül 2012 - 01:22 ÖÖ tarih ve saatinde düzenlenmiştir

  • 4

#2 dogabeey

dogabeey

    Moderatör

  • Moderators
  • 299 İleti

Yazma tarihi: 13 Eylül 2012 - 12:33 ÖS

Özgür sen bu işi biliyorsun arkadaş :) Eline sağlık, devamını sabırsızlıkla bekliyorum.
  • 0

Dark Lion Onslaught.


#3 Despix

Despix

    Senior Sergeant

  • Members
  • 115 İleti
  • Locationİstanbul

Yazma tarihi: 13 Eylül 2012 - 11:39 ÖS

Mükemmel olmuş ellerine sağlık
  • 0

#4 Falven

Falven

    Moderatör

  • Moderators
  • 405 İleti
  • LocationBodrum

Yazma tarihi: 16 Eylül 2012 - 02:32 ÖS

I GUESS I'M ADDICTED TO DAYZ NO MORE. LETS RP.
  • 0

Resmi ekleyen


#5 Dendrien

Dendrien

    Sergeant

  • Members
  • 72 İleti

Yazma tarihi: 16 Eylül 2012 - 11:42 ÖS

Harika olmuş, eline sağlık. Devamını bekleriz.
  • 0




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı