İçeriğe git


Resim
- - - - -

Galthar Efsaneleri bölüm 5 -Issız Vadi'nin Ortasında-


  • Please log in to reply
Bu konuya 3 yanıt gönderildi

#1 jujinko

jujinko

    Legionare

  • Members
  • 485 İleti
  • LocationTwisting Nether - EU

Yazma tarihi: 14 Ocak 2013 - 04:15 ÖS

Not: Sevgili arkadaşlar, son zamanlarda sitenin formatı değiştiği için konular ilk paylaşıldığında genel panelde gözükmüyordu.
Diğer okuyamamış olabileceğiniz bölüm 3 ve 4 ü de Role play- bölümünde bulabilirsiniz.

5. Bölüm- Issız Vadinin Ortasında

Artheen, yavaş bir tempoyla ilerlemeye başlamıştı. Atı, yorgunluğun verdiği güçsüzlükten tuhaf sesler çıkartıyordu. Hatta bir ara hayvanın ağzının kenarından beyaz köpükler çıktığını bile görmüştü. Buna rağmen devam etmek, en azından batının insanlarının en seyrek görülebileceği yerlere kadar ilerlemek istemişti. Tüm toprakların en kudretli atı bile bu tempoya ayak uyduramazdı.

Tehlikenin de, henüz geçmiş olduğunu düşünmek Artheen için budalalık olurdu; zira batının insanları ıssız yerlere bile mesken tutmuşlardı. Bulunduğu topraklara yakın sekizden fazla köy ve iki tane de hatırı sayılır büyüklükte kasaba bulunmaktaydı. Belki bu güzergah üzerinde değildi; ama kendini casuslardan pek fazla uzak tutamayacak kadar da yakındılar.

Artheen, hırlamaya ve homurdanmaya başlayan hayvanın dizginlerini daha fazla kontrol edemedi. Zavallı hayvan büyük bir yorgunlukla yere yığılıverdi. Artheen ihtiyatlı davranarak kontrollü bir biçimde toprak ve kayaların oluşturduğu zemine indi. Hayvan hafifçe titremeye başladı ve homurtular çıkartmaya devam ediyordu. Artheen, hayvanın başını okşadı ve bir nebze olsun onu sakinleştirdi. Sonra çevresine baktı. Burası, geçit amaçlı bir patikaya benzeyen; taşlı, topraklı bir yoldu ve tam ilişiğinde yükselen vadinin kocaman ve ürkütücü tepelerini rahatça görebilmenin içine kattığı ürperti, yolun karşısındaki seyrek ama yeterince pusuya uygun tekinsiz ormandan aşağı kalır değildi. Ormanın koyu yeşil yaprakları hışırdıyor, kuru dallar ise rüzgarın direktifinde tıkırdayarak rastgele ritmler tutturuyorlardı. Artheen, ormana baktığında sanki bir an ağaçların arasından koyu renkli ve cüsseli bir siluet geçmiş gibi hissetti. Daha sonra da, arkasını dönmüş olduğu vadinin uzayan taş ve kayalarının berisinde bazı hareketlenmeler duydu. Kızıla yakın renkteki mızrak kadar sivri kayalar yeterince yüksek olmasının yanı sıra, tüm patika boyunca yolun kenarından Artheen'e eşlik edecekti. Biraz ileride bu yol öyle bir daralıyordu ki, görebildiği kadarıyla orman orada seyrekleşiyor ve heybetini vadiye bırakıyordu.

Bu mesafe bile, basitçe aşılacak cinsten değildi. Vadinin tepelerinden üzerine bir 'Trolaygus' sürüsü rahatça çullanabilir, sivri ve jilet gibi uzun dişleri ve demir pençeleriyle etini kemiklerinden sıyırarak işini çok kısa sürede bitirebilirlerdi. Belki de ormandan, efsanelerde işittiği 'kara elf' ler çıkagelirdi. Kılıcını kaldıramadan ona büyü yaparlar ve sonsuza kadar kendisini köle yaparlardı. Bunları daha fazla düşünerek vakit harcayamazdı. Atı kontrol etmek istedi; fakat artık soluk almayan ve yerde hareketsizce yatan hayvanın belki de sonsuzluğa yolculuk etme zamanı çoktan gelmişti diye düşündü. Artheen, o kadar çaresiz kalmıştı ki atın en azından yarım günlük mesafeden sonra ölmesini isteyebilirdi. Çünkü, burası asla uğranmaması gereken, uğransa bile hızlıca geçilip gidilmesi gereken bir yere benziyordu.

Sessizlik hüküm sürdü önce. Artheen, her tarafı gözetlemeye başladı. Ormana göz gezdirirken yeniden bazı silüetler ormanın ağaçlarının arasında dolanmaya başladı. Bir an bir homurtu duyduğundan o kadar emindi ki babasından miras olan kılıcını kınından hışımla çıkardı. Kılıcın kabzasını iki eliyle öyle sert tutuyordu ki, elinin üzerindeki damarlar şişmeye başlamıştı. Çıtırtılar, ormanın her köşesinden gelmeye devam ediyordu. Kafasını vadinin tepelerine doğru tam çevirirken, koyu renkli bir ok kafasının tam yanından fırlayarak geçti ve vadinin alt kısmındaki taşlara çarptı. Artheen koşarak kendine siper yapmak üzere kendine bir kaya aradı. Yeniden bir ok tam ayağının yanında bitiverdi. Hedef olmamak için, sürekli yönünü değiştirerek koşuyordu. Homurtuları yeniden duydu. Sonunda kendini büyük bir kayanın arkasına atabilmişti. Kesik kesik soluyordu. Gözlerini kısarak, siper yaptığı yerden ormana göz attı. Kükreme ve homurtuyla karışık bir ses duydu.

' Gognaaaaaaasshh'

Ormanın derinliklerinden, sivri miğferli geniş ve kamayı andıran kılıçlara sahip dört tane yabanıl ortaya çıktı. Artheen, sivri dişleri, geniş omuzları ve sarı gözleri görür görmez bunların bağımsız 'Ork' lar olduğunu çabucak anladı. Zırhlardaki işçilik, yabanıl olduklarından ve kabileleri olmadığından olsa gerek, daha çok hayvan kemikleriyle donatılmıştı. Miğferleri neredeyse paslı denebilecek haldeydi ve yukarıya doğru yükseliyordu. Yüzleri tam olarak kapalı değildi. Nefretleri ve kana susamışlıkları, burunlarından dışarı fırlayan dumandan yeterince belli oluyordu. Boğum boğum burunları, yağlı ve iri yüzleri vardı. İnsan anatomisinin garabete dönmüş ve irileşmiş halleri gibiydiler. İçlerinden bir tanesi, kendi lisanlarıyla ' Gognaaash' diyerek kalın kılıcını havaya kaldırdı ve böylece diğer üç Ork Artheen olduğu yere doğru koşmaya başladı. Emirler yağdıran ve dominant olan Ork, diğerlerindne biraz daha iyiydi ve belinde bir arbalet asılıydı. Belli ki oku Artheen'e atan oydu. Orkların, harika okçular olduğu hiç tarihe düşmemiştir; lakin daha birçok türleri mevcut olduğundan dolayıdır ki hünerleri asla bilinmez.

Artheen bir seçim yapmak zorundaydı. Üzerine gelen grubu rahat bir şekilde öldürebilirdi belki; ama dominant olanın serbest bir şekilde kendisini ok yağmuruna tutmasını da asla istemezdi. Kutsal ve zorunlu bir amaç için çıkılan yolculuk, böyle bir şekilde son bulamazdı. Kayanın arkasına çekildi ve bir Wartholdian savaşçısının nasıl cenk edebileceğini göstermenin tam sırasıydı. Üç Ork, kalın kılıçlarının zarar vermeyen kısımlarını karınlarına vurarak Artheen'in kendini koruduğu yere yaklaştılar. Kontrolsüz şekilde ileriye atılan Orklardan birinin gırtlağını keskin Wartholdian çeliği ile buluşturduktan sonra yere yığdı. Koyu yeşil renkteki kan, çok geçmeden toprak zemini boyamaya başlamıştı bile. Koca cüsseli Ork titreyerek kıvrandı ve gırtlağını çaresizce tutarak yere yığıldı. Artheen, sinirli fakat tedirgin olmuş iki Ork' un dikkatini dağıtmak için vadinin kayalarına doğru koşmaya başladı. Gene yanı başından bir ok fırlamıştı. Vadiye doğru uzanan taş ve kayaların arasından ilerlerken, en iri kıyım Ork yerinden hareket etmeden diğerlerinin işini bitirmesini bekliyordu. Bu, Artheen için bir avantajdı. Peşinden gelen Orklar iki yana giderek yolunu kesmek istemişlerdi. Kayaların arasından sinsice yaklaşarak, peşinden gelen Orklardan birinin tam omuz kısmına silahının ucuyla tez bir darbe indirdi. Ork, acıyla bağırarak kalın kılıcını Artheen'e doğru salladı. Kara ve zehirli kılıç ile kendi kılıcı havada çarpıştıktan sonra, Artheen kılıcı yeniden savurarak Ork'a yöneltti. Hızlı davranamayan Ork'un omuzlarının biraz aşağısındaki koruyucu görev üstlenen dev hayvan kuru kafası çatırdayarak dökülmeye başladı. Bu sırada diğer Ork da kayaların köşesinden ilerleyerek Artheen'e her adımda daha da fazla yaklaşıyordu. Çatıştığı Ork'un gözleri daha da fazla sararmıştı ve parlamıştı. Bu, onun öfkesinin arttığını gösteriyordu. Daha fazla öfkelenirse, gücüyle başa çıkamayacak duruma bile gelmekten korkuyordu. Artheen, Orkla kıran kırana silah çarpıştırmaya başladı. Fiziksel gücünden çok, bir Wartholdian erkeği gibi hızını ve silah beceresini kullanmaya çalışıyordu. Bu tempoya daha fazla ayak uyduramayan Ork, gerilerek kılıcını kaldırmaya yeltenince, Artheen hızlıca Ork'un sağ koluna bir kesik darbesi indirerek hareketi engelledi ve ardından olanca gücüyle kılıcını sallayarak Ork'un kafasını, kaslı ve iri gövdesinden ayırdı. Kafa, sekerek kayaların aşağısına doğru düşmeye balşladı. Dominant olan Ork, çaresizce bu manzarayı izledi. Diğer Ork da Artheen'in üzerine savaş nağarası atarak ve böğürerek koşmaya başladı. Çok geçmeden diğer kelle de kayaların arasından aşağıya doğru iniyordu. Artheen'in kılıcından akan Ork kanı, alnından akan terden daha hızlıydı. Kafasını yavaş; ama sinirli şekilde çevirerek İri kıyım Ork'a bakmaya başladı. Kılıcını tek eliyle iki kez çevirerek 'rüzgarla dans' ettirdi, asilce yukarı kaldırdı. İri kıyım Ork, içinde barındırdığı saygı ve onurun belki de son kırıntılarının sayesinde hızlı bir karar alarak rakibine saygı duyduğunu gösterircesine bir kafa hareketi yaparak arkasını döndü ve ormana doğru kaçmaya başladı. Kimdi bu? Diğerleri kadar yabanıl değildi, rengi ise koyu kahverengi yerine, daha çok yeşildi. Artheen, zamanında Orklarla ilgili duyduğu lakırtıları aklına getirdi. Onlar da bu karanlık zamanlarda korkmuş olabilirler miydi? Artheen, iri cüsseli Ork cesetlerinin, daha büyük ve yırtıcı hayvanlara ziyafet sağlayabileceği endişesiyle yola doğru inmeye başladı. Altında bineği yoktu; fakat kocaman bir yüreği vardı ve umudu. Bunlar, sürekli Artheen'e amacı uğrunda ve şu an tamamen karanlığa bürünmeye başlayan vadide eşlik edecek, aydınlık getirecekti...

Lakin, Artheen'e vadiye girmesiyle beraber eşlik eden başka Bir şey daha var gibiydi. Vadinin tepelerinde ağır ve sinsice hareket ediyordu. Pullu ve ince parmaklarının arasından siyah tırnakları çıkmaya başlıyordu. Karanlık daha fazla vurmaya başladıkça pulları daha fazla belirginleşiyor gibiydi...

Devam Edecek...

Bu bölüm biraz kısa oldu işlerimden dolayı. Kusura bakmayın...

Konu jujinko tarafından 14 Ocak 2013 - 04:17 ÖS tarih ve saatinde düzenlenmiştir

  • 2
Arthas: Father..Is it over ? / Father: No son ..Unfortunately the raid resets tomorrow

#2 jujinko

jujinko

    Legionare

  • Members
  • 485 İleti
  • LocationTwisting Nether - EU

Yazma tarihi: 24 Mayıs 2013 - 10:29 ÖÖ

Buna bile eksi vermişler pes be ne düşmanım varmış.
(Jujinko kullanıcısının tüm konularını bul eksiyi bas) Ne can yakmışım zamanında :D
  • 0
Arthas: Father..Is it over ? / Father: No son ..Unfortunately the raid resets tomorrow

#3 Dendrien

Dendrien

    Sergeant

  • Members
  • 72 İleti

Yazma tarihi: 24 Mayıs 2013 - 06:27 ÖS

Ben buldukça artılıyorum usta, merak etme sevenin var.
  • 0

#4 jujinko

jujinko

    Legionare

  • Members
  • 485 İleti
  • LocationTwisting Nether - EU

Yazma tarihi: 13 Mayıs 2014 - 04:07 ÖS

Bu seriyi devam ettirmek istiyorum , umarım zaman bulabilirim.
Öncelikle eski bölümleri yazım hataları ve anlatım bazında düzenlemem gerekebilir.


  • 0
Arthas: Father..Is it over ? / Father: No son ..Unfortunately the raid resets tomorrow




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı