İçeriğe git


Resim
* * * * * 2 Oy Kullanılmış

Ezekeel'in Günlüğü: Bir Noobun WoW Maceraları


  • Please log in to reply
Bu konuya 51 yanıt gönderildi

#21 Ezekeel

Ezekeel

    Genel Yönetici

  • Executives
  • 9.313 İleti

Yazma tarihi: 01 Mayıs 2013 - 09:33 ÖS

Vallahi şu anda o kadar yoğunum ki bir türlü devamını getiremedim. :/ Keşke daha fazlasını hatırlasam, eminim bir dolu şey olmuştur ama... :) Bunlar da eski günleri düşünürken aklıma gelen anılarım olduğundan unutmamışım sanırım, Duskwood'dan devam ediyor hikayem ama bir türlü devamını getiremiyorum vallahi okul vs. derken, kusura bakmayın. :/

#22 Shamokan

Shamokan

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 316 İleti

Yazma tarihi: 02 Mayıs 2013 - 04:46 ÖS

öyle bir parmak bal verip bırakmak yok merakla bekliyoruz ;)
  • 0
90 ORC SHAMAN
90 BLOOD ELF WARLOCK
90 UNDEAD HUNTER
90 TROLL DRUID
90 UNDEAD WARRIOR
90 TROLL HUNTER
90 NIGHT ELF PRIEST
90 WORGEN DRUID
87 GOBLIN ROGUE
85 DRAENEI WARRIOR
85 UNDEAD DK
85 BLOD ELF MAGE
-------------------------------------------------------

#23 Egemeric39

Egemeric39

    Knight Lieutenant

  • Members
  • 591 İleti
  • LocationBatteground

Yazma tarihi: 02 Mayıs 2013 - 06:22 ÖS

devamı gelicekmi ne zaman ilk raid ve dungeon olucak ve en önemlisi ne zaman battlegrounda giriceksin çok eğlenceli geçiyor.
Bide bazı yerlede mağralı yerlerde benide duygulandırdın.çok iyi gidiyorsun :D :D
  • 0

For The Scourge ! 


#24 Ezekeel

Ezekeel

    Genel Yönetici

  • Executives
  • 9.313 İleti

Yazma tarihi: 02 Mayıs 2013 - 11:10 ÖS

Hmm vallahi niyeyse Arathi Basin öncesi fazla bir şey hatırlamıyorum ama oraya da değineyim, aslında bgler WoW'un en sevdiğim şeylerinden. :) Raidlere ise daha çoooooook var. :) Teşekkürler.

Duskwood!

Resmi ekleyen


Westfall'da level kasarken Duskwood hep uzaktan uzaktan izlediğim bir yerdi ama Berkay'ın oralarda takıldığını gördüğümden yüksek level yeri olduğunu biliyor ve hiç bulaşmıyordum. Bir gün yukarıda bahsettiğim gezen vendordan bir şeyler alırken onunla birlikte istemeden Westfall-Duskwood arasındaki köprüye girdim ve köprünün ortasına geldiğim gibi altıma şeetmem bir oldu. Duskwood topraklarına girmiştim. Anında hava karardı, atmosfer korkunçlaştı ve harita adı sarı renge dönüştü. Hemen geri kaçtım tabii. Sakinleştikten sonra ise olayın ilginçliği üzerine düşündüm. Köprünün bir tarafında sıcak bir sonbahar havası varken ortasına gelince nasıl bu kadar farklı bir atmosfer olabilirdi? Birkaç kez köprünün ortasına gelip geri döndüm, kendimce oyunu test ediyordum sanırım.

Bir süre Duskwood'u uzaktan süzmeye devam ettim. Bu arada Ongun ile ikimiz de oyundaysak yan yana olmasak bile Skype ile konuşuyorduk. O zamanlar nasıl okuyacağımızı da bilmiyor ve "Sıkaypiğ" diyorduk. Aslında ben sadece Ongun'un bildiğini düşünerek ona ayak uydurmuştum. Çoğu şeyin okunuşunda ona ayak uyduruyordum zaten ama meğer o da kendine göre bir şeyler uyduruyormuş hep. Bu arada Skype büyük bir hayat kurtarıcıydı çünkü ev telefonundan konuşmak hem fazla ergonomik değildi hem de aile ekonomisini baltalıyordu. Bir de ev telefonundan 9.30 sonrası ayıp olur diye arayamıyorduk ve arayınca da aile üyeleriyle muhattap olmak zorunda kalıyorduk. Neyse, bir gün yine Skype ile konuşurken Duskwood'u merak edip içine girmeye karar verdik ve Berkay'ın yanına gitme planları falan yaptık. Berkay'la da bir yandan whispleşiyorduk ve bize beklememizi, işini halledince yanımıza geleceğini söylüyordu. Yine de sabırsız olduğumuzdan ve kendimiz keşfetmek istediğimizden onu dinlemiyorduk. İşte WoW o zamanlar öyle bir şeydi, yeni bir yer bile muazzam bir gizem gibi geliyordu. Berkay da o levellarda niye hâlâ oralarda takılıyordu bilmiyorum, sanırım kalmış birkaç görevi vardı. Neyse, ben 15 ve Ongun da benden en fazla 16-17 idi sanırım, tam hatırlayamadım levellarımızı, ve temkinli adımlarla Duskwood'a girdik. Bir yandan da kikir kikir gülüyor, korktuğumuzu gizliyorduk. Köprüyü geçip karaya basmamızdan birkaç adım geçmişti ki aniden kocaman bir örümcek önden giden Ongun'a saldırmaya başladı. Daha onun şokunu atlatamadan da koşup gelen bir kurt bana musallat oldu. Paniğe kapılan biz, aynı ilk Harry Potter filminde trollün serbest kaldığının haberinin verilmesiyle yemeği bırakıp çığlık çığlığa kaçışmaya başlayan öğrenciler gibi Skype'ta bağırarak ve az buçuk bilincimizi de yitirerek Duskwood'un derinliklerine daldık. Ongun'a baka baka koşmaya başlamıştım ve çılgın gibi koşarak Raven Hill'i de arkamızda bırakarak iyice derinlere dalmıştık. Artık ne yapacağımı bilmiyor, panik içinde sağa sola dönüp zıplıyordum. Ongun'un yanıma gelmesi ve moblardan paçayı kurtarmamızla biraz sakinleşmiştim ve ikimize de Rejuvenation attım. Canımızın dolmasını beklerken Berkay'dan yardım istedik. Raven Hill'i de geçtiğimizden yol kenarları iyice yükselmişti ve kendimizi kapana sıkışmış hissediyorduk. Berkay ise "Lan durun manyaklar durun yoldayım!" gibi şeyler yazıyor, kendimizi takviye ekip bekleyen ateş hattında kalmış polisler gibi hissetmemize neden oluyordu.

Canımızın dolması ve sakinleşmemizle Westfall'a geri dönme kararı aldık. Şimdi bir yandan Skype'ta "Ellllleeeeeehhh!" diye bağırıyor ve gülüyor, bir yandan geri Westfall'a koşuyor ve bir yandan da deli gibi Berkay'a rapor veriyorduk. Ongun bize bulaşan moba Frost Nova atıyor, ben de sırf Reju atarak odun odun zıplayarak koşuyordum. Neyse ki ikimiz de ölmeden oradan çıkmayı başarmıştık ama kalp krizi geçireceğimizi sanmıştık. Berkay da çok geçmeden Travel Form ile çıkageldi. Biz artık olayın şokunu atlatmış, böyle bir deneyim yaşadığımız için sevinmiş ve gülmeye başlamıştık. Duskwood'un en sevdiğim yerlerden biri olması ve her Alliance karakterimle tüm görevleri yapmadan geçmememde bu anıların da payı vardır.

Çok alakasız ek bilgi: Başlarda Rıfat'ın hiç resmi sunucularda WoW oynayamadığından bahsetmiştim ama adam bizden çok geç de olsa başlamış, birkaç hafta önce bırakmış ama en son 90 dk sahibiymiş.

Bu arada dediğim gibi gerçekten çok yoğunum şu ara; finaller gelecek, projeler, konser vs. Gecikme için kusura bakmayın.

#25 Egemeric39

Egemeric39

    Knight Lieutenant

  • Members
  • 591 İleti
  • LocationBatteground

Yazma tarihi: 03 Mayıs 2013 - 11:44 ÖÖ

Hmm vallahi niyeyse Arathi Basin öncesi fazla bir şey hatırlamıyorum ama oraya da değineyim, aslında bgler WoW'un en sevdiğim şeylerinden. :) Raidlere ise daha çoooooook var. :) Teşekkürler.
Duskwood!
Resmi ekleyen
Westfall'da level kasarken Duskwood hep uzaktan uzaktan izlediğim bir yerdi ama Berkay'ın oralarda takıldığını gördüğümden yüksek level yeri olduğunu biliyor ve hiç bulaşmıyordum. Bir gün yukarıda bahsettiğim gezen vendordan bir şeyler alırken onunla birlikte istemeden Westfall-Duskwood arasındaki köprüye girdim ve köprünün ortasına geldiğim gibi altıma şeetmem bir oldu. Duskwood topraklarına girmiştim. Anında hava karardı, atmosfer korkunçlaştı ve harita adı sarı renge dönüştü. Hemen geri kaçtım tabii. Sakinleştikten sonra ise olayın ilginçliği üzerine düşündüm. Köprünün bir tarafında sıcak bir sonbahar havası varken ortasına gelince nasıl bu kadar farklı bir atmosfer olabilirdi? Birkaç kez köprünün ortasına gelip geri döndüm, kendimce oyunu test ediyordum sanırım.
Bir süre Duskwood'u uzaktan süzmeye devam ettim. Bu arada Ongun ile ikimiz de oyundaysak yan yana olmasak bile Skype ile konuşuyorduk. O zamanlar nasıl okuyacağımızı da bilmiyor ve "Sıkaypiğ" diyorduk. Aslında ben sadece Ongun'un bildiğini düşünerek ona ayak uydurmuştum. Çoğu şeyin okunuşunda ona ayak uyduruyordum zaten ama meğer o da kendine göre bir şeyler uyduruyormuş hep. Bu arada Skype büyük bir hayat kurtarıcıydı çünkü ev telefonundan konuşmak hem fazla ergonomik değildi hem de aile ekonomisini baltalıyordu. Bir de ev telefonundan 9.30 sonrası ayıp olur diye arayamıyorduk ve arayınca da aile üyeleriyle muhattap olmak zorunda kalıyorduk. Neyse, bir gün yine Skype ile konuşurken Duskwood'u merak edip içine girmeye karar verdik ve Berkay'ın yanına gitme planları falan yaptık. Berkay'la da bir yandan whispleşiyorduk ve bize beklememizi, işini halledince yanımıza geleceğini söylüyordu. Yine de sabırsız olduğumuzdan ve kendimiz keşfetmek istediğimizden onu dinlemiyorduk. İşte WoW o zamanlar öyle bir şeydi, yeni bir yer bile muazzam bir gizem gibi geliyordu. Berkay da o levellarda niye hâlâ oralarda takılıyordu bilmiyorum, sanırım kalmış birkaç görevi vardı. Neyse, ben 15 ve Ongun da benden en fazla 16-17 idi sanırım, tam hatırlayamadım levellarımızı, ve temkinli adımlarla Duskwood'a girdik. Bir yandan da kikir kikir gülüyor, korktuğumuzu gizliyorduk. Köprüyü geçip karaya basmamızdan birkaç adım geçmişti ki aniden kocaman bir örümcek önden giden Ongun'a saldırmaya başladı. Daha onun şokunu atlatamadan da koşup gelen bir kurt bana musallat oldu. Paniğe kapılan biz, aynı ilk Harry Potter filminde trollün serbest kaldığının haberinin verilmesiyle yemeği bırakıp çığlık çığlığa kaçışmaya başlayan öğrenciler gibi Skype'ta bağırarak ve az buçuk bilincimizi de yitirerek Duskwood'un derinliklerine daldık. Ongun'a baka baka koşmaya başlamıştım ve çılgın gibi koşarak Raven Hill'i de arkamızda bırakarak iyice derinlere dalmıştık. Artık ne yapacağımı bilmiyor, panik içinde sağa sola dönüp zıplıyordum. Ongun'un yanıma gelmesi ve moblardan paçayı kurtarmamızla biraz sakinleşmiştim ve ikimize de Rejuvenation attım. Canımızın dolmasını beklerken Berkay'dan yardım istedik. Raven Hill'i de geçtiğimizden yol kenarları iyice yükselmişti ve kendimizi kapana sıkışmış hissediyorduk. Berkay ise "Lan durun manyaklar durun yoldayım!" gibi şeyler yazıyor, kendimizi takviye ekip bekleyen ateş hattında kalmış polisler gibi hissetmemize neden oluyordu.
Canımızın dolması ve sakinleşmemizle Westfall'a geri dönme kararı aldık. Şimdi bir yandan Skype'ta "Ellllleeeeeehhh!" diye bağırıyor ve gülüyor, bir yandan geri Westfall'a koşuyor ve bir yandan da deli gibi Berkay'a rapor veriyorduk. Ongun bize bulaşan moba Frost Nova atıyor, ben de sırf Reju atarak odun odun zıplayarak koşuyordum. Neyse ki ikimiz de ölmeden oradan çıkmayı başarmıştık ama kalp krizi geçireceğimizi sanmıştık. Berkay da çok geçmeden Travel Form ile çıkageldi. Biz artık olayın şokunu atlatmış, böyle bir deneyim yaşadığımız için sevinmiş ve gülmeye başlamıştık. Duskwood'un en sevdiğim yerlerden biri olması ve her Alliance karakterimle tüm görevleri yapmadan geçmememde bu anıların da payı vardır.
Çok alakasız ek bilgi: Başlarda Rıfat'ın hiç resmi sunucularda WoW oynayamadığından bahsetmiştim ama adam bizden çok geç de olsa başlamış, birkaç hafta önce bırakmış ama en son 90 dk sahibiymiş.
Bu arada dediğim gibi gerçekten çok yoğunum şu ara; finaller gelecek, projeler, konser vs. Gecikme için kusura bakmayın.

Valla süper gidiyorsun baya heyecanlı yazıyorsun.bu arada finallerin filan varsa sen onlara çalış.
Sendinde yazar olur
  • 0

For The Scourge ! 


#26 Egemeric39

Egemeric39

    Knight Lieutenant

  • Members
  • 591 İleti
  • LocationBatteground

Yazma tarihi: 03 Mayıs 2013 - 08:00 ÖS

Ne zaman yeni bölümler gelcek ? :huh:
  • 0

For The Scourge ! 


#27 Ezekeel

Ezekeel

    Genel Yönetici

  • Executives
  • 9.313 İleti

Yazma tarihi: 03 Mayıs 2013 - 08:47 ÖS

Şu aralar çok yoğunum vallahi, bilmiyorum.

#28 Egemeric39

Egemeric39

    Knight Lieutenant

  • Members
  • 591 İleti
  • LocationBatteground

Yazma tarihi: 04 Mayıs 2013 - 11:59 ÖÖ

Şu aralar çok yoğunum vallahi, bilmiyorum.

ok zaten sınavların varmış biz bekliyoruz.
sen sınavlarına çalış... :)
  • 0

For The Scourge ! 


#29 J3sz

J3sz

    Advanced Member

  • Members
  • Pip*Pip*Pip*
  • 36 İleti

Yazma tarihi: 04 Mayıs 2013 - 12:34 ÖS

Abi valla bu günlükleri saklasan biyerde iyi olur ilerde roman yapıp satarsan zengin olursun

tabi ondan öncede wow dünyasına adını duyurman lazım B)
  • 0

#30 Ezekeel

Ezekeel

    Genel Yönetici

  • Executives
  • 9.313 İleti

Yazma tarihi: 04 Haziran 2013 - 03:01 ÖÖ

Duskwood'da kasmaca

Levellar su gibi geçmişti(yalan) ve sonunda Duskwood'a uygun levela gelmiştim. Acayip gaza gelmiştim ve tırssam da haritanın atmosferine hayran kalarak oynuyordum. Ayrıca görevlerin gizemli hikayeleri olması da çok hoşuma gidiyordu.
Haritanın ortasında garip bir yer var Duskwood'un, oyundaki birkaç world boss ejderhanın çıktığı noktadan birisi. İşte bir gün cesaretimi toplayıp oranın yolunu tırmanmaya başladım. En tepeye geldiğimde gördüm ki japon şeyi gibi Night Elf yapısından ve Night Elf lambalarından var. Oh, Night Elfler varmış burada diye rahatladım ve hemen ilerlemeye başladım. Tam yokuşun sonuna gelmiştim ki karşımda birden dev gibi(gerçekten dev gibiydi onlar) bir ejderha görünce altıma pisleyecek gibi oldum ve aggro aldım mı almadım mı şeedemeden geri yukarı koşmaya başladım. Sonra sakinleşip aggro çekmediğimi fark ettim ve geri dönüp uzaktan ejderhayı izledim, ilginçti.

Tabii görev yaparken yine çok noobluklarım oldu. Örneğin en başta haritanın batısında görev icabı örümcek kesiyoruz ya, o örümceklerden düşen bacakları ben sonunda yerim kalmadı diye çantamdan attım ve Darkshire'daki aşçının ondan istediğini görünce delirdim. Sürekli bir şeyleri unutup haritanın yarısını geri yürüdüm, haritayı defalarca boydan boya tabanladım...

Haritanın kuzey doğusunda Goblin bir vendor vardı, limited supply şeyler satıyordu. Onu orada görünce çok şaşırmıştım. Sonra ondan da bir şeyler alıp ahde satmaya başladım.

Bir gün yine Duskwood'un kasabası Darkshire'da oyalanıyorum, innden dışarı bir de baktım ki hem npc hem oyuncular patır patır ölüyor. Hafif kafamı çıkarıp baktım ve çatıdan çatıya hoplayan, balıkçı şapkalı bir Undead shadow priest gördüm. Balıkçı şapkası karizmayı epey çiziyordu ama bana dönüp duraklaması beni korkutmuştu. Anında ölmediğim için en heyecanlı world pvp(pvp de değil aslında) deneyimim olacaktı. Bir süre bakıştık, ben korkup inne geri girip oradan arada gidip gitmediğine baktım. İlerleyen günlerde de Darkshire'a pusu kurmuş bir Undead rogue tarafından kesilip durdum, kendimi kuşçuya zor atıp Sw'ye kaçmıştım. Berkay'a ben de ileride yapabilir miyim böyle diye sormuştum, o da Horde'un ona uygun yeri yok demişti. Ayrıca hayatım sonrasında hep böyle kaçmakla geçecekti, Horde gördüm mü topukluyordum. En baba topuklamalarımı ise ileride Stranglethorn Vale'de yapacaktım.

Cat Form!

Ayı formu baydığından kedi formu gelince çok heyecanlanmıştım. Üstelik görevi falan da yoktu, çat diye öğrenmiştim. Dans etmesi de rap yapar gibi olduğundan çok hoşuma gitmişti, orada burada dans ettiriyordum. Auto-attack ikonu da hoş bir patiydi(o zamanlar onu da action bara koyuyordum). Prowl ise beni benden almıştı. O zamanlar görünmez olduğumda beni kimse göremiyor sanıyor, stealth olup orgazm olurcasına eğleniyordum. Mesela görünmez olup şehirdeki insanları gizlice takip etmeye çalışıyordum. Ben stealth hızında olunca ve onlarda da binek olunca bu takip olayı oldukça zor oluyordu tabii. Birisi bana düello teklifi atmıştı Darkshire'ın biraz ilerisinde, ben de iptal edip görünmez olup oradan uzaklaşmaya başlamıştım ama adamın hâlâ targetında olmam ve adamın beni takip etmesi beni çok şaşırtmıştı. Meğer görebiliyorlarmış. Ehe.

Fok formunu ise ilk druidimle bir türlü öğrenemedim. Görevi alıp yapmaya çalıştım ama ne olduğunu anlamaya çalışırken hep Darkshore'un denizlerindeki deniz canavarı tarzı moblara yem oluyordum. Zaten Darkshore'a ilk geldiğimde su görmenin heyecanıyla en dibe gelsem acaba ne olur diye düşünüp fatigue olayı ile tanıştığımdan dolayı sudan biraz çekiniyordum. (Bir keresinde oyun kafayı yemişti, fatigue yüzünden öldükten sonra cesedimden canlanıp karaya çıkmıştım ama yine fatigue yüzünden ölmüştüm.) Görevi Moonglade gölünde bile yapmaya çalıştım, gölün tabanında dolanıp duruyordum. Tabandaki yarıktan sızan hava kabarcıkları sayesinde nefesim azaldığında hemen oradan nefes topluyordum. Bir de quest timerı olan bir görev vardı sanki Moonglade'de, onu da bir türlü başaramamıştım, fok görevi falan sanıyordum onu da. Garip şeyler...

Böyle böyle yine acayip oyalandım. Karakterimi en son bıraktığımda ise 24 leveldım ve daha Tranquil Gardens Cemetery'deki(Darkshire'ın altı, haritanın güney doğu ucu) mobları kesip görev eşyası düşürmem mi ne gerekiyordu. Bu arada o günlerden aklımda kalan bir şarkı, bunu dinliyordum o aralar löl:

http://www.youtube.com/watch?v=meq7CZNDINg

Dungeon ve battlegroundlardan hatırladıklarım

İlk dungeon deneyimim tabii ki the Deadmines ile olmuştu. Bir süre dungeonın sonunu bile göremedim, zaten çok girmiyordum ve döne döne aşağı inen yollu odaya gelince grup batmaya başlıyordu. Zaten tek tıkla yerimizden kalkmadan dungeona girmek falan yoktu öyle, grubu toplaması ve gitmesi vs. olduğundan dungeona girmek özel bir şeydi. Bir de Ongun'da gördüğüm Emberstone Staff bana bir türlü düşmemişti. Tabii asıl Gnomeregan'dan("gınomeregan" diye okuyorduk o aralar heheh) aldığı Hydrocane'i kıskanıyordum çünkü staffı takınca su altında nefes alabiliyordunuz(sudan nasıl korktuysam...). Bu arada evet, Ongun gittikçe arayı açıyordu. "Sana vereyim mi staffı?" diye de kekliyordu beni çakal, hem evde telefondan hem de okulda sürekli Hydrocane diye zırladığımı hatırlıyorum.

Battlegroundları ise sevmiştim ama maalesef exp vermiyordu ve cesetlerden çıkan para da çok azdı. Aç gibi dolanıp ceset arıyordum yağmalayacak. Ongun pvp yapsın da arayı kapatayım diye "Off beegeede bu hafta sonu deli para kastım zengin oldum." diyordum ama adam oralı olmuyordu. Bir de o zamanlar illa npcden sıraya giriyorduk ve bayağı bekliyorduk, o yüzden çok girmedim sanırım. O zamanlar örneğin Warsong'un ilk gelecek olan dışında farklı farklı takımlarının sırasına da girebiliyorduk, yani arkadaşımız Warsong Gulch 3'te ise biz de ona sıra alıp sonradan ona katılabiliyorduk falan... Tam hatırlamıyorum ama o iyiydi. O zamanlar ben adını "varsong guluç" diye okuyordum.

Arathi Basin ise benim için tam bir hayal kırıklığıydı. 20 level olunca acayip sevinmiş, hemen Arathi'ye girmiştim ama oyun hem çok sıkıcıydı hem de dayak üstüne dayak yemiştim tabii o levelda girince. Maalesef tee Alterac'a kadar da yeni bg yoktu. Alterac'ı görmem ise sandığımdan çok sonra olacaktı.

#31 Shamokan

Shamokan

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 316 İleti

Yazma tarihi: 04 Haziran 2013 - 03:01 ÖS

pre tbc yi tamamlamadan yazıyı bırakırsan foruma terk ederim haberin olsun :)
  • 0
90 ORC SHAMAN
90 BLOOD ELF WARLOCK
90 UNDEAD HUNTER
90 TROLL DRUID
90 UNDEAD WARRIOR
90 TROLL HUNTER
90 NIGHT ELF PRIEST
90 WORGEN DRUID
87 GOBLIN ROGUE
85 DRAENEI WARRIOR
85 UNDEAD DK
85 BLOD ELF MAGE
-------------------------------------------------------

#32 Ezekeel

Ezekeel

    Genel Yönetici

  • Executives
  • 9.313 İleti

Yazma tarihi: 04 Haziran 2013 - 03:20 ÖS

Günümüze kadar gelecek. :D

#33 Ezekeel

Ezekeel

    Genel Yönetici

  • Executives
  • 9.313 İleti

Yazma tarihi: 11 Haziran 2013 - 01:47 ÖS

Buhran zamanı

Tam hatırlamıyorum ama olay burada bir yerde kopuyor ve level kasmanın verdiği sıkıntıyla asıl karakterimi bırakıp oyundaki ırk/sınıf kombinasyonlarının çoğunu denemeye başlayacağım sıkıntılı bir döneme giriyordum. Druid ile oynarken de birkaç şey denemiştim ama bu sefer uzunca bir süre karakterden karaktere atlıyorum. Zaten dikkatim hep çok dağınık olmuştur ama şimdi bir kez daha baktığımda kendimi ciddi ciddi ayıpladım. Sadece dikkat dağınıklığım da değil, nick seçimlerim de rezildi. Artık nasıl bir özgünlük yoksunluğuysa tüm karakterlerimin sonu "Druizz" gibi "zz" ile bitiyordu. Ya ırk ya da sınıf ismini alıp sonunu kesip "zz" ekleyerek nick yaptığımı falan sanıyordum sanırım, fail. Oysa şimdi benim için bir karakteri kasmaktan sonra en büyük problem ona isim bulmaktır. Bazı karakterlere günlerce nick düşündüğüm bile olmuştur.

Gnome mage deneyeyim dedim, çok küçüklerdi ve başlangıç bölgeleri iğrençti. 5 levela kadarki olan kapalı alanı geçtim ama Dun Morogh görevlerini yaparken delirip bıraktım. Her yer bembeyaz falan, insanı sıkıyor. Dwarf priest falan da denemişliğim oldu zamanla.

Orc warrior açtım ama iki zıplayıp dolanıp bıraktım. Durotar da aynı şekilde, çöl gibi verimsiz arazide görev falan yapılmaz dedim. Zaten Orc ve Troll sevmediğimden sorun değildi. Ayrıca oyunda en az oynadığım sınıf warriordır(hiç bile denir löl). Ortamı sevmemem dışında evsiz gibi durmaları nedeniyle Troll de hiç oynamadım. Ama karakter yaratma ekranlarında saç baş bakmışlığım var, o kısmı güzeldi Troll ırkının.

İlk female karakterim olan Human mageimi yarattım. Adı "Magzz" idi, tipini falan da hâlâ hatırlıyorum heheh. En son 15 falan yapmıştım, Eastvale Logging Camp'in oralarda ayı mayı kesiyordum ki bıraktım. "Ya ben bu levelda niye buradayım, niye düşük level görevi yapıyorum? Amaaan bu karakter de battı, neyse." demiştim. Yine de Eastvale Logging Camp ve Goldshire arasında kalan, kule gibi bir yapı vardı ve orayı keşfettiğim için çok mutluydum(adını da hiç unutmam, Tower of Azora). Tower of Azora'ya girince çalan müzik de çok hoşuma gitmişti, oyunda belli başlı yerlerde çalan tinker havasında ve Gnome ırkını hatırlatan değişik komik bir müziktir. Neyse, magelerin en sevdiğim olayı yiyecek yapabiliyor olmalarıydı ve yapıp logout olunca yok olmaları da işe ayrı bir heyecan katıyordu. (İlk mage karakterim yukarıda dediğim gibi Gnome idi ve ben yiyecek yaratma skillini tek seferlik yiyecek sanıp onunlayken öğrenmemiştim, bitecek şeyler canımı sıkıyordu.)

Bu arada dediğim müziği buldum, adı da verdiği hise çok uygunmuş. Bu müzik şimdi dinleyince bana o ilk zamanlarımdaki keşfetme heyecanı ve sakarlıklarımı falan hatırlatıyor heheh. :) Böyle Gnome şirinliğinde koştururduk falan...


Tauren shaman açtım. Görevler süper değildi ama farklı gelmişti, doğayla barışık olmaları da hoştu. Sonra 5-6 level civarı olmuştum ki bir tepeyi tırmanırken fenalık geçirdim. Tauren sanki göğsümün üstüne oturmuştu ve kalkmıyordu, öyle bir ağırlık hissi vermişti. Daha da Tauran açmadım.

Birkaç tane Human warlock kastım. Aslında başka ırkları da denemek istiyordum ama sadece Human ırkının pet görevlerini bildiğimden diğerleriyle uğraşmak istemiyordum. Ayrıca eskiden pet görevleri falan vardı ki çok kolay da olmuyordu, etrafı diğer moblarla çevrili özel mobları falan kesmemiz gerekiyordu. Sonra birkaç kez de Undead warlock kastım tabii. Undead warlockların imp görevinin acayip basit olması beni kızdırmıştı. Atmosfere falan tam oturuyordu yalnız böyle, her sunucuda birkaç level kasıp bıraktığım sınıfların başında sanırım Undead warlock gelir, bir sunucuda birkaç nickle bile açmışlığım var. Warlock ile en fazla voidwalker görebilmişliğim oldu bu dönemde.

Human paladin açtım, oha dedim. Bir sınıf melee olur da hiç auto-attack dışında bir skilli olmaz mı be kardeşim? İlk levellarda bildiğiniz mobun kafasına Judgement indirip auto-attack ile dalıp Judgement cooldownını bekliyordunuz. YouTube'da eskiden bir video vardı hatta, adam paladinle moba dalıp nette geziniyordu, biraz bekleyip oyuna döndüğünde auto-attack ile kesilmiş mobu lootluyordu. Şimdi öyle değil neyse ki.

Böyle böyle günler geçirdim. Kimi zaman hesabımı dondurdum, kimi zaman sınavlardan giremedim derken yıl bitti. Bu sırada Berkay ailesi ve okul nedeniyle pek oyuna giremiyordu, Ongun ise Berkay'ı geçme hırsıyla deli gibi kasmaya başlamıştı ve Berkay'ı geçmişti. O sıralarda sanırım Ongun 40 küsür falan yapmıştı karakterini ki o civarlarda bıraktı sanırım.

Not: Artık TBC'ye doğru gidiyoruz, devamını da yazıyorum şu an.

#34 Egemeric39

Egemeric39

    Knight Lieutenant

  • Members
  • 591 İleti
  • LocationBatteground

Yazma tarihi: 11 Haziran 2013 - 02:19 ÖS

Çok güzel gidiyorsun
  • 0

For The Scourge ! 


#35 Ezekeel

Ezekeel

    Genel Yönetici

  • Executives
  • 9.313 İleti

Yazma tarihi: 16 Haziran 2013 - 03:04 ÖÖ

TBC gelirken

p6ycu.png


Artık 7. sınıftım. Ergenliğin o garip basamaklarını tırmanıyordum(yukarıda gördüğünüz gibi bu yıl bir jöle kafaya dönüşecektim, saçımın önünü falan jöleliyordum) ve WoW hayatımın bir parçasıydı. Her ne kadar pek başarılı bir WoW hayatım olmasa da WoW'u günlük yaşamımın her yerinde görüyor/kullanıyordum. İngilizce kelime dağarcığımı acayip geliştirmişti mesela, sınıfımdan çok ilerideydim. Yukarılarda bahsetmeyi unuttum ama annem yatmamı söylediğinde "Bi markofdıvayldlık daha oynıyım." diyordum. Koskoca yarım saatlik buff sanki Thorns buffıymış gibi zaman akıp geçiyordu. Ongun da bir gün saçımın Mark of the Wild ikonuna benzediğini söylemişti.

Bir gün iş eğitimi dersine giderken Berkay'la oyun hakkında konuşuyorduk ve o da heyecanlı bir şekilde "O değil de, WoW'a ek paket geliyo biliyo musun?" demişti. Bilmiyordum. Derste bir şeyler anlatmıştı ama onun da pek bilgisi yoktu, abisinden duymuştu sanırım. Sevinmiştim ama ek paketin o kadar çok şeyi değiştireceğini düşünmemiştim o zamanlar. İş eğitimi dersliğinde o arka masaların ortamı ve sohbeti de bir ayrı oluyordu.

WoW'da ilk kez yılbaşına girdim. Çok güzeldi, herkes Stormwind'in ortasına aoe yağdırıyor ve içki içiyordu. O kadar kalabalıktı ki aoe de eklenince bilgisayarımı ciddi kasıyordu. Zaman gelince havai fişekler patladı, herkes trade chati iyi yıllar dilekleriyle doldurdu, insanlar dans edip içki içmeye devam etti. O zamandan sonra hiç WoW'daki yılbaşını kaçırmadım(nasıl olsa bizden bir saat sonra giriliyordu oyunda yeni yıla).

TBC

Bir gün oyuna bir girmiştim ki login screen değişmiş. Classic zamanındaki efsane müzik de daha farklı bir şekilde bestelenip konmuş gibiydi ve çok sevmiştim. TBC sonunda çıkmıştı ama kutusunu bir türlü bulamıyordum, sanırım geldiği gibi bitmişti. Darkshore'daki limana eklenen yeni gemiye bineyim de Draenei yerine gideyim demiştim ama ek paketim olmadığım için oyun beni geri yollamıştı. Ayrıca Draenei ve Blood Elf ırkları gelmişti ama ben seçemiyordum, bu da benim oldukça kısıtlanmış hissetmeme neden oluyordu.

Sonunda oyunu buldum ve hemen yenilikleri keşfetmeye başladım. Bir dolu Draenei ve Blood Elf yarattım. Blood Elf ırkı keşke Alliance'ta olsa diye düşünüyordum, Draeneiler pek hoşuma gitmemişti. Karakter yaratma ekranında o kadar çok vakit harcıyordum ki yeni login screen müziği de aklıma kazınmıştı. Bu arada Classic ve TBC login screen müziklerinin çoğu WoW oyuncusu için olduğu gibi benim için de ayrı bir yeri vardır. Özellikle WotLK ek paketinden itibaren o müzikleri özler olmuştuk. TBC login screen müziğini de koyayım o zaman:


O yıl eşli dansta ve tiyatroda olduğumdan bayağı zamanım gidiyordu. Sanırım ikinci dönemin başlarındaydı, danstan çıkmış Armada'da Çin yemeği yiyordum ve bir yandan da Level'ın yeni sayısının ambalajını yırtıyordum. Sade ama havalı bir kapak yapmışlardı TBC için, aynı zamanda 10. yıl özel sayılarıydı ve LEVEL yazısı gümüş yaldızlı baskılanmıştı. O kapak da kafama kazınan şeylerdendir. Kapakta kocaman mor çekiçli bir Draenei diz çökmüştü ve "Yandık ki ne yandık!" yazıyordu. Sırf hatırlamayan veya bilmeyen varsa diye arayıp o sayının resmini buldum, buraya koyayım:

p6ydr.jpg


Bu arada Level dergisi de o aralar küçük hayatımın önemli parçalarındandı. O zamanlar WoW ile daha çok ilgileniyorlardı tabii, eskiden yazarları vs. de oynuyordu. Ne zaman olduğunu hatırlamıyorum ama TBC zamanları olabilir, Karazhan sunucusunda Berkant Akarcan guild falan kurmuştu. Undead mage oynuyordu sanırım, karakterinin adı aklımdaydı eskiden ama unutmuşum. Hatta hesabı hacklenmişti ve guild bank boşaltılmıştı ama bu WotLK zamanıydı. Neyse, ben de onlara katılayım diye orada da bir şeyler kasıp kasıp bırakmaya başlamıştım. Tuğbek, Göker, Berkant falan hep WoW oynuyordu. Uzun zamandır WoW ile ilgili geniş kapsamlı haberler yaptıklarını görmedim, en son WotLK çıkmadan önce kapsamlı bir yazı hazırlamışlardı sanırım. Zaten en az 2-3 yıldır içerikleri bana hitap etmediğinden bir oyun dergisi almıyorum.



#36 Nem.

Nem.

    Guild Forum Yetkilisi

  • Members
  • 834 İleti
  • LocationÇanakkale

Yazma tarihi: 03 Temmuz 2013 - 07:37 ÖÖ

Süper ya. :D Sırasıyla her birine artı basıcam bunların ben. :D Bugünlük olumlu oy kotamı doldurmuşum ne yazık ki. :D
  • 0

#37 Ezekeel

Ezekeel

    Genel Yönetici

  • Executives
  • 9.313 İleti

Yazma tarihi: 03 Temmuz 2013 - 09:09 ÖÖ

:D Sağol, devamı gelecek de TBC'de her şey çok karışıyor ve toparlayamıyorum bazı şeyleri zaman zaman.

#38 Egemeric39

Egemeric39

    Knight Lieutenant

  • Members
  • 591 İleti
  • LocationBatteground

Yazma tarihi: 27 Temmuz 2013 - 06:29 ÖS

Herhalde devamı yok :)
  • 0

For The Scourge ! 


#39 Ezekeel

Ezekeel

    Genel Yönetici

  • Executives
  • 9.313 İleti

Yazma tarihi: 28 Temmuz 2013 - 02:27 ÖÖ

Ya devamını yazarken o kadar çok şey olduğunu hatırladım ki çok karıştı, bir o kadar da unuttuğum var. :/ Bir ara şeedeceğim umarım löl.

#40 lycra

lycra

    First Sergeant

  • Members
  • 270 İleti
  • Locationİzmir

Yazma tarihi: 28 Temmuz 2013 - 03:20 ÖÖ

usta sen bir kitap filan çıkarsana ya, cidden çok iyi anlatmışın, sanki kendim yaşamışım olayları gibi okudum :) süper ya, ileride çoçuklarımıza anlatırız artık TBC yi
  • -2




0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı